Haber Detayı

Verimli toprak, bilinçli üretim ve iklim kriziyle mücadele için: Onarıcı tarım
çevre cumhuriyet.com.tr
18/02/2026 04:00 (2 saat önce)

Verimli toprak, bilinçli üretim ve iklim kriziyle mücadele için: Onarıcı tarım

Endüstriyel tarımın yıprattığı toprak ekosistemine karşı geliştirilen onarıcı tarım modeli; organik madde ve mikrobiyal canlılığı artırarak toprak sağlığını yeniden tesis etmeyi hedefliyor. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi İbrahim Ortaş, kâr odaklı üretim anlayışı yerine ekosistemin sürdürülebilirliğini merkeze alan bütüncül bir yaklaşım gerektiğini vurguluyor.

Toprağın “canlı bir ekosistem” olduğu 1990’lı yılların sonunda geç de olsa fark edildi.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında küresel ölçekte tarımsal talep arttı.

Tarımda verimi artıran mekanizasyon, kimyasal gübre ve pestisit kullanımı bu ihtiyacı karşılamada büyük fayda sağladı.

Ancak aynı zamanda da bu “canlı ekosistemi” yıprattı, yordu.

Bu farkındalık, akabinde “Ne yapmalı” sorusunu da beraberinde getirdi.

Onarıcı tarım, mineral bileşenler dışında yeterli sayıda mikroorganizma ve bitkiye ihtiyaç duyulan toprak için en yapıcı çözümlerin başında geliyor.

Çünkü mikro canlılık ve onları besleyecek organik madde oranının yüzde 3’ün üstünde olmadığı bir toprakta ekosistemden bahsetmek mümkün değil.

Toprak, su ve hava kalitesini iyileştiren, biyolojik çeşitliliği artıran ve iklim değişikliğiyle mücadeleye yardımcı olan onarıcı tarım modeli, bir yandan besleyici ve nitelikli gıda üretimi yaparken, bir yandan da toprak ekosistemini iyileştiren ve zenginleştiren yöntemleri içinde barındırır.

Bu modelin önceliği; üst toprak yaratma, biyoçeşitlilik artışı, su döngüsünde iyileşme, ekosistem hizmetlerinde zenginleşme, tarımsal üretimde kullanılan toprağın sağlık ve niteliğinde artış ve karbon gömme kapasitesinin artırılması yoluyla iklim değişikliğine karşı mücadeledir. ‘BOZULAN DENGEYİ DÜZELTMEK MÜMKÜN’ Doğanın taşıyıcı dinamosu olan toprağın; içerdiği mineraller, organik maddeler ve yararlı organizmalar ile tam bir sağlık üretim sistemi olduğunu söyleyen Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof.

Dr.

İbrahim Ortaş, “Toprak sağlığını iyileştirmek için başta organik madde, mikrobiyal aktivite ve toprak yapısındaki şekillenmeye bağlı olarak su-besin elementi tutma kapasitesinin sağlanmış olması gerekir” dedi.

Yeryüzünde kayaçların üzerinde ayrışan ve bitki ve su gibi aktif faktörlerce şekillendirilen toprakların birbirlerinden farklı olduğunun altını çizen Ortaş, “Bu koşullarda biyoçeşitliliği olan, organik maddesi yüksek toprakların olduğu ortamda bitkilerin gelişmesi için besin elementi, enzim, vitamin ve antibiyotik gibi hizmetler daha çok sağlanmakta.

Karbon tutulumunu ve iklim dayanıklılığını güçlendirmektedir.

Toprakta yağışlara bağlı su döngüsü optimize edilerek ekosistem hizmetlerini yüksek derecede desteklemektedir” ifadelerini kullandı.

BİLİMSEL İLKELERE UYGUNLUK “Bu bağlamda öncelikle toprak yapısını kısa sürede bozan, toprakların işlevlerini azaltan girdilerin ve yönetimlerin anlaşılması ve bunların alternatifleri bilimsel ilkelere uygun belirlenmelidir” uyarısında bulunan Ortaş, insanın kısa sürede daha fazla gıda elde etmek için başlattığı endüstriyel tarım sisteminin iflas ettiğini belirtti. ‘ÖNCELİK TOPRAK’ “Artık klasik sürdürülemeyen tarımsal üretim yaklaşımlarının ötesine geçerek toprak ve ekosistem sistemlerini yeniden canlandıran bütüncül bir paradigma değişimine gereksinim doğmuştur” tespitinde bulunan Ortaş, “Onarıcı toprak sistemi ile değişik bitkilerin toprak ile ekosistem işleyişi içinde uygulanabilmesiyle toprak yeniden sağlığına kavuşabilir” dedi.

İbrahim Ortaş Ortaş, sözlerine şöyle devam etti: “Bunun için ciddi, kâr ve daha fazla verim anlayışı yerine doğaya uygun toprağın biyolojik kapasitesine uygun bir düşünceyi benimsemek gerekiyor.

Bilimin bilgi ışığında toprak-bitki yöntemleri ile toprakların sağlığının korunması sağlanabilir.

Onarıcı toprak-tarımın yaklaşımı içinde hem teorik çerçevesini hem de uygulama kapasitesini belirleyen temel disiplin olarak ekosistemin sürdürülebilirliği mümkün olabilecektir.” BAŞLICA ONARICI TARIM TEKNİKLERİ: BÜTÜNLEŞİK BAKIŞ Onarıcı tarım, konuyu yalnızca üretim odaklı değil, bütüncül bir biçimde ele alır.

Bu model, üretimin öncesinden üretim sonrası pazarlama aşamasına, son yıllarda giderek ayrışan hayvancılığın yeniden entegrasyonuna kadar tüm bileşenleri bütünsel olarak değerlendirir, planlar. - Toprak işlemesiz tarım: Geleneksel tarım yöntemlerinden farklı olarak toprağı sürmeden yapılan bu yöntemle, toprak yapısının korunması, su tutma kapasitesinin artırılması ve erozyonun azaltılması amaçlanır.

Bu yöntemde geleneksel sürme işlemi ortadan kalktığı için yakıt tüketimi ve işgücü ihtiyacı azalıyor.

Toprak yüzeyine olan müdahale en aza indiği için erozyon riski de azalırken bu sayede oluşan organik madde miktarının artışıyla toprak verimliliği de artıyor.

İşlenmemiş toprağın su tutuşunun daha yüksek olması, kuraklık döneminde bitkilerin daha iyi beslenmesini sağlar. - Organik yıllık ve çok yıllık mahsul üretimi: Onarıcı tarım, organik ürünleri önceler.

Organik tarım, zehirli pestisit kullanımını azaltır, tarım işçilerinin sağlığını korur, çiftliklerin sürdürülebilirliğini artırır, biyoçeşitliliği artırır, su kalitesini korur, yerel gıda güvenliğini artırır ve aşırı hava olaylarına karşı direnç oluşturur. - Kompost: Bitkisel ve hayvansal atıkların karıştırılarak çürütülmesiyle hazırlanan bir çeşit gübre olan kompost, yapısında organik maddeler bulunduğu için doğal gübrenin yerini tutmasa da tarımda toprağın beslenmesi açısından oldukça yararlıdır.

Toprağa verim kazandıran ve toprağın pH dengesini korumasına yardımcı olan kompost; satın alınarak kullanılan hazır gübrelerin aksine, evsel atıklar ve mutfak atıkları kullanılarak evde de hazırlanabilmektedir. - Biyokömür: Onarıcı tarımda önemli bir yer tutan toprağı biyokömür ile iyileştirme, çok eski dönemlere dayanan bir yöntemdir.

Fiziksel ve kimyasal yapısı sayesinde, nemi, besin maddelerini ve tarım kimyasallarını çekme ve tutma konusunda çok yetenekli olan biyokömür, azot ve fosfor gibi tutulması zor besin maddelerini bile tutar.

Biyokömür ayrıca yüzey alanı ve karmaşık gözenek yapısı sayesinde (Bir gramı 1000 metrekareden fazla yüzey alanına sahip olabilir), mikroorganizmalar ve mantarlar için güvenli bir yaşam alanı sağlar. - Dönüm hattı tasarımı: Onarıcı tarım tekniklerinden olan dönüm hattı (Keyline) tasarımı, 1940'lı yıllarda, Avustralya’da yaşanan kuraklık sonucunda Avustralyalı çiftçi ve mühendis P.

A.

Yeomans tarafından 1950’li yıllarda ortaya çıkarılan bir yöntemdir.

Bu yöntem; çeşitli ortamlarda ve iklimlerde sürdürülebilir bir tarım yaratmaya yönelik bütüncül yönetim ve insan yerleşimlerini doğada bulunan ilkeler ve sürdürebilirlik fikrine göre tasarlamayı bir araya getirir.

Bir arazi parçasının su kaynaklarının faydalı kullanımını maksimize eden bu peyzaj tekniğinde dönüm hattı yoldaki suyun doğal akışıyla ilgili belirli bir topografik özelliği ifade eder.

Dönüm hattı tasarımı, su kaynaklarının kullanımını optimize etmek için kırsal ve kentsel peyzajları geliştirmeye yönelik bir ilke ve teknikler sistemidir. - Ekolojik su kültürü: Türkiye için yeni bir kavram olan “Ekolojik su kültürü” de onarıcı tarımda önemli bir yer tutar.

Su kültürü, bitkinin tamamen suyun iletkenliğinden faydalanılarak yapılmış bir üretim şekli olarak tanımlanırken verilen besin maddeleri bitkiler tarafından hızlı bir şekilde absorbe edilip kullanılmasını sağlar.

Böylece üretim hızlı bir şekilde devam eder ve yetiştiriciliğin tamamı teknik bilgiye dayandığı için yetiştiriciliğin düzgün ve kontrollü bir şekilde yapılmasının zeminini oluşturur. - Tarımsal ormancılık: Onarıcı tarımın önemli bileşenlerinden olan tarımsal ormancılık, ağaçları ekinleri veya meralarla bütünleştiren bir arazi kullanım yönetim sistemidir.

Bu tanımlamanın kökeninde ise biyolojik çeşitlilik için yaşam alanı sağlayan, kuraklığa yakın koşullarda dahi saman ve tahıl gibi mahsullerin büyümesine yardımcı olan ve nem oranını artırıcı özelliğe sahip ağaçlar arasında tarım ve hayvancılık eylemlerinin gerçekleştirilmesi yatıyor.

Bu yöntem aynı zamanda doğal orman yangınlarının azalmasına da doğrudan katkı sağlıyor.

EKOSİSTEMİ KORUYOR İKLİM KRİZİYLE MÜCADELEYE YARDIMCI OLUYOR

İlgili Sitenin Haberleri

BRICS Yazarlar cumhuriyet.com.tr
2 saat önce

BRICS