Haber Detayı

Türkiye petrol ve doğal gazda sınır ötesinde kurduğu ortaklıklarla güçleniyor...
Güncel internethaber.com
19/02/2026 11:09 (2 saat önce)

Türkiye petrol ve doğal gazda sınır ötesinde kurduğu ortaklıklarla güçleniyor...

Türkiye, petrol ve doğal gazda üretim hedeflerini yükseltirken küresel enerji şirketleriyle yaptığı anlaşmalarla sınır ötesi arama ve üretim sahalarında etkinliğini artırıyor.

Enerjide bağımsızlık hedefine emin adımlarla ilerleyen Türkiye, arz güvenliğinin önemli bir sac ayağı olan petrol ve doğal gaz arama ve üretim çalışmalarını, Karadeniz'deki Sakarya Gaz Sahası ve Gabar başta olmak üzere kara ve deniz alanlarında güçlendirmeye devam ediyor.

Mevcut durumda günlük yaklaşık 300 bin varil petrol ve doğal gaz üreten Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO) üretiminin 2028'de 500 bin varile, uzun vadede ise 1 milyon varile çıkması hedefleniyor.

Bu doğrultuda TPAO, yurt dışı büyüme stratejisiyle uluslararası enerji şirketleriyle işbirliklerini artırarak yerli ve milli adımlarını sınır ötesi sahalara taşıyor.

Bu kapsamda şirket dün, Shell ile Bulgaristan'ın deniz yetki alanındaki Khan Tervel Sahası'nda petrol ve gaz arama çalışmalarına ortak olmak üzere anlaşma imzaladı.

TPAO'nun bp ile 12 Şubat'ta yaptığı mutabakat zaptıyla da petrol ve gazda uluslararası ve bölgesel işbirliğinin artırılması hedefleniyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, anlaşmada temel önceliğin Kerkük başta olmak üzere Irak'ta işbirliği olduğunu, Libya, Kazakistan ve Azerbaycan'daki projelerin de değerlendirileceğini belirtmişti. 5 Şubat'ta Chevron ile imzalanan mutabakat zaptı kapsamında Türkiye ve uluslararası ölçekte potansiyel sahalarda ortak arama ve üretim faaliyetlerinin geliştirilmesi öngörülürken 8 Ocak'ta ExxonMobil'in alt şirketi ESSO Exploration International Limited ile yapılan mutabakatla Karadeniz ve Akdeniz'in yanı sıra karşılıklı belirlenecek diğer uluslararası alanlarda işbirliği hedefleniyor.

Türkiye böylece, sahip olduğu enerji filosuyla derin deniz arama ve sondajdaki teknik kapasitesini uluslararası şirketlerin deneyimiyle birleştirerek operasyonel etkinliğini artırmayı ve yeni keşiflerin önünü açmayı amaçlıyor.

Geçen yıl TPAO'nun Diyarbakır Havzası'nda konvansiyonel olmayan kaynakların geliştirilmesi amacıyla TransAtlantic Petroleum ve Continental Resources ile imzaladığı ortak girişim anlaşmasının da modern teknoloji ve bilgi transferi yoluyla üretim kapasitesini güçlendirmesi, Türkiye'nin petrol aramacılığında yeni bir dönemin kapılarını aralaması bekleniyor.

Ayrıca, TPAO'nun nisanda Somali'de daha önce sismik araştırma yaptığı sahada sondaja başlaması, Libya'da Repsol ve MOL ile kurduğu ortaklıklarla 2 blokta, Pakistan'da ise 5 sahada hidrokarbon arama faaliyetleri yürütmesi bekleniyor.

Başta Türkiye olmak üzere farklı coğrafyalarda yeni enerji projeleri için uluslararası ortaklıklar kurma hedefiyle sürdürülen çalışmalar, ülkenin yalnızca kaynak geliştiren bir aktör değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel enerji sahnesinde etkin bir oyuncu olma vizyonunu pekiştiriyor. - İşbirlikleri ulusal şirketlerin küresel faaliyetlerini destekliyor ABD Deniz Kuvvetleri Lisansüstü Okulundan Profesör Brenda Shaffer, AA muhabirine, Türkiye'nin uluslararası enerji şirketleriyle yaptığı anlaşmaların, arz güvenliği politikalarındaki "çeşitlendirme" ilkesinin bir yansıması olduğunu söyledi.

Shaffer, birden fazla büyük şirketi kendi pazarına çeken ve yurt dışındaki ortak projelere dahil eden Türkiye'nin, bu sayede farklı ve ileri teknolojilere erişim sağlamanın yanı sıra tek bir şirkete bağımlı olma riskini de azalttığına dikkati çekti.

Türkiye'nin bu tür işbirlikleriyle ulusal şirketlerinin küresel ölçekte faaliyet göstermesine katkı sağladığını anlatan Shaffer, şunları kaydetti: "Ankara, ulusal enerji şirketlerini farklı coğrafyalarda faaliyet gösteren uluslararası şirketlere dönüştürmek istiyor.

Uluslararası enerji şirketleriyle kurulan işbirlikleri, bu hedefin gerçekleştirilmesini kolaylaştırmakta.

Türkiye, güçlü bir diplomatik veya askeri varlığa sahip olduğu zorlu coğrafyalarda, uluslararası şirketlerin tek başlarına yapabileceklerinden daha etkili şekilde faaliyet alanları açabilmekte ve bu alanları yönetebilmekte." Shaffer, bu anlaşmaların yurt içi faaliyetlere etkisine ilişkin de "Önde gelen uluslararası enerji şirketleriyle kurulan ortaklıklar, Türkiye'de arama faaliyetlerinin artmasına ve dolayısıyla yeni doğal gaz ve petrol keşiflerinin yapılmasına da yol açabilir." dedi.

Söz konusu anlaşmalar kapsamında farklı coğrafyalardaki potansiyel ortaklıklara da değinen Shaffer, "Suriye dahil olmak üzere Doğu Akdeniz'de Chevron ile birlikte çalışmak Türkiye açısından birçok avantaj yaratmakta.

Birincisi, Chevron son derece ileri bir teknolojik kapasiteye sahip.

İkincisi, Chevron'un İsrail gibi Doğu Akdeniz'deki birçok ülkede projeleri var.

Bu durum, arama faaliyetlerini ilerletirken çatışmadan kaçınma imkanı sunuyor." ifadelerini kullandı. - "İlk sonuçlar büyük olasılıkla Karadeniz'den gelecektir" Atlantik Konseyi Kıdemli Araştırmacısı John Roberts da Türkiye'nin, Sakarya Gaz Sahası'ndaki deneyimlerinden ders çıkararak, teknik ve ticari verimliliği artırmak amacıyla büyük uluslararası şirketlerle ortak girişimlere yöneldiğini söyledi.

Bu gelişmelerin Bakan Bayraktar'ın liderliğindeki enerji stratejisinin parçası olduğunu anlatan Roberts, "Bunun son derece doğru ve pratik bir adım olduğunu düşünüyorum.

Bu yaklaşım özellikle, Türkiye'nin en hızlı geri dönüşü hedeflediği Karadeniz için çok uygun.

Zamanla Akdeniz için de önem kazanabilir." dedi.

Roberts, bu işbirliklerinin olası sonuçlara ilişkin değerlendirmesinde ise "İlk sonuçlar büyük olasılıkla Karadeniz'den gelecektir.

Çünkü Karadeniz, (hidrokarbon) oluşumlarının aynı bölgede yoğunlaştığı, gelişmekte olan bir enerji bölgesi.

Romanya'daki Neptun Deep, Türkiye'deki Sakarya ve kuru kuyuya rağmen Bulgaristan'daki Khan Asparuh buna örnek gösterilebilir." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin, yerleşik ve güçlü uluslararası enerji şirketleriyle yeni ortaklıklar geliştirmesini "heyecan verici" olarak niteleyen ve bunun bölgesel enerji sektörü açısından önemine dikkati çeken Roberts, şöyle devam etti: "Özellikle petrol üretiminde artış gibi gerçek çıktılar sağlanabilirse bunun önemli bir etkisi olur.

Çünkü Türkiye'nin ithalatını azaltır.

Ayrıca uluslararası şirketlerin devreye girmesi Türkiye'nin gerçek bir enerji merkezi haline gelmesinin önünü açabilir.

Burada kastettiğim, Türkiye'nin sadece bir enerji geçiş noktası olması değil ki şu anda bu konumda, aynı zamanda enerji ticaretinin yapıldığı bir merkez haline gelmesi.

Bunun gerçekleşmesi ise kağıt üzerinde var olan ya da bir ticaret merkezi oluşturmak amacıyla yıllardır önerilen düzenlemelerin hayata geçirilmesini gerektiriyor.

Türkiye'nin büyük uluslararası enerji şirketleriyle ortaklık kurması, gündemde olan bu düzenlemelerin benimsenip uygulanma ihtimalini güçlendiriyor." - "Uluslararası işbirliğiyle birçok kazanım elde etmek söz konusu" Akdeniz Enerji ve İklim Örgütü Petrol ve Gaz Direktörü Sohbet Karbuz da bugüne kadar Türkiye'nin kara alanlarının beşte biri ve deniz alanlarının yüzde 1'inde arama ve sondaj yapıldığını, bunun yalnızca olanak eksikliği değil, ülkenin jeolojisinin yeterince tanınmamış olmasından da kaynaklandığını söyledi.

Türkiye'nin petrol ve gaz tüketiminin yaklaşık yüzde 90'ının ithalatla karşılandığını ve bunun enerji faturalarıyla cari açığı artırdığını kaydeden Karbuz, "Petrol ve gaz arama seferberliği Türkiye'nin enerji güvenliği ve geleceği açısından çok önemli." dedi.Karbuz, geçmişte kaynakların yeterince değerlendirilemediğini ancak 2017'de ortaya konulan Milli Enerji ve Maden Politikası'yla Gabar petrolü ile Sakarya gazı gibi ilk somut kazanımların elde edildiğini anlattı.

Kaynakların arama ve üretiminde işbirliğinin önemine değinen Karbuz, "Aramacılık ve üretim konusunda teknoloji, bilgi, beceri, deneyim ve mali gücü olan uluslararası dev şirketlerle işbirliği yapmakla da birçok kazanım elde etmek söz konusu." ifadesini kullandı.Karbuz, "Yurt içinde oluşturulan işbirlikleri, uluslararası arenada yapılabilecek işbirliklerine kapı açabilir ve TPAO'nun küresel ölçekte bir oyuncu olma yolunda attığı tohumları çoğaltır.

Bu tohumların mümkün mertebede Karadeniz, Hazar ve özellikle Suriye, Libya, Mısır, Lübnan olmak üzere Akdeniz bölgesi gibi yakın coğrafyalara atılması, ülkemizin muhtemel jeostratejik ve jeoekonomik kazanımları için faydalı olur." değerlendirmesinde bulundu.

İlgili Sitenin Haberleri