Haber Detayı

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Son Kez Toplandı... İskender Bayhan: Mevcut Haliyle Onay...
Güncel haberler.com
18/02/2026 13:54 (3 saat önce)

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Son Kez Toplandı... İskender Bayhan: Mevcut Haliyle Onay...

Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplantısında yaptığı konuşmada "Sonuç olarak rapor taslağını mevcut haliyle onaylamamız partimiz açısından mümkün değildir. Onun için hayır oyu kullanacağız. Bunun gerekçelerini daha ayrıntılandırabiliriz. Ancak eklerde yer alan parti raporumuzun kapsamı bu açıdan yeterlidir diye düşünüyoruz" dedi.

(TBMM) - Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplantısında yaptığı konuşmada, "Sonuç olarak rapor taslağını mevcut haliyle onaylamamız partimiz açısından mümkün değildir.

Onun için hayır oyu kullanacağız.

Bunun gerekçelerini daha ayrıntılandırabiliriz.

Ancak eklerde yer alan parti raporumuzun kapsamı bu açıdan yeterlidir diye düşünüyoruz" dedi.TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında bugün 21'inci ve son kez toplandı.

Toplantıda, ortak raporun oylanmasının ardından komisyonun görevi sona erecek.

Toplantıda söz alan Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, şunları söyledi:"Rapor taslağının değerlendirmesini, İmralı süreci ve komisyon çalışmalarının toplamı üzerinden kimi önemli hususların altını çizerek yapmanın yararlı olacağı kanaatindeyiz.

Bilindiği gibi, işçilerin, emekçilerin çıkarlarını savunan bir parti olarak komisyonda yer aldığımızı sürecin en başından beri vurguladık.

Kuruluşundan bu yana komisyon çalışmalarında Kürt sorununun barışçıl, demokratik çözümünü savunduk.

Bunun için atılması gereken somut adımları dile getirmeye çalıştık.

PKK'nin fesih ve silah bırakma kararını da bunun bir dayanağı olarak gördük.

Türk ve Kürt uluslarından bütün işçi sınıfımıza ve emekçilere karşı sorumlu bir tutumla hareket etmeyi esas aldık.

Komisyon çalışmalarına katılan ve grubu olmayan partilerin karar alma süreçlerine katılımındaki anti demokratik tutumu eleştirdik.

Bu anti demokratik tutum ne yazık ki rapor yazım sürecinde de devam etti.

Talep ettiğimiz halde rapor yazım grubunun çalışmalarına katılamadık.

Raporun taslak halini ise iki gün önce alabildik." "Silah bırakma ve yapılacak yasal düzenlemelere ilişkin öncelik ve eş zamanlılık bağıntısı rapora çelişkili bir şekilde yansıyor" Hazırlanan rapor taslağının yedi başlığından özellikle ilk beşi, komisyonun bugüne kadarki çalışmalarının ortaya çıkardığı birikimden oldukça uzak bir içeriktedir.

Esas olarak Saray rejiminin ideolojik-politik hattını ve AKP-MHP tarafından sunulan raporların yaklaşımını yansıtıyor.

Bu beş başlıktan oluşan bölümlerin yerine, komisyon başkanının görevlendirdiği uzmanlar tarafından hazırlanan analiz raporunun konulması bile daha gerçekçi olurdu.

Bu durum, altıncı ve yedinci başlıklardaki sınırlı ve tartışmaya açık önerileri de gölgede bırakıyor.

Dahası bu bölümler arasında tutarsızlığa da neden oluyor… Örneğin silah bırakma ve yapılacak yasal düzenlemelere ilişkin öncelik ve eş zamanlılık bağıntısı rapora çelişkili bir şekilde yansıyor.

Beşinci başlığın ikinci ve üçüncü paragrafı ile altıncı başlığın ikinci alt başlığının ilk iki paragrafı bunu somut olarak gösteriyor. "Türk'ün gururu her vesile ile gözetilirken, Kürt'ün onuru kardeşlik tarihi ve kardeşlik hukuku içerisine sıkışıp kalıyor" Raporda, Kürt sorunu ifadesi bir kez bile geçmiyor.

Problem deniyor, sorun deniyor, mesele deniyor, kök nedenler var deniyor ama sorunun adı ve nedenlerin kendisi yok.

Yetmiyor, bir de terör sorunu ve terörsüz Türkiye asıl hedef olarak ifade ediliyor.

Bırakalım anadilde eğitimi, anadil hakkı bile kavram olarak geçmiyor.

Üstü örtük bir şekilde ifade ediliyor.

Ama aksi yönde bir ifade, ihtiyaç olmadığı halde Türkçenin resmi dil statüsü özellikle vurgulanıyor.

Bütün ulusal inkar ve baskı politikalarına, türlü provokasyonlara rağmen Türk ve Kürt halklarının kardeşlik duygusu bozulmamıştır.

Halklar düşmanlaştırılamamıştır.

Ancak bu gerçek, Türk ve Kürtlerin eşit haklara dayalı, bir arada, barış içerisinde yaşaması konusunda devlet yönetiminin ve hükümetlerin bugüne kadar izlediği yanlış politikaları ortadan kaldırmıyor.

Her şeyi sadece terör parantezine alarak izah etmek doğru değildir.

Ülkeyi de ilerletmez.

Bunun içinde faili meçhul cinayetler, gözaltında kayıplar, yargısız infazlar vb. halka karşı işlenmiş suçlara ilişkin tek bir cümle bulunmaması rapor taslağında önemli bir eksikliktir.

Komisyon dinlemelerinde, dün ve bugün iktidar temsilcisi konumundaki kurum ve kişilerin bizzat ifadelerine rağmen, devlet ve hükümetlerin yanlış politikalarına ilişkin eleştirel ya da özeleştirel tek bir cümle bile raporda yer almıyor.

Türk'ün gururu her vesile ile gözetilirken, Kürt'ün onuru kardeşlik tarihi ve kardeşlik hukuku içerisine sıkışıp kalıyor.Gerek İmralı sürecine ilişkin gerekse komisyon çalışmaları konusunda Türk'üyle, Kürt'üyle, Alevisiyle, Sünnisiyle işçi ve emekçiler içerisinde iki eğilim öne çıkmaktadır.

Önemli bir kesimi Saray iktidarının ve Cumhur İttifakı'nın bu süreci kendi siyasi çıkarları için değerlendirdiğini düşünmekte, barış ve demokratikleşme konusunda somut adım atılacağına inanmamaktadır.

Önemli bir kesimi de PKK'nin silah bırakma kararının ciddiyetine inanmamakta, fesih kararının pratikte karşılığının olmayacağını düşünmektedir.

Komisyon raporunun bu kaygıları giderecek, barışın sağlanacağına olan güveni artıracak bir içerik ve somutluk taşıması gerekir.

Ancak raporun özellikle ilk beş bölümü bizim açımızdan bu nitelikten oldukça uzaktır.

Yine silah bırakan PKK üyeleri ve bugüne kadar Kürt sorununun çözümünü savunduğu için terörist ilan edilip cezaevine konulan bütün yurttaşlarımızın bu raporu okuduğunda eve dönüş konusunda yasal düzenlemelerin yapılacağı güvenini elde etmesi gerekir.

Siyasi bir genel af konusunda güven duyması gerekir.

Bunu başından beri vurguladık.

Ancak raporun böyle bir özelliği yoktur. "Hasta ve yaşlı mahpusların durumu, idare ve gözlem kurullarının hak ihlalleri açıkça ifade edilmektedir" Raporda AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulması üzerinden tespit ve öneriler yer almaktadır.

Yine hasta ve yaşlı mahpusların durumu, idare ve gözlem kurullarının hak ihlalleri açıkça ifade edilmektedir.

Bu durumda umut hakkının zikredilmesinden kaçınılması tamamen politik bir tercihtir.

Bu konu on yıllardır hapishanelerde tutulan çok sayıda mahpusu doğrudan ilgilendirmektedir ve bu nedenle 'hak' olarak tespiti dahi elzemdir.

Öte yandan; özü itibarıyla ayrımcı düzenlemeleri esas alan ve yapısal sorunlardan kurtarılmayan infaz hukuku, hapishanelerde yaşanan hak ve özgürlük ihlallerinin temel sebebidir.

Bu hususta ihlalleri giderecek fiili düzenlemelerin ve yasal iyileştirmelerin hızla yapılması şarttır.

Yine rapor taslağı, kayyum konusunda mevcut durumdan daha ileri bir düzenlemeyi içermektedir.

Bu sınırlı da olsa olumlu bir durumdur.

Ancak atanmışların seçilmişler üzerindeki vesayetini ve bürokratik oligarşinin üstünlüğü pratiğini değiştirecek demokratik düzenlemelere ihtiyaç vardır.

Rapor, bölgenin kalkınması, Kürt illerinin ekonomik gelişimi konusunda işçilerin, emekçilerin, köylülerin, küçük üreticilerin çıkarını temel alan bir anlayıştan uzaktır. "Ekmek, adalet, barış ve özgürlük mücadelesi etle tırnak gibidir" Sermayenin yatırım ve teşviklerini temel almakta, mevcut kapitalistleri ve yenilerini zengin etmeyi öncelemektedir.

Sonuç olarak rapor taslağını mevcut haliyle onaylamamız partimiz açısından mümkün değildir.

Onun için hayır oyu kullanacağız.

Bunun gerekçelerini daha ayrıntılandırabiliriz.

Ancak eklerde yer alan parti raporumuzun kapsamı bu açıdan yeterlidir diye düşünüyoruz.

Ancak raporun 6. ve 7. maddelerindeki yasal düzenleme önerilerini önemli buluyoruz.

Önümüzdeki dönemde kalıcı barışa ve demokratikleşmeye hizmet edecek yasal düzenlemeler için çalışacağımızı ve Mecliste bu konuda gerekli yasaların çıkarılması için atılacak en küçük somut adımı da destekleyeceğimizi belirtmek istiyorum.

Son olarak bütün milliyet ve inançlardan işçi ve emekçilere, gençlerimize seslenmek istiyorum.

Bölgede barış, içeride, Türkiye'de gerçek bir demokrasi ihtiyacı her geçen gün artmaktadır.

Ekmek, adalet, barış ve özgürlük mücadelesi etle tırnak gibidir.

Barış ve demokratik haklar, ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaçtır. ve bütün bu değerlerin toplumsal yaşama hakim kılınması sizlerin eseri olacaktır.

Emperyalistlere ve işbirlikçilerine verilecek en iyi ve somut yanıt da bu olacaktır.

Bunun için birlik, dayanışma ve mücadeleyi büyütelim."

İlgili Sitenin Haberleri