Haber Detayı
Film gibi hayatlar
Film gibi hayatlar
Türkiye’nin kültür-sanat kanalı TRT 2 zaman zaman yaptığı programlar ve de kimi konuklarıyla eleştiri oklarını üzerine çekse de son yıllarda yayımladığı kapsamlı kitaplarla da bir boşluğu doldurmasıyla dikkatleri üzerinde topluyor.
Bir TV kanalının görsel medyanın yanı sıra yazılı medyanın -ya da yayın dünyasının- alanına yönelmesi, elbette ki bu coğrafyada benzerlerine pek rastlanmayan önemli bir girişim.
Yayın dünyasının krizde olduğu bir dönemde bu tür girişimler yalnızca bir boşluğu doldurmakla kalmıyor, onun da ötesinde kültür-sanat alanındaki bir belleğin de gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir görev üstleniyor.
Geçen yıllarda Alev Alatlı’nın “İhmal Edilebilir Nasihatler” ile Teoman Duralı’nın “Felsefe Söyleşileri”ni yayın yaşamına armağan eden kanal, bu kez de yine kendi programlarından kitaplaştırdığı Hülya Koçyiğit’in “Film Gibi Hayatlar” ile Doğan Hızlan’ın “Karalama Defteri” ile bu programlarından derlenen kitap yapımlarına devam ediyor.
Sanırım bir tür sözlü tarih türünü içeren bu kitaplar önümüzdeki yıllarda da devam ettirilecek. “Film Gibi Hayatlar” bilindiği gibi sinemamızın starlarından Hülya Koçyiğit’in yaptığı programın adı.
Nitelik ve nicelik olarak ekranlardaki sinema programlarından farklı bir çizgi izleyen bu program konuklarıyla güncelliği -ya da güncelliğe denk düşen konuklarıyla- bir çeşit kültür-sanat ansiklopedisi özelliğini taşıyor.
Çünkü bu programda yalnızca sinema sanatçıları değil, dizi, tiyatro ve diğer sanat dallarındaki sanatçılar da konuk edilip bir çeşit dünden bugüne çeşitli dönemlerin sanat haritasının sınırları çiziliyor.
Böylece bu programları izleyenler bir yandan kendi geçmiş yaşam kurgularında var olanlara duyduğu özlemlerini giderirken, o dönemleri yaşları gereği tanımı şansını elde edemeyen genç kuşaklar ise bir çeşit geçmişe olan özlemlerini nostaljik bir tat alarak izleme şansını elde ediyorlar.
Yani her yaştan, her kültürden, sanatın her dalından izleyeni olanı hem güncel hem çağdaş hem de nostaljik esintiler içeren birinci elden anılarla oluşan bir program.
İki ciltten oluşan “Film Gibi Hayatlar” ekranlardaki görüntülerin/sohbetlerin/anıların kelimelere dönüşmüş hali.
Tabii ki Koçyiğit’in bu programlarda ağırladığı konuklardan kitaba konu olanlar hem sayı hem de içerik olarak bir seçkiden geçmiş.
Ancak yine de iki cildin toplamı 1000 sayfanın üzerinde.
Kimler yok ki kitapta… Onlarca kişi… Sayarsam inanın bir değil birçok eksik olur.
Hepsi Hülya Hanım’ın sorularına içtenlikle yanıt vermiş.
Yani sinemamızın geçmişine yönelik birinci elden tanıklıklar… Kitap, bir yanıyla bir başvuru kitabı, diğer yanıyla da bir çırpıda okunan bir roman gibi… Kahramanların hepsi de tanıdık… Kitabın tek hüzün veren yanı ise bu söyleşiden sonra aramızdan ayrılanlar.
Ya da sinemamızın tarihini anlatırken kendileri de bu tarihin bir parçası olanlar.
Kitap da bu tarihin bir çeşit taşıyıcısı.
Diğer kitap ise edebiyatımızın duayen isimlerinden Doğan Hızlan’ın “Karalama Defteri.” Bu kitap da tıpkı Hülya Hanım’ınki gibi uzun süren aynı adlı programdan yapılan seçkilerden oluşuyor.
İlkindeki sinemacıların yerini bu kez edebiyatçılar alıyor.
Bu seçkide yer alanları saymak bile ayrı bir uğraş.
Kitabın sayfaları arasında dolaşırken bu alana hizmet etmiş bir sanatçının anılarla zenginleştirilmiş yaşamlarına tanıklık ediyorsunuz.
Antoloji niteliğinde bir derleme.
Her iki kitabı da yalnızca bir anı, bir sohbet kitabı olarak değerlendirip tanımlamak sanırım biraz eksik kalır.
Bu kitaplar deyim yerinde ise duayen sanatçılar tarafından büyük bir emek ve sabrın sonucunda oluşturulan bir çeşit sözlü tarihler olup hem geçmişe hem de güncele bir not düşmek, dahası, geçmişin belleğini geleceğe taşıma misyonunu üstleniyor.
Dileriz ki hem bu kitapların bundan sonraki serüveni, hem de benzeri programların kitapları yapılarak bir gelenek oluşturularak literatürümüz zenginleşerek belleğimiz canlı tutulsun Çünkü belgesiz ve de belleksiz kalan toplumlar tarihsiz kalır…Her iki kitaba konu olan programların zaman içinde konuğu olduğum için ise kendimi biraz şanslı hissediyorum…