Haber Detayı

BM düzenine üç tehdit
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
19/02/2026 04:00 (1 saat önce)

BM düzenine üç tehdit

Önce Davos’ta, ardından Münih’te “uluslararası düzenin yıkıma uğradığı” saptandı.

Önce Davos’ta, ardından Münih’te “uluslararası düzenin yıkıma uğradığı” saptandı.

Uluslararası düzen dedikleri 1945 düzenidir, BM düzenidir.

Yani II.

Dünya Savaşı’nın galiplerinin veto yetkili güvenlik konseyini oluşturdukları düzendir.

Beş daimi üyenin nükleer gücü nedeniyle nükleer düzen de diyebiliriz. (Amerikan düzeni ise 1947 Truman Doktrini ve 1947 Marshall Yardımı ile 1945 düzenini ABD lehine bozan ikinci bir yoldur.) Şimdi Avrupa, bu BM düzeninin yıkıma uğradığından yakınıyor ki Avrupa’nın iki üyesi, İngiltere ve Fransa, BM düzeninin en tepesindeki beşli konseyin üyesidir.

Ama sorun şu ki bugüne gelinmesinde, yani BM düzeninin yıkıma uğramasında Avrupa’nın da payı ve suçu vardır.

BM DÜZENİNE NATO TEHDİDİ BM düzeni, dünden bugüne üç tehdit altında.

İlk tehdit SSCB’nin dağılmasının ardından NATO’nun başlattığı saldırganlıktı.

Bu saldırganlık önce Yugoslavya’yı parçalayarak, ardından da Rusya’ya doğru genişleyerek ilerledi.

Bugün her ne kadar Avrupa Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesini BM düzenini bozan “egemenliğe karşı güç kullanımı” diye niteliyorsa da Rusya’nın müdahalesi bir neden değil sonuçtu.

Düzeni asıl tehdit eden NATO genişlemesine karşı bir varlık-yokluk tepkisiydi.

Askeri anlamda NATO kuşatmasına karşı bir yarma harekâtıydı.

Dolayısıyla Avrupa, ABD’nin patronluğunda NATO’nun bu saldırgan genişlemesine destek vererek, dahası bizzat Almanya’nın Yugoslavya’nın parçalanmasında rol almasıyla, gerçekte BM düzenine ilk tehdidin bir parçası olmuştu.

BM DÜZENİNE İSRAİL TEHDİDİ BM düzenine ikinci tehdit, İsrail’in Filistin’i de aşarak yürüttüğü bölgesel saldırganlıktır.

ABD ise beşli konseydeki veto yetkisiyle bu saldırganlığı dizginlemeye çalışan BM’nin elini kolunu bağlayarak BM düzenini arkadan vurmuştur.

Elbette ABD doğrudan İsrail saldırganlığının askeri, mali ve siyasi sponsoru olarak BM düzenini önden de vurmuştur.

Washington şimdi “BM Gazze’ye barış getiremedi ama ABD Başkanı getirdi” diyerek Trump ’ın başkanlığındaki Barış Kurulu’nu alternatif BM’ye dönüştürme peşindedir.

ALMANYA VE JAPONYA NÜKLEER PEŞİNDE BM düzenine üçüncü tehdit, nükleer tehdittir.

Hayır, ABD, İsrail ve Avrupa’nın diline doladığı İran’ın nükleer çalışması değil tehdit olan.

Ki İran uluslararası kurallara uyarak, tıpkı onlarca ülkenin yaptığı gibi askeri olmayan barışçıl nükleer çalışma yürütüyor.

Ve Tahran yönetimi uzun yıllardır İran’ın nükleer silah peşinde olmadığını sürekli tekrarlıyor.

Ki ilgili kurumlar da denetimlerinde bunu defalarca teyit ettiler.

BM düzenine yönelik nükleer tehdit Almanya, Japonya ve Polonya’dan geliyor!

Almanya Başbakanı Friedrich Merz CFR’nin ünlü dergisinde yazdı: “Avrupa’da nükleer caydırıcılık konusunda Fransa ile gizli görüşmelere başladık.” (Foreign Affairs, 13.2.2026) Japonya’nın saldırgan Başbakanı Sanae Takaichi ’nin danışmanı Japon medyasına konuştu, “Japonya artık kendi nükleer caydırıcılığını geliştirmeyi düşünmeli” dedi.

Yani 1945’in iki faşist mağlubu, Almanya ve Japonya birkaç yıldır başlattıkları askerileşmeyi ve silahlanmayı, şimdi nükleer ile taçlandırmak istiyorlar.

Onlara Avrupa’da merkezi bir güç olma peşindeki Polonya da dahil oldu.

Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki , “Rusya tehdidi gerekçesini göstererek Polonya’nın kendi nükleer silah programını geliştirmesi gerektiğini” belirtti.

ÇİN’İN ROLÜ Çin ise tersine “BM’nin öncü rolünün güçlendirilmesini” savunuyor.

O nedenle Çin ve Rusya, BM düzeninin iyi kötü hâlâ sürebiliyor olmasının dayanakları durumunda. “BM’nin öncü rolünün güçlendirilmesi” ise BM Güvenlik Konseyi’nin reformuyla geliştirilebilir.

Bunda kriter ise Güney Amerika ve Afrika’nın da BM Güvenlik Konseyi’nde doğrudan temsil edilebilmesidir.

İlgili Sitenin Haberleri