Haber Detayı

‘Mavi Vatan’da ABD ve Yunanistan petrol arayacak: ‘Kendi ayağımıza sıktık’
Dünya cumhuriyet.com.tr
20/02/2026 04:00 (1 saat önce)

‘Mavi Vatan’da ABD ve Yunanistan petrol arayacak: ‘Kendi ayağımıza sıktık’

Yunanistan, ABD’li Chevron şirketiyle, Türkiye’nin 2019’da ‘Mavi Vatan’ ilan ettiği bölgede hidrokarbon arayacak. MSB, konuyla ilgili çelişkili ifadeler kullandı. Konuyu uzun süredir takip eden dış politika analisti Aydın Sezer ise, ‘Mavi Vatan’ söylemine neden karşı çıktığını anlatarak, “2019’daki anlaşmayla kendi ayağımıza sıktık, Doğu Akdeniz’deki statükoyu bozduk. ABD de Chevron’un anlaşmasıyla bunu tescillemiş oldu” dedi.

Yunanistan, ABD’li Chevron şirketinin liderliğini yaptığı bir konsorsiyumla, 16 Şubat’ta, Doğu Akdeniz’de dört ayrı alanda hidrokarbon araması için anlaşmaya vardı.

Bu alanların ikisi, Türkiye’nin Libya ile 2019 yılında yaptığı deniz yetki alanı anlaşmasının bölgeleriyle çakıştı.

Enerji uzmanı Ali Arif Aktürk, buna dikkat çekerken, “ABD, anlaşmayla, ‘Mavi Vatan söylemini takmıyorum’ dedi” sözlerini sarf etti. ‘Mavi Vatan’, 2019’daki anlaşmanın ardından yüksek sesle dillendirilmeye başlamıştı.

MSB’DEN NET OLMAYAN AÇIKLAMA Millî Savunma Bakanlığı (MSB) konuyla ilgili dün bir açıklama yayımlayarak, “Yunanistan’ın, Girit’in güneyindeki hidrokarbon sahalarında tek taraflı olarak uluslararası şirketler ile yürüttüğü faaliyetler doğrudan ülkemizin deniz yetki alanlarını etkilememekle birlikte uluslararası hukuka ve iyi komşuluk ilişkilerine aykırılık teşkil etmektedir.

Libya ile ülkemiz arasındaki 2019 tarihli Deniz Yetki Alanlarına İlişkin Mutabakat Muhtırasına ve Libya’nın 27 Mayıs 2025 tarihinde Birleşmiş Milletler’e bildirdiği deniz yetki alanları hilafına yürütülmeye çalışılan bu hukuksuz faaliyetin karşısındayız” ifadelerini kullandı.

Açıklamada ayrıca, “Yunanistan’ın bu tek taraflı ve hukuksuz faaliyetlerine karşı Libya makamlarının girişimlerde bulunması için gerekli desteği sağlamaya devam ediyoruz” denildi.

MSB’nin açıklamasındaki “doğrudan deniz yetki alanlarını etkilememekle birlikte” ifadesi ile “2019 muhtırası hilafına” ifadesi birbirini tutmadı. ‘VATAN, EGEMENLİK BÖLGESİDİR’ ‘Mavi Vatan’ söylemi ve bu yöndeki politikaları uzun süredir takip eden dış politika analisti Aydın Sezer, “MSB neden bu konuda çelişkili, sorunlu ve dahi gereksiz bir açıklama yapma gereği hissetti?” diye sordu.

Cumhuriyet’e konuşan Sezer, ‘Mavi Vatan’ söylemine karşı çıkmasının sebebini, “Vatan, egemenlik bölgesidir.

Mavi Vatan’ın da böyle olduğunu varsayabiliriz.

Bir ülkenin tam egemenliği bulunan alan, onun karasularıdır.

Yani karasularımız neresiyse Mavi Vatan’ımız orasıdır.

Fakat denizin dibi ve hidrokarbon yataklarında sınırlı yetki veren kıta sahanlığı, vatan değildir” dedi. 2019’UN ARKAPLANINI ANLATTI Sezer, 2019’daki anlaşmanın ortaya çıktığı şartlardan bahsederek, “Biz 2011’de Libya iç savaşına, finansman desteği sağlayarak resmen katıldık.

Ahmet Davutoğlu sağ olsun, ‘Oradaki Müslüman Kardeşler’e 100 milyon dolar gönderiyorum’ diye bir açıklama yaptı.

Ondan iki ay sonra da Libya'ya gitti.

Libya'da bir cuma namazı kıldığı sırada, ‘100 milyon yetmez, 300 milyona karar verdim’ dedi.

Hikaye anlatmıyorum, bunların hepsini açık kaynaklarda görebilirsiniz.

Daha sonra Ali Babacan, ‘Paranın hepsini bir seferde gönderirsek uçak düşer diye parçalar halinde gönderdik’ dedi.

Ve biz finansman destek sağladığımız kişilere 2012’de Adalet ve İnşa Partisi’ni kurdurduk” sözlerini sarf etti. ‘BİR GÜNDE İKİ ANLAŞMA’ Bunlara karşın Türkiye’nin desteklediği tarafın 2019’da yenilmek üzere olduğunu kaydeden Sezer, “Hal böyleyken Libya ile bir gün içerisinde deniz alanları belirleme anlaşması ile askeri yardım işbirliği anlaşması imzaladık.

Deniz anlaşması, TSK’nin Libya savaşına resmen müdahil olmasının önünü açan anlaşma olarak kabul ediliyor.

İki anlaşmanın imzalanmasıyla, TSK oraya danışmanlık hizmeti, İHA-SİHA vermeye başladı.

Ve ülkenin batısındaki hükümeti destekleyecek şekilde, daha güçlü bir biçimde savaşa müdahil olduk.

Ancak buradaki sorun, deniz anlaşmasının taraflarca onaylandıktan sonra yürürlüğe gireceği maddesiydi.

TBMM bu anlaşmayı onayladı ama Libya’nın doğusundaki Meclis onaylamadı” dedi.

Türkiye’nin bu anlaşmayı, “Birleşmiş Milletler’in batıdaki hükümeti meşru kabul ettiği” teziyle iç kamuoyuna ‘sattığını’ belirten Sezer, bu meşruiyetin de gerçekte var olmadığını söyledi. ‘YUNANİSTAN KARŞI ÇIKTI’ Aydın Sezer, Türkiye’nin Mısır ile ilişkilerinin düzelmesiyle Libya iç savaşındaki pozisyonunu değiştirdiğini, doğudaki Meclis ile de görüşmeye başladığını anlattı. “Buna rağmen doğudaki Meclis bu anlaşmayı hâlâ onaylamadı” diyen Sezer, “Yunanistan anlaşmayla ilgili olarak bizi Uluslararası Adalet Divanı’na davet etti. ‘Bu anlaşma iki açıdan hukuki değil’ diyorlar. ‘Birincisi, Libya’daki hükümet, hükümet değil, böyle bir anlaşma imzalama yetkisi yok.

İkincisi de çizilen sınırlar, özellikle Girit’in doğusunda, bizim deniz alanlarımızı kesiyor.’ Ancak Türkyie Adalet Divanı’na yanaşmıyor, çünkü bizim Ege’deki deniz alanları ile ilgili tezlerimiz 50 yıldan beri hukuki değil, siyasi temelde geliştirilmiş tezler” ifadelerini kullandı. ‘STATÜKOYU BOZDUK, AYAĞIMIZA SIKTIK’ Peki Aydın Sezer, ismi ‘Mavi Vatan’ olsun ya da olmasın, bu deniz yetki anlaşmasına neden karşı? “Şimdi bu anlaşmanın imzalanmasıyla, Doğu Akdeniz'de lehimize olan statükoyu kendi elimizle bozduk.

Statüko şuydu, Yunanistan ile Mısır bölgede anlaşma yapamıyordu.

Mısır, 2012’nin sonuna kadar onlarla olan iyi ilişkilerimiz ve bizim askeri varlığımız nedeniyle anlaşmaya yanaşmıyordu.

Biz bu anlaşmayı yaptıktan sonra Yunanistan ile anlaşma imzaladılar.

Ve onların anlaşması tam olarak, benim hep söylediğim 28. boylamı sınır kabul ediyor.

Dolayısıyla 28’in batısını biz kaybettik, orada ne bir parsel ilan ettik, ne de gemi dolaştırabiliyoruz.

Halbuki 28’in batısında da bizim hak iddiamız vardı. 27’ye hatta 26’ya, daha batıya kadar.

Libya'yla deniz alanları belirleme anlaşmasıyla kelimenin tam anlamıyla kendi ayağımıza sıktık” yanıtını verdi Sezer. ‘AB İLİŞKİLERİNİ ZEDELEDİ’ Bu anlaşmanın yalnızca Türkiye’nin bölgedeki hak iddiasına değil, Avrupa Birliği ile ilişkilerine de zarar verdiğini belirten Sezer, “Yunanistan AB üyesi olduğu için Yunanistan’ın hak iddia ettiği sınırlar doğal olarak AB sınırları.

Daha kötüsü Kıbrıs da AB üyesi olduğu için Kıbrıs'ın ilan ettiği sınırlar da AB sınırları.

Ayrıca Kıbrıs'ın özel bir konumu var. 1960 anayasasına göre, iki tane İngiliz üssünün o bölgede deniz alanları var.

Bizim Akdeniz'de hem Kıbrıs hem de Yunanistan'la düelloya girmemiz ya da birbirimizi karşılıklı suçluyor olmamız doğal olarak Avrupa Birliği'ni de etkiliyor.

Ve Avrupa Birliği 2019’dan beri tüm zirvelerinde, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin her zaman ‘kulağını çekti’’’ sözlerini sarf etti. ‘ABD, CHEVRON’UN ANLAŞMASIYLA TAVRINI NET OLARAK KOYDU’ 2020 sonu itibarıyla Türkiye’nin ‘Mavi Vatan’ tezinden geri adım attığını söyleyen Sezer, “Akdeniz bağlamında ‘Mavi Vatan’ unutuldu.

Aldığımız bütün gemileri de ya Karadeniz'e çektik ya da Somali'ye gönderdik.

Biz şimdi orada, Yunanistan'a ya da Kıbrıs'a tehdit oluşturacak bir eylem içerisinde bulunmuyoruz” dedi.

Sözü Yunanistan’ın Chevron’la anlaşmasına getiren Sezer, “Bu anlaşma açıkça, Türkiye’nin Libya anlaşmasının tanınmadığı anlamına geliyor.

Chevron öyle bir şirket ki, biz de Chevron'la güya işbirliği anlaşmaları yapıyoruz.

Chevron öyle bir şirket ki Kıbrıs'ta ve Yunanistan'ın güneyinde doğalgaz ve petrol arıyor.

Ve Chevron öyle bir şirket ki tamamen ABD'nin derin devletinin de müesses nizamının da desteğini alıyor. ‘Mavi Vatan masaldı’ diyordum, o da bitti.

ABD bu konuda tavrını net olarak ortaya koydu. ‘Mavi Vatan’ı eleştirenlerin haklılığı tescillendi” ifadelerini kullandı.

İlgili Sitenin Haberleri