Haber Detayı

DEM Parti'den 'ortak rapor'a dikkat çeken çıkış: 'Terörsüz Türkiye' süreci gibi tanımlandırmalar...'
Siyaset cumhuriyet.com.tr
19/02/2026 13:51 (4 saat önce)

DEM Parti'den 'ortak rapor'a dikkat çeken çıkış: 'Terörsüz Türkiye' süreci gibi tanımlandırmalar...'

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, 'süreç' komisyonunda kabul edilen ortak rapora ilişkin, Bu raporu ikinci aşamanın resmen başlangıcı olarak kabul edebiliriz. Bundan sonra Türkiye'nin yeni bir takvime ihtiyacı var. Komisyon'un raporda yer verdiği tespit ve tavsiyelerin zaman kaybetmeden yerine getirilmesi için bir an önce yasal düzenlemelere dair çalışmalara başlanmalıdır dedi. Ortak rapordaki başlıkların somut bir karşılık bulmasının sürecin gerçek sınavı olacağını vurgulayan Doğan, O masada bu Komisyon raporunun altında imzası, itirazı, şerhi bulunan ve bulunmayan herkesin bundan sonrasını takip etmek ortak sınavıdır ifadelerini kullandı.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan , güncel gelişmelere ilişkin Genel Merkezde basın toplantısı düzenledi.

Doğan, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun son toplantısı ve ortak raporuna ilişkin , Meclis'in ortaya koyduğu irade, bunun çoğulcu bir şekilde gerçekleşmiş olması, yine siyasetin bu konuda mümkün mertebe en geniş uzlaşıyla en geniş mutabakatla bugüne varmış olması tabii ki bizim açımızdan da önemli.

Tüm siyasi partilere bu konuda emek veren, çaba gösteren, dirayetle masada kalan ve masada kalma konusundaki inadının ısrarını da sürdüreceğini ifade eden herkese DEM Parti olarak müteşekkiriz diye konuştu.

Milyonlar adına düşünerek aynı duygular ve ciddiyetle yaklaştıklarını belirten Doğan, şunları kaydetti: Tüm kırılgan noktalarını önceden tespit edebilmiştik, görmüştük, uyarılar yaptık ve bu uyarıları bir bölümü, bugün o raporda hayat buldu.

Bir bölümü ise görmezden gelindi.

Bu aşamaya gelene kadar çok sayıda insan da dinlendi biliyorsunuz ve farklı kurumlarda dinlendi bu komisyon çalışması kapsamında.

Onlara da bir teşekkürü borç biliyoruz.

Çünkü komisyon raporunun tüm eksiklerine rağmen bu şekilde çıkabilmiş olması özellikle 6. ve 7. bölümün başlıklarında demokratikleşmeye dair bundan sonra atılacak yasal adımlar ve hukuki düzenlemelerle ilgili tavsiyelere dair bu dinlemelerin çok katkısı olduğunu sizler de takdir etmişsinizdir.

O yüzden yalnızca bu süreçte yer alan siyasi partilere değil doğrudan ve dolaylı katkısı olan herkese DEM Parti adına teşekkür ederiz.

Terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan 'ın DEM Parti İmralı Heyeti ile bu hafta pazartesi günü yaptığı son görüşmesinde söylediği sözlerin dün yapılan açıklama ile kamuoyuna aktarıldığına dikkat çeken Doğan, Yazılı bir halde duyurulduğu gibi artık ilk aşama resmen tamamlanmış oldu.

Yeni bir aşamaya geçildi.

Bu raporu ikinci aşamanın resmen başlangıcı olarak kabul edebiliriz.

Bundan sonra Türkiye'nin yeni bir takvime ihtiyacı var.

Bu yeni takvimin nasıl işleyeceğini Komisyon raporunda detaylı bir şekilde aslında ifade ediyor ama bu başlıkların altı nasıl doldurulacak, nasıl uygulanacak?

Dünden beri kamuoyunun en çok merak ettiği ve bu konuya ilişkin yoğun olarak yönelttiği sorular arasında da bunlar yer alıyor ifadelerini kullandı.

BİZ İSTERDİK Kİ O RAPORUN ALTINDA TÜM ELEŞTİRİLERİNE RAĞMEN TİP VE EMEP'İN DE İMZASI OLSUN İkinci aşamayı hayati olarak nitelendirerek, ortak raporun bu hayati aşama için ön açıcı olması gerektiğini vurgulayan Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü: Komisyon'un raporda yer verdiği tespit ve tavsiyelerin zaman kaybetmeden yerine getirilmesi için bir an önce yasal düzenlemelere dair çalışmalara başlanmalı.

Yani Meclis bütün vesaisini bundan sonra çünkü Komisyon'dan çıktı.

Bu meselenin çözümüne dair, Türkiye'nin demokratikleşmesine dair yapılması gerekenler.

Şu ana kadar Komisyon bekleniyordu.

Komisyon'un iradesi bekleniyordu.

Komisyon üyelerinin üzerinde mutabakata varabilecekleri bir nihai rapor bekleniyordu.

Şimdi artık o rapor tamamlandı.

Tüm tartışmalara rağmen tamamlandı.

Gönül isterdi ki 51 üyenin tamamının 'evet' oyu verebileceği bir rapor çıkmış olsun ortaya.

Böyle olmadı, o uyarılar, o dikkat çekilen başlıklar, konulması gerektiği düşünülmüş şerhler de elbette dikkate alınmalı ancak biz isterdik ki o raporun altında mesela tüm eleştirilerine rağmen TİP ve EMEP'in de imzası olsun. 'TERÖRSÜZ TÜRKİYE' SÜRECİ GİBİ TANIMLANDIRMALAR GERÇEKÇİ KAVRAMLAR DEĞİL Asıl ve birincil gündemi bu hukuki ve yasal düzenlemeler olmalı.

Yine Sayın Öcalan , 'Koşullar oluşursa bu süreci çatışma ve şiddet zemininden hukuki ve siyasi zemine çekecek teorik ve pratik güce sahibim' demişti.

Hatırlarsanız bu da çok önemli bir noktaydı.

Hemen tokalaşmanın akabinde gelen mesajdı bu.

Şimdi tam da bu hukuki zemini oluşturacak, güçlendirecek zaman dilimindeyiz.

Böyle değerlendirdiğimizde elbette memnuniyet verici bir rapor çıktı ortaya.

Eskinin diliyle yeniyi inşa etmek imkansız, çok zor bile değil.

O yüzden eskinin dilinden vazgeçmek gerekiyor.

Bu bizim yaptığımız en başından bugüne kadar en temel uyarılardan biriydi.

Diyordu ki: 'Raporda eskinin diline dair bir ısrar var.' Türkiye'nin acı deneyimler ve tecrübe ettiği vazgeçmek için o kadar çok neden var ki...

Buradan ders çıkarmış olmak gerekirdi.

Peki bir de rasyonel durum var.

Bölge değişti; sözünü ettiğimiz mesele çok boyutlu, çok katmanlı, tarihsel, sosyolojik ekonomik, pek çok açıdan değerlendirebileceğimiz boyutu olan bir hak ve özgürlükler meselesidir.

İnkar siyasetinin yarattığı sonuçları konuşuyoruz.

İnkar siyasetinin yarattığı sonuçları konuşurken bunu gerçekçi bir şekilde ortaya koymak gerekir.

Öyle ortaya koymak gerekir ki bundan sonraki yol buna uygun bir şekilde yürünebilsin.

Aksi takdirde iç ve dış politikanın bu kadar iç içe geçtiği bir zaman diliminde değişen bölge dinamiklerini, değişen parametreleri değerlendirmeden önümüzdeki süreci değerlendirmek, önümüzdeki tarihi fırsatı değerlendirmek, kırılgan noktalarıyla birlikte ele almak hepimizi zorlayabilir.

O yüzden bu ortak raporda görülmeyen, bizim farklı görüşlerimiz olarak ifade ettiğimiz, dün Komisyon üyelerimizin komisyonda da ifade ettikleri 'Terörsüz Türkiye' süreci gibi tanımlandırmalar gerçekçi kavramlar değil.

Kürt meselesi böyle indirgemeci bir yaklaşımla onlarca yıldır çözülmedi, çözülemedi.

O yüzden bu yaklaşımı terk etmeye davet ediyoruz.

Yeni bir yaklaşıma ve yeni bir dile ihtiyacımız var.

Bunun yönteme de yansıması gerekiyor.

İLLA BİR İSİM BULUNACAKSA BU RAPORA KOMİSYON'UN İSMİNDEN İLHAM ALABİLİRDİ Doğan, sürecin adı konusunda Komisyon üyeleri ve siyasi partiler arasında bir mutabakat olmadığını hatırlatarak, İlla bir isim bulunacaksa rapora Komisyon'un isminden ilham alabilirdi.

Mesela Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu...

Buradan ilham alabilecek bir isim toplumun daha geniş kesimler tarafından desteklenebilirdi ve güven duygusu pekiştirilebilirdi.

Bu yapılmadı, bu tercih edilmedi diye eleştirdi.

Kürtçe'nin kamusal alanda özgür bir biçimde yaşatılmasına dair önümüzdeki süreçte birtakım hukuki düzenlemelerin düşünülmesi gerektiğini ifade eden Doğan, Bu komisyonun gündemi değildi çünkü bu aynı zamanda bir anayasa meselesi ve bu komisyon anayasa meselesini tartışmayacağını ilk günden ifade etti ama Komisyon ortak rapor taslağının hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi ile ilgili başlığında doğuştan gelen haklar bölümünde ana dili hakkının açık bir biçimde ifade edilmemiş olmasını da eleştirdiğimizi ve bu konuda da itirazımız olduğunu dün de kayıtlara geçirdik dedi.

Doğan, ortak rapordaki söz konusu başlıkların somut bir karşılık bulmasının sürecin gerçek sınavı olacağını belirterek, Bu sınav hepimiz için tarihi bir sınav.

Tüm siyasi partiler, o masada bu Komisyon raporunun altında imzası, itirazı, şerhi bulunan ve bulunmayan herkesin bundan sonrasını takip etmek ortak sınavıdır.

Bundan sonra raporun tavsiyelerini Meclis'in hızla gündemine almasını ve bu konuda çalışmalar yapmasını sağlamak yalnızca siyasi partilerin değil o komisyona gelip fikirlerini, görüşlerini aktarmak isteyen, aktaramayan doğrudan dolaylı katkısını bu meselenin çözümüne ulaştırmak isteyen herkese buradan DEM Parti olarak sesleniyoruz diye konuştu.

Bu rapor bizim açımızdan yalnızca tavsiyelerde bulunan bir rapor değildir, bağlayıcıdır DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, ortak rapordaki tavsiye ve önerilerin TBMM tarafından dikkate alınıp alınmayacağına ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı: En kısa sürede, zamana yaymadan raporda da sözü edildiği gibi dar siyasi çıkarların veya risk hesaplarının çok ötesinde bir yaklaşımla bu raporun takipçisi olmak gerekiyor.

Ortak raporda da yer verilmiş olan ve takibinin yapılması konusunda kamuoyunun da dikkatlerinin yöneldiği başlıklar hangileri?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve AYM kararlarının tamamının eksiksiz bir şekilde uygulanması, infaz mevzuatının adalet ilkesi gözetilerek yeniden ele alınması, koşullu salıverme şartlarının daha adil ve eşit bir şekilde ele alınması, yaşlı ve hasta mahpusların yaşam hakkı İdare ve Gözlem Kurullarının yapısı ve karar süreçlerinin gözden geçirilmesi, tutuklamanın tedbir olduğu vurgusuyla istisnai ve son çağrı olarak uygulanmasının gerekliliği, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve kayyum uygulamalarına son verilmesidir.

Tabii ki Kürt meselesinin şiddetten arındırılması ve bir geçiş hukukunun uygulanması için de öngörülen yasal düzenlemelerin resmen ikinci aşamanın başladığının görünür olması için de hayata geçmesi gerekiyor.

Rapor bu açıdan baktığımızda siyaset kurumuna, topluma yeni sorumluluklar yüklüyor.

Bu rapor bizim açımızdan yalnızca tavsiyelerde bulunan bir rapor değildir, bağlayıcıdır.

İlgili Sitenin Haberleri