Haber Detayı
Gözlerimizi kapatmayalım Orhan Veli’nin doğduğu ev satılıyor
EDEBİYATÇILARIN, sanatçıların, doğdukları, yaşayıp ürettikleri evlerinin yaşatılmasının kültürel hafızanın korunması, gelecek nesle aktarılması için ne kadar önemli olduğunu söylemeye gerek yok. Ne yazık ki bunun tem tersi örneklerle karşılaşıyoruz sık sık.
Son olarak Türk şirinin en önemli akımlarından Garip’in kurucularından Orhan Veli Kanık’ın Beykoz’da doğduğu ev satışa çıkartıldı.Gazeteci Adil Bali, sosyal medya hesabı Instagram’dan yaptığı paylaşımla Türk şiirinin hafızasında önemli bir yer tutan tarihi binanın ahşap bedenine satılık tabelasının asıldığını duyurdu.Evin daha önce çektiği bir fotoğrafını da paylaşan Bali “Beykoz’da, 13 Nisan 1914 sabahına tanıklık eden o ahşap köşkün kapısında bugün mahcup bir tabela var: Satılık.
Satılan bir ev mi, yoksa İstanbul’un hafızası mı?
Bu yapı yalnızca bir mülk değil; şiirin, çocukluğun ve bir şehrin hatırasıdır.
Orhan Veli’nin doğduğu ev satılıyor.
Gözlerimiz kapalı mı?” diye yazdı.İSTANBUL’UN ŞİİRİNE AİTAdil Bali Beykoz’a her gittiğinde mutlaka bu sokağa uğrayıp evi görmek istediğini, son olarak binada satılık tabelasını görünce içinin sızladığını, evin yaklaşık 80 milyon lira bedelle satışa çıkarıldığını söyledi.Adil Bali kişisel blogunda da duygularını şöyle dile getirdi: “1914 yılının bir nisan sabahında, Beykoz Yalı Mahallesi’nde dünyaya geldiği ahşap köşkün bugün satılık olduğu haberi, yalnızca bir emlak ilanı değildir; İstanbul’un hafızasında açılan yeni bir gediktir.
İshak Ağa Caddesi’nin alt başında, ilk bakışta mütevazı görünen o yapı; şiirle yoğrulmuş bir çocukluğun, Boğaz’a karışan ilk hayallerin ve henüz adı konmamış bir edebiyat devriminin sessiz tanığıdır.
Duvarındaki ‘Bu evde doğdu’ yazısı, aslında bir hatırlatma levhasıdır:Bir şairin doğduğu yer, yalnızca bir adres değil, bir kültürün başlangıç noktasıdır.Bugün üç katlı, bahçeli, Osmanlı sivil mimarisinin izlerini taşıyan bu köşk; panoramik manzarası, tarihî kimliği ve tescilli yapısıyla yeni sahibini arıyor.
Oysa mesele bir ‘sahip’ bulmak değil, bir emaneti korumaktır.
Çünkü bu ev, yalnızca bir aileye değil, İstanbul’un şiirine aittir.”Adil Bali’nin bu paylaşımı sosyal medyada büyük bir ilgi gördü.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, İstanbul Valiliği’nin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ya da Beykoz Belediyesi’nin binaya sahip çıkması, onarım yapıldıktan sonra Orhan Veli Müze Evi’ne dönüştürülmesi gerektiği yönünde yorumlar yapıldı.Beykoz’daki İshak Ağa Caddesi’nde bulunan üç katlı ahşap evi Orhan Veli’nin dedesi satın almıştı, anneannesine aitti.
Aile 1930’lu yılların başına kadar burada yaşadı.
Orhan Veli, abisi Adnan Veli ve arkadaşları evin bahçesinde bütün mahalleliyi toplayıp Fransız yazar Moliere’den piyesler oynuyorlardı.
Kız kardeşleri Firuzan Yolyapan da kuliste onlara yardım ediyordu.
Bina Kanık Ailesi’nin taşınmasından sonra satıldı.
BİNAYA PLAKET ÇAKILIP KİTAP YAZILDIGazeteci Nâzım Alpman’ın verdiği bilgiye göre Orhan Veli ile Beykoz arasında bulunan bağlar ve evin tespiti 2004-2009 yılları arasında Beykoz Belediye Başkanı olarak görev yapan Muharrem Ergül döneminde ortaya çıkarıldı.
Orhan Veli’nin doğduğu bu eve “Orhan Veli 13 Nisan 1914’te bu evde dünyaya geldi” yazılı bir pirinç tabela çakıldı.
Ardından Doç.
Dr.
Yılmaz Taşçıoğlu’nun hazırladığı ‘Türk Şiirinde Bir Garip Adam: Orhan Veli Kanık’ kitabı Beykoz Belediye Yayınları arasından çıktı.“İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı” diyerek bu kentin en güzel şiirlerine imza atan Orhan Veli’nin gözlerini açtığı ev onun adını taşıyan bir edebiyat müzesine dönüştürülemez mi?
EKRANDAN KİTABAUSTAMIZ Doğan Hızlan’ın hazırlayıp sunduğu ‘Karalama Defteri’, Türkiye’nin en uzun soluklu kültür sanat programı.
Geçmişte bir dönem katkı sunduğum program kültür sanat dünyasının sadece nabzını tutmuyor, belleğini de oluşturuyor.
TRT 2’nin başlattığı ‘TRT 2 Kitaplığı’ projesiyle programın içeriği şimdi yazılı olarak da kayda geçti.TRT 2 Kitaplığı projesi kanalın ürettiği kültür-sanat birikimini kitaplaştırarak sanat ve düşünce dünyasının referans isimlerinin birikimini kalıcı hale getiriyor.Alev Alatlı ve Prof.
Dr.
Teoman Duralı’nın kitaplarıyla başlayan yayıncılık projesi şimdi de Doğan Hızlan’ın ve Hülya Koçyiğit’in kitaplaşan programlarıyla devam ediyor.Başta Türk sineması ve televizyonculuğu olmak üzere başlayan kütür, sanat dünyamızın öncü isimleriyle söyleşilerin yer aldığı Hülya Koçyiğit ile ‘Film Gibi Hayatlar’ ve Doğan Hızlan’ın konuklarıyla söyleşiler yaptığı ‘Karalama Defteri’ programları böylece kalıcı birer esere dönüştü. ‘Film Gibi Hayatlar’ ve ‘Karalama Defteri’ kitapları, 12 Şubat Perşembe akşamı Rami Kütüphanesi’nde TRT Genel Müdürü Prof.
Dr.
Mehmet Zahid Sobacı’nın ev sahipliğinde özel bir gece ile tanıtıldı.Şu anda 4 kitaptan oluşan TRT 2 Kitaplığı’na okurlar TRT Market üzerinden ulaşabilirler.