Haber Detayı

Tarih ve arşiv 'yaz' diyor…
Neşe doster gercekgundem.com
19/02/2026 06:00 (7 saat önce)

Tarih ve arşiv 'yaz' diyor…

Yine ve yeniden aynı konuya dönmek, benzer konuları deşmek, bu arada da yeri gelmişken de sormak istiyorum. Neden derseniz? Sessiz yıkımlara tanıklık ettikçe, sadece yük değil cesaret ve fedakarlık timsali kadınlar sorunsuz ve sorumsuz erkekler tarafından tek tek ortadan kaldırıldıkça, ruhsal ve duygusal pillerimizi şarj etme ihtimalimiz azaldıkça niye sormayalım, nasıl yazmayalım?

Belki düzelir, zamanla geçer gibi boş avuntularla ve sadece hayal kurmakla, hayal etmekle olmuyor, harekete geçmek, takım ruhu oluşturmak, paylaşmak, arka çıkmak ve omuz vermek gerekiyor.

Camdan düşerek hayatını kaybeden kadınların sayısı arttıkça, oranı ürkütücü olmayı sürdürdükçe niçin yazmayalım?Belki şunu sorabilirsiniz?

Evimizin daimi konukları olan televizyonları izlemiyor musunuz, ya da gazete okumuyor musunuz diye?

Tabii ki okuyor ve izliyorum.

Örneğin köprülerin ve otoyolların satılmasından haberim var.

Yine okullara gönderilen Ramazan ayı özel bildirilerinde emredilen sınıfta iftar proğramı yapın gibi, evlerin kapılarına, odaların duvarlarına asılan; “Lütfen beni de sahura kaldırın!” gibi yazılı kapı süslerinden de haberim var.

Ayrıca 1 kilo salatalığın 200 TL, tek bir adet patlıcanın 51 TL olduğunu da biliyorum…Ancak tarih denen büyük yargıç, arşiv adı verilen ve asla unutmayan derin hafıza da yazın, unutmayın ve unutturmayın diyor.

Şimdi onlara kulak vererek soralım…Düğümlenen tartışmalar, içi boşaltılan ve aşındırılan kavramlar, yerel yönetimlere yönelik ardı arkası kesilmeyen müdahaleler, siyasal zemine yönelik gündem değiştirmeler, gölge düşürülen hukuk, işçinin, emekçinin, emeklinin, dar gelirlinin, işsiz gencin bitmeyen çilesi neden yönetimin önceliği değil de ötelediği oluyor?Ülkemizin bunca doğal zenginliği neden yıllardır har vurup harman savruluyor?

Bir zamanlar buğday satıp fabrika yapan ülkemiz, şimdilerde neden fabrika satıp buğday alıyor?Neden siyasi, insani, vicdani, maddi ve manevi değerler, köklü kurumlar yerle bir ediliyor?

Niçin kin, nefret, yukarıdan bakma, ayar çekme öne çıkarılırken sevgi, hoşgörü, empati, anlayış, şefkat unutuluyor?Neden büyük çoğunluğun “açız!” çığlıkları duyulmuyor?

Niçin toplumun sinir uçlarına bu denli yoğun baskı yapılıyor?

Ruhsal alabora yaşatmak neden bazılarını bu kadar mutlu ve mesut ediyor?Ne diyor bilge; “Büyük dertler dilsizdir!” Bu sözü alıp günümüze ve ülkemize uyarlarsak; Kendisine teessüf ederek ilave ediyor ve diyorum ki eksik söylenmiş bir söz. “Unutma Ey Bilge!

Derdin küçüğü de dilsizdir”.

Hele de bizim gibi ülkelerde sen iyiysen sorun yok, ama sen iyi değilsen, biz iyi değilsek sorun vardır, soru çoktur, dert büyüktür ve çözümü de zordur.

Bugünkü yazıma noktayı Tanyeri Haber’den sütun komşum Erkan Saltan’ın dizeleriyle koyarak aradan çekiliyorum.“Talih yola çıkmış bana gelmeye,Yanına beş kuruş para almamış,Yoldan geçen bir araca binmeye,Niyetlenmiş ama duran olmamış.”

İlgili Sitenin Haberleri