Haber Detayı
Doğa temelli yeniden inşa dönemi
Depremlerin ekosistemler üzerinde yarattığı tahribatı onarmak üzere harekete geçen UNDP, Adıyaman’dan başlayarak 200 hektarlık alanda doğa temelli restorasyon çalışmaları yürütecek. Proje, su yönetiminden ağaçlandırmaya uzanan uygulamalarla hem çevresel iyileşmeyi hem de kırsal topluluklar için sürdürülebilir geçim kaynaklarını hedefliyor.
Başak Nur GÖKÇAM Kahramanmaraş merkezli depremlerin üzerinden üç yıl geçerken, afetin yalnızca fiziksel değil ekolojik etkilerinin de uzun soluklu bir iyileşme süreci gerektirdiği daha net görülüyor.
Güney ve Güneydoğu Anadolu’daki 11 ili etkileyen felaket, binlerce hektarlık alanda orman ekosistemlerini, su varlıklarını ve kırsal geçim kaynaklarını da derinden sarstı.
Bu tablo karşısında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), doğa temelli çözümleri merkeze alan kapsamlı bir restorasyon programını hayata geçiriyor.Program, Orman Genel Müdürlüğü’nün (OGM) belirlediği öncelikler doğrultusunda, depremden etkilenen alanlarda ekosistemlerin onarılmasını ve kırsal toplulukların afetlere karşı dayanıklılığının artırılmasını hedefliyor.
Restorasyon yaklaşımı yalnızca ağaçlandırma faaliyetleriyle sınırlı değil; su yönetimi, toprak sağlığı, biyolojik çeşitlilik ve yerel geçim kaynaklarını bütüncül biçimde ele alan bir çerçeveye dayanıyor.2 bin kişiye teknik rehberlikÇalışmaların ilk uygulama alanı, Adıyaman’ın Yukarı Nasırlı Köyü olacak.
Bu köy, hem pilot uygulama sahası hem de bölgesel bir öğrenme merkezi olarak tasarlandı.
Proje kapsamında yerel ormancılık personeli, belediye çalışanları ve köy sakinlerinden oluşan yaklaşık 2 bin kişiye teknik rehberlik, ekipman ve uygulamalı eğitim sağlanacak.Burada edinilen deneyimin, ilerleyen aşamalarda yaklaşık 20 köye daha aktarılması planlanıyor.
Toplamda 200 hektarlık alanda doğrudan restorasyon çalışması yürütülecek.
Buna ek olarak OGM tarafından 250 hektarlık ilave alanda ağaçlandırma, erozyon kontrolü ve ekosistem rehabilitasyonu gerçekleştirilecek.
Böylece hem deprem kaynaklı çevresel tahribatın giderilmesi hem de ekosistem hizmetlerinin su tutma kapasitesi, toprak verimliliği ve karbon yutak alanları gibi yeniden güçlendirilmesi amaçlanıyor.Aktif katılım sosyal etkiyi güçlendirdiSahada uygulanacak doğa temelli çözümler arasında teknik fizibilite değerlendirmelerine bağlı olarak yapay sulak alan sistemleriyle atık su arıtımı, yağmur suyu hasadı altyapıları, sürdürülebilir kompost üretim üniteleri, fidan dikimi ve topluluk temelli tohum bankalarının kurulması yer alıyor.
Bu uygulamaların, yalnızca ekolojik iyileşmeye değil, aynı zamanda yeni ve sürdürülebilir gelir modellerinin gelişmesine katkı sağlaması hedefleniyor.
Özellikle orman köylülerinin restorasyon süreçlerine aktif katılımı, projenin sosyal etkisini güçlendiren temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic, doğa temelli projelerin ‘daha iyi yeniden inşa’ yaklaşımının merkezinde yer aldığını vurgulayarak, afet sonrası toparlanma sürecinin yalnızca fiziksel altyapının değil, doğal altyapının da güçlendirilmesini gerektirdiğini belirtiyor.
Dragisic’e göre bu yaklaşım, iklim kriziyle birlikte artan çoklu risklere karşı uzun vadeli direnç inşa etmenin en etkili yollarından biri.Program, özel sektör destekli bir hibe mekanizmasıyla başlatıldı.
Bu kapsamda Amazon tarafından sağlanan 1,5 milyon euro finansman, UNDP’nin küresel ölçekte doğayı koruma ve onarma çalışmalarına ivme kazandırmayı amaçlayan Right Now Climate Fund girişimi çerçevesinde Türkiye’deki ilk yatırım niteliğini taşıyor.
UNDP, söz konusu başlangıç kaynağını daha geniş ölçekli yatırımlar için bir kaldıraç olarak konumlandırıyor.
Proje süresince yapılacak analiz, haritalama ve etki değerlendirme çalışmaları; gelecekteki rehabilitasyon stratejilerine bilimsel bir zemin oluşturacak.
Ayrıca geliştirilecek ekosistem restorasyonu ve doğa temelli istihdam rehberlerinin uluslararası ölçekte paylaşılması planlanıyor.Afet hazırlığı mühendislik çözümleriyle sınırlı kalamaz Depremin yarattığı yıkım, afetlere hazırlığın mühendislik çözümleriyle sınırlı kalamayacağını gösterdi.
Doğal sistemleri onaran, yerel toplulukları güçlendiren ve ekonomik toparlanmayı çevresel iyileşmeyle birlikte ele alan bu yeni nesil restorasyon yaklaşımı, Türkiye’nin afet sonrası yapılanma sürecinde önemli bir referans modeli olma potansiyeli taşıyor.