Haber Detayı

DEM Parti Öcalan'ın mesajlarını yayımladı! Dikkat çeken 'Vatandaşlık' ve 'Özerklik' açıklaması
Güncel internethaber.com
18/02/2026 14:59 (1 saat önce)

DEM Parti Öcalan'ın mesajlarını yayımladı! Dikkat çeken 'Vatandaşlık' ve 'Özerklik' açıklaması

16 Şubat'ta İmralı'ya giderek terör örgütü PKK lideri Öcalan ile görüşen DEM Parti heyeti, Öcalan'ın mesajlarını yayımladı. Öcalan bugün kabul edilen komisyon raporunun toplumsal gerçekliklerle uyumlu olması gerektiğini ifade etti. Öcalan, "'Terörü tasfiye' mantığıyla yaklaşan bir siyaset çözümü değil, çözümsüzlüğü ifade eder." dedi. Öcalan'ın 'vatandaşlık' ve 'özerklik' açıklamaları da dikkat çekti.

DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Asrın Hukuk Bürosu avukatı Özgür Faik Erol, 16 Şubat tarihinde İmralı'ya giderek terör örgütü PKK Lideri Öcalan ile görüşme yaptı.

Görüşmenin ardından Öcalan'ın mesajları bugün, tam da Süreç komisyonunun nihai raporunu oylamasının ardından DEM Parti tarafından yayımlandı.

Öcalan bugün kabul edilen komisyon raporunun toplumsal gerçekliklerle uyumlu olması gerektiğini ifade ederken, "Terörü tasfiye" mantığı ile yaklaşan bir siyasetin çözümü değil çözümsüzlüğü ifade edeceğini söyledi: "TBMM Komisyon raporunun temel toplumsal gerçeklerle uyumlu olması gerekir.

Sürecin bundan sonraki ilerleyişinde komisyon raporunun bu niteliği son derece önemli olacaktır. “Terörü tasfiye” mantığıyla yaklaşan bir siyaset çözümü değil, çözümsüzlüğü ifade eder." Cumhuriyetin kuruluşuna giden sürecin Türk ve Kürt birlikteliği üzerine inşa edildiğini söyleyen Öcalan, Atatürk'ün de 17 Ocak 1921 İzmit basın toplantısında Kürtlere dair tespitlerde bulunduğunu savundu: "Cumhuriyetin kuruluşuna giden süreç, Türk ve Kürt birlikteliği üzerine inşa edildi.

Sonradan değiştirilmiş olsa da bütün belgelerde bunun izleri görülebilir.

Kurtuluş Savaşında, kongrelerde, cumhuriyetin ilanında bu husus kabul gördü.

Mustafa Kemal’in kendisi 17 Ocak 1921 İzmit basın toplantısında Kürtlere dair tespitlerde bulunuyordu.

Bu cumhuriyet kesinlikle Kürtsüz inşa edilmedi.

Bunu inkâr edenler, her gün sivri ve tahripkar bir dille her sözü söylüyorlar.

Cumhuriyetin mayasında, temelinde Kürtler de vardır.

Sonrasındaki hukuksal metinlerin Kürtleri dışlaması, Kürtlüğü ve Kürtçeyi yasaklaması inkârı ve isyanı üretmiştir.

İçinde bulunduğumuz süreç, inkârı ve isyanı sona erdirme sürecidir.

Biz artık nasıl bir araya geleceğimizi ve barış içinde bir arada yaşayacağımızı tartışmak istiyoruz." Dikkat çeken vatandaşlık tanımı Öcalan'ın açıklamalarında vatandaşlık tanımı da yer aldı.

Öcalan'ın ifadeleri şu şekilde aktarıldı: "Bir vatandaşlık tanımı meselesi var.

Vatandaşlık, devletle kurulan bağı ifade eder.

Vatandaşlık; etnisiteye, dile, inanca, düşünce sistemine bakılmaksızın devletle bağlılığı anlatır.

Mesela sosyalist mi, kapitalist mi, Müslüman mı, Hıristiyan mı, Kürt mü, Arap mı fark etmez.

Hepsi devlete vatandaş olabilir.

Ben özgür yurttaş demeyi tercih ediyorum.

Anayasal vatandaşlık da denebilir ama özgür yurttaşlık, bundan daha geniştir.

Dininde özgür olacak, milliyetinde özgür olacak, düşüncesinde özgür olacak.

Türkiye’deki vatandaşlık tanımı bunu karşılıyor mu?

Biraz muğlaktır.

Dinsel, ideolojik ve milliyetsel, ulusal anlamda varlığını özgürce ifade edecek ve örgütleyecek.

Bu da demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir şekilde yapılacak.

Özgür yurttaş dinini, mezhebini, düşüncesini ifade ederken ne kadar özgürse ulusal aidiyetini ifade ederken de o kadar özgür olmalıdır.

Başkasına dinini ve dilini empoze edemiyorsan, milliyetini de etmemelisin.

Herkes kendi milliyetini, kimliğini özgürce ifade edebilmeli."  "Demokratik toplum inşasında şiddete yer yok" Öcalan 'demokratik toplum' inşasında şiddete yer olmadığını, Kürtlerin entegrasyonunun Cumhuriyetin en temel ayaklarından birisi olacağını ve bunların yeni bir yüzyılın, bin yılın inşaası olduğunu savundu: "Biz Demokratik Toplum olarak yaşamak istediğimizi söyledik ve başına da “Barış”ı koyduk.

Demokratik toplum, toplumsal hüviyetini özgürce inşa edebilmeyi ifade eder.

Toplumun kültürel unsurları vardır; sağlık kurumları, eğitim ve spor kurumları, hastaneleri, ekonomi kurumları olur.

Toplum bunları özgürce inşa edebiliyorsa demokratik bir nitelik kazanır.

Güçlü devlet bunun esnekliğini gösteren devlettir.

Bunlar entegrasyonumuzun ana ilkeleri ve örgütlenme modelidir.

Burada üniter devlet de dahil milliyetçilik, dincilik anlamına gelecek bir şey yoktur.

Demokratik toplumun kurumlarından ve inşasından söz ediyoruz.

Şüphesiz burada şiddete hiçbir şekilde yer yoktur.

Demokratik Cumhuriyete entegrasyon Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli.

Bütün çalışmalarımızı Demokratik Cumhuriyet esprisi ile yürütüyoruz.

Kürtlerin entegrasyonu, Cumhuriyet’in en temel ayaklarından biri olacaktır.

İki yüz yıldır baş aşağı giden kardeşliği, ayakları üzerine kaldırıyor ve kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz.

Bu, yeni yüzyılın, hatta yeni bin yılın inşasıdır." Özerlik konusu "Demokratik bütünleşmenin ruhuna uygun olan, bir yerel demokrasinin varlığı ve kurumsallaşmasıdır" ifadelerini kullanan Öcalan, Suriye için de önerdiklerinin bu olduğunu ifade ederken, yerel demokrasi tanımından kast ettiğini şu şekilde anlattı: "Demokratik bütünleşmenin ruhuna uygun olan, bir yerel demokrasinin varlığı ve kurumsallaşmasıdır.

Suriye için de önerdiğimiz de budur.

Yerel demokrasi dediğim şu: Bir kent ya da köy olabilir, bunların kendilerini özgürce ifade etme ve kendilerini yönetme hakkı olmalıdır.

Yerel yönetimin şartları belli.

Ayrı devlet, bölge demiyorum.

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın toplumsal gerçekliğimizle uyumlu ve genişletilmiş bir hali de buna güçlü bir dayanak olur." "Kürtleri bir fobi ve korku halinde görme siyasetinden çıkmak gerekir" Öcalan 'meselelerinin' güvenlik boyutu da olduğunu ancak ondan daha geniş şekilde siyasi boyutu olduğunu söylerken, siyaset yapacaklarını ve yürüteceklerini açıklarken mesajının son kısmı şu şekilde oldu: “Bu öneriler, bulundukları yerlerde sadece Kürtlerin de bütün diğer halkların ve inanç topluluklarının da varlığını ve hukukunu gözetir.

Tarih, Kürtleri bir kenara bırakarak yapılmadı.

Kürdistan’ı ilk ilan eden Sultan Sencer’di.

Kanuni sırtını oraya yasladığını söylüyordu.

Kürt korkusuna dayalı bir siyasetten, Kürtleri bir fobi ve korku halinde görme siyasetinden çıkmak gerekir. “Bizim meselemizin bir güvenlik boyutu vardır, fakat ondan daha geniş kapsamda siyasi bir boyutu vardır.

Çünkü biz siyaset yapacağız.

Silah ve şiddet terk edilmiştir.

Müthiş bir demokratik siyaset yürüteceğiz.

Toplumumuzun ekmek ve su kadar buna ihtiyacı var.

Her şey güvenliğe boğulmamalıdır.

Güvenlik siyaseti, siyaset de güvenliği esas almalı.

Biz siyasi bir topluluk olacağız: Demokratik siyaset topluluğu.

Kürtlerin birliği meselesinde gerek Kürtlerin kendi içinde gerek parçalı Kürtlerin kendi aralarındaki ilişki biçimine benim önerim “Demokratik Birlik”tir.

Bu, ayrı bir devlet değil, kapsamlı bir demokratik yönetim ilkesidir.”

İlgili Sitenin Haberleri