Haber Detayı
Komisyon raporunda çare bulundu... Kayyuma 'umut hakkı' formülü... Şimdi ne olacak
Çarşamba günü toplanacak TBMM süreç komisyonunda ortak rapor oylanacak. Uzlaşı ile geçmesi beklenen raporla ilgili Odatv'nin edindiği bilgiler, sürecin ivme kazanacağına işaret ediyor.
TBMM çatısı altında kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çarşamba saat 11.00'de toplanacak.
Toplantının ana gündemi, komisyondaki partilerin el birliğiyle hazırladığı ortak rapor olacak.RAPORDA NELER YER ALIYOROdatv'nin edindiği bilgilere göre, rapor ile atılacak adımlar, terör örgütü PKK'nın "sözde değil özde" silah bırakmasına bağlı...
Aktarılanlara göre Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT), bu süreçte örgütün silah bırakıp bırakmadığını tespit ve teyit edecek.Radikal taleplerinden vazgeçmek zorunda kalan ve uluslararası camiada şımarıklıklarının cezasını çekerek yalnızlaşan Kandil ve DEM Parti ayak diretse de Suriye sahasında yaşanan olumlu gelişmelerin sürece ivme kazandırması bekleniyor.ASIL ŞİMDİ BAŞLIYORKulislerdeki hava, PKK'nın Suriye kolu SDG'nin, ABD'nin tepkileriyle ayaklarının yere bastığı ve Türkiye ile iş birliğinin öneminin anlaşıldığı yönünde.
Komisyon raporu kritik önem taşısa da devamında gelecek sürecin daha da önemli olduğu değerlendiriliyor.Ortak raporda, "umut hakkı" ve "kayyum" ifadeleri doğrudan yer almasa da içerik olarak bulunacak.
Raporun partilerin uzlaşı ile kabul edilmesi sonrası, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) vurgulu infaz düzenlemesi ve yasal adımlar Meclis'e gelecek.Süreçle ilgili yine iletişim strateji değişikliğinin de gündeme gelmesi bekleniyor.
Üst taraflarda uzlaşı olmasına rağmen süreçle ilgili kafası karışık tabanın ikna edilmesi için çalışma yapılması olasılığı da gündemde.ODATV YAZDI RAPOR DOĞRULADITaslak raporda en çok konuşulan "umut hakkı' ve kayyum uygulamalarına karşılık gelen maddeler ortaya çıktı.
Odatv'nin geçen ay yazdığı ve "umut hakkı başlığı olmayacak ama umut hakkı olacak" bilgisini doğrulayan raporun "AİHM ve Anayasa Mahkemesi Kararları" başlığı altında şöyle denildi:"Anayasamıza göre Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağladığı konusundaki herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.Türkiye’nin zorunlu yargı yetkisini kabul etmiş olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarını icra etme oranı yaklaşık yüzde 90’dır.
Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin kararları icra etme oranı ise yaklaşık yüzde 80’dir.
Bu yüksek orana rağmen Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti olma niteliğini perçinleme hususunda AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmasının önemi ortadadır.
AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mevcut mekanizmalar güçlendirilmeli, ayrıca etkili ve yeni mekanizmalar oluşturulmalıdır.
Kararlara uyumun sağlanması çerçevesinde idarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engellerin kaldırılması önerilmektedir."İNFAZ DÜZENLEMESİ YOLDAYine Odatv'nin haberinde infaz düzenlemesi ile hukuki adımların atılacağına dair bilgisini de teyit eden raporda "Yargılama ve İnfaza İlişkin Düzenlemeler" maddesi yer aldı.
Taslak raporda, "Yargılama ve İnfaza İlişkin Düzenlemeler" başlığı altında ise öneriler şöyle yer aldı:"İnfaz mevzuatının AİHM ve AYM içtihatları ile tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler bağlamında gözden geçirilerek infaz adaletini esas alan bir temelde yeniden ele alınması önerilmektedir.Özellikle mahkumların infaz süreçlerinin koşullu salıverilme şartları ile infaz süreleri de dahil olmak üzere ceza hukukunun evrensel ilkeleri kapsamında daha adil, daha eşitlikçi ve daha bütüncül bir yaklaşımla ele alınması düşünülmelidir.Hasta ve yaşlı tutuklu ve hükümlüler için yaşam hakkının her hakkın önünde olduğu gerçeği göz önüne alınarak infaz ertelemesi müessesesi değerlendirilmelidir.Cezaevleri idare ve gözlem kurullarını yapısı ve karar süreçleri uygulamadaki aksaklıklar tespit edilerek gözden geçirilmelidir.Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde ve AİHM ile AYM’nin yerleşik içtihatları doğrultusunda tutuksuz yargılamanın tüm yargısal süreçlerde esas alınmasına özen gösterilmelidir.
Kanundaki tutuklama şartlarına bağlı kalınarak tutuklamanın istisna olduğu ilkesine uygun biçimde mevzuat gözden geçirilmelidir."Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi binasıDÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ VURGUSURaporda, “Hak ve Özgürlüklerin Genişletilmesi ile İlgili Düzenlemeler" başlığı altında öneriler şöyle sıralandı:Doğuştan gelen, dokunulamaz ve devredilemez nitelikteki, insan onurunun vazgeçilmez bir parçası olan temel hak ve özgürlüklerin tam ve eksiksiz kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması hedefiyle mevzuat gözden geçirilmelidir.Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun hak ve özgürlükleri genişletecek ve hakkın özünü muhafaza edecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir.Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, etkinliği artırılacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır.Şiddet içermeyen hiçbir fiil, terör suçu olarak nitelendirilmemeli ve ifade özgürlüğü kapsamında olması gereken eylemler terör suçu sayılmamalıdır.
Bu bağlamda Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve ilgili mevzuatın kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde ifade özgürlüğünü güçlendirecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.Şiddet çağrısı, nefret söylemi ve terör propagandasıyla etkin mücadele sürdürülürken hukuki sınırlar içinde kalan her türlü eleştiri, itiraz ve talebin demokratik yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak korunduğunu gözetmek ve temin etmek maksadıyla basın ve yayınla ilgili kanunlar gözden geçirilmelidir.Haberleşme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
Bu hükme bağlı olarak uygulamada basın özgürlüğünü sınırlayıcı sonuçlar doğuran yasalar hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri çerçevesinde yeniden ele alınmalıdır.
Demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsunlarından olan siyasi partilerin kurumsal kimliklerinin korunması esas alınarak eksik ve yanlış uygulamalar gözden geçirilmelidir.Siyasi Etik Kanunu’nun hazırlanması önerilmektedir."SİYASİ PARTİLER KANUNUTaslak raporda, "Şeffaflık, demokratik katılım, parti içi demokrasi, çoğulculuk ve temsilde adalet ilkeleri doğrultusunda Anayasa’nın 79. maddesi çerçevesinde genel yargısal süreçler ile seçim yargısının belirlilik ve kanunilik ilkelerine uygun şekilde düzenlenmesi amacıyla yeni bir Siyasi Partiler Kanunu ile yeni seçim kanunlarının, siyasi partilerin uzlaşısı ile hazırlanması önerilmektedir" ifadelerinin, raporun ek kısmına konulması görüşü öne çıktı.KAYYUM YOK AMA...
Taslak raporda, "kayyum" ile ilgili düzenlemeye ilişkin önerilerde de bulunuldu.
Taslak raporun, "Yerel Yönetimler" ile ilgili bölümünde şu öneriler sıralandı:"Demokratik siyaset zeminini güçlendirmek amacıyla idari sistemin ‘daha demokratik ve hukuk standardı daha yüksek’ bir şekilde organize edilmesi mümkündür.Anayasa'dan kaynaklanan idari vesayet yetkisinin demokratik toplum gereklerine uygun olarak kullanılması, başkanın kanunda yer alan sebeplerle görevden el çektirilmesi durumunda sadece Belediye Meclisi tarafından seçim yapılması hususunda mevzuatın düzenlenmesi önerilmektedir."DEMOKRATİKLEŞME ADIMLARIRevize edilen taslak raporun, “Demokratikleşme ile İlgili Öneriler” başlıklı bölümünde, Türkiye’in demokratik standartlarının yükseltilmesi amacıyla atılması gereken adımlara ilişkin öneriler sıralandı.
Taslak raporda, şöyle denildi:"Güvenlik bir toplumsal ve siyasal ortam demokrasinin eksiksiz ilerleyebilmesi standartlarının yükseltilmesi ile kurumsallaşmasının ön koşuludur.
Keza demokrasi, özü gereği fikirlerin eşit koşullarda ve özgür bir ortamda serbestçe ifade edilebildiği bir kamusal alanın varlığını gerektirir.
Silah, şiddet ve teröre dayalı yöntemler, siyasal tartışmayı işlevsiz hale getirdiği gibi sorunların demokratik zeminde tartışılarak çözülmesini de zorlaştırır.
Bu nedenle hakaret, tehdit gibi suç unsuru içermeyen her türlü düşüncenin ifade edilebildiği, karşılıklı saygı ve hoşgörü çerçevesinde zor ve hassas konuların dahi müzakere edilebildiği bir siyasal ortamın oluşturulması temel bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır.Bu yaklaşım toplumsal bütünlüğün korunması ve güçlendirilmesi açısından da belirleyici bir rol oynamaktadır.
Ancak bu çerçevede toplumsal bütünlüğün güçlendirilmesi, bireylerin tek tip düşünce ve kimlikler etrafında şekillendirilmesi anlamına gelmemektedir.
Ortak demokratik değerler zemininde farklı görüşlerin bir arada var olabildiği, çoğulculuğun korunarak siyasal rekabetin sürdürüldüğü, bir yapıda toplumsal bütünlük güçlenir.
Söz konusu anlayış farklılıkların çatışma unsuru değil toplumsal çeşitliliğin doğal bir parçası olarak kabul edildiği, düşüncelerin barışçıl yöntemlerle ifade edildiği ve siyasal katılımın şiddetin reddedilerek gerçekleştirildiği bir demokratik perspektifi ifade etmektedir.
Bu husus, sürecin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların ikincil düzenlemelerle somutlaştırılması, yetki karmaşasının önlenmesi ve idari uygulamada yeknesaklığın sağlanması bakımından gerekli görülmektedir.
Yürütme tarafından bu konuda hazırlanacak raporların TBMM’ye sunulması gerekli görülmektedir."Taslak raporda, "Süreçte Görev Alanlara Yasal Güvence Sağlanması" başlıklı bölümde, "Yürütülen süreçte görev alanlar Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun toplantılarına iştirak edip görüş öneri ve değerlendirmelerde bulunanlar ile komisyon çalışmalarında yer alanlar ve görevlilerin faaliyetlerinin yasal güvenceye kavuşturulması önerilmektedir" ifadeleri yer aldı.UÇUM: FETÖ İÇİN EN ERKEN 2046Öte yandan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, "umut hakkı tartışmasında netleştirilmesi gereken bazı hususlar" isimli bir analiz kaleme aldı.Yazısında, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in fitilini ateşlediği FETÖ affı tartışmalarına değinen Uçum, mevcut yasaya göre müebbet ve süreli hapis cezası alanların şartla salıverilme imkânına sahip olduğunu, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların ise kapsam dışında olduğunu belirtti.Uçum, "umut hakkı" düzenlemesi yapılması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet cezası alan FETÖ mensuplarının en erken 2046’ya, en geç 2056’ya kadar ceza çekmeleri gerektiğini ve iyi hâlli olmaları durumunda şartla salıverme imkânından yararlanabileceğini ifade etti.
Devamında Uçum, Meclis'in bu düzenlemeyi terör örgütleriyle sınırlı yapabileceğini ve böylece FETÖ dahil diğer örgütlerin kapsam dışında kalabileceğini belirtti.Odatv.com