Haber Detayı

Pezeşkiyan'ın Çin serzenişindeki kodlar... Pekin Tahran için neleri göze alır
Dünya odatv.com
20/02/2026 16:46 (3 saat önce)

Pezeşkiyan'ın Çin serzenişindeki kodlar... Pekin Tahran için neleri göze alır

Orçun Göktürk yazdı...

İran’a yönelik artan ABD-İsrail saldırganlığı ve Washington’dan yükselen askeri seçeneklerin en üst seviyeden dillendirildiği bir döneme girilirken, Çin’in takınacağı tavır büyük bir merak konusu.

Oysa Tahran’a yönelik önceki ABD-İsrail saldırılarında Pekin’in takındığı tavır bir projeksiyon oluşturuyor.

Haziran 2025’te ABD’nin nükleer tesislere yönelik saldırılarında görüldüğü gibi, Çin’in tepkisi askeri olmaktan ziyade “söylemsel” düzeyde kalmaya devam ediyor.ÇİN ORDUSU SAHAYA MI İNDİ?Uluslararası medyada günlerdir yankılanan İran-Rusya-Çin ortak askeri tatbikatı haberleri, Pekin’in Tahran’ın arkasında askeri bir blok olarak durup durmadığını akıllara getiriyor.

Ancak İran’ın yarı resmi haber ajansı Tasnim’in, tatbikatın Rusya ile yapıldığını duyururken Çin donanmasının katılımına dair hiçbir bilgiye yer vermemesi dikkat çekti.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu basın bülteninde de tatbikatla ilgili herhangi bir bilgi yer almadı.

Bu durum, akıllara şu soruyu getiriyor: Çin katılmaktan vaz mı geçti?Aslında bu belirsizlik, Çin’in 1978 sonrası dış politikasında geçirdiği büyük dönüşümün ve “stratejik pragmatizm” olarak adlandırılan Çin dış politika konseptinin tipik bir yansıması.

Çin için İran, elbette önemli bir ortak olsa da bu ilişki Pekin için varoluşsal bir nitelik taşımıyor.

Nedenini inceleyelim…ASİMETRİK İLİŞKİ VE STRATEJİK PRAGMATİZMPekin ve Tahran arasındaki ilişki bariz bir asimetri üzerine kurulu.

Çin, yaptırımlar altındaki İran için hayati bir nefes kanalıyken; İran, Çin için yönetilebilir bir risk ve orta düzey bir ortak düzeyinde.İran ve Çin, 1971 yılında diplomatik ilişkiler kurdu. 2016 yılında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Suudi Arabistan, Mısır ve İran ziyaretleri sırasında bu ilişki kapsamlı bir stratejik ortaklık seviyesine yükseltildi.

Xi’nin ilk döneminde ve yaklaşık on yıl önceki bu ziyareti, aynı zamanda İran’a yaptığı son resmi ziyaretti.

Bu zaman aralığı, Xi’nin aynı dönemde bölgedeki diğer önemli ülkeleri ve devletleri ziyaret etme sayısıyla tezat oluşturmaktadır.Çin’in İran’a bakışında en önemli unsur, enerji ihtiyacı üzerine.

İran petrolü, Çin’in kaynaklarını çeşitlendirmesini sağlıyor.

Diğer yandan bu yüzyıldaki baş çekişme olan ABD-Çin rekabetinde Washington’un İran ile yaşadığı gerilim, ABD’nin kaynaklarını Pasifik’ten Batı Asya’ya kaydırması, Çin’in ihtiyacı olan hazırlık zamanını artırıyor ve Pekin’in üzerindeki baskıyı hafifletiyor.

Elbette İran, Çin’in Güneybatı Asya’ya açılan kapısı işlevini görüyor, Tahran’ın olası düşüşü Çin’in Doğu Akdeniz’den Hürmüz’e ve oradan da Güney Çin Denizi’ne kuşatılmasını artırıcı işlev görecektir.

Doğal olarak mesele, Pekin için iki zıt ama birbiriyle bağlantılı bir sarmal niteliğinde.EKONOMİK VE SINIRLI ASKERİ DESTEKPekin ve Tahran, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin 2021’deki Tahran ziyaretinde ekonomik ilişkileri derinleştirdi.

Bu yıl imzalanan 25 yıllık işbirliği anlaşması, 400 milyar dolarlık yatırım vaadiyle İran ekonomisini ayakta tutma çabası olarak görülse de bu yatırımlar beklenen hızda ilerlemedi.

Bu durum, özellikle Çin-İran ikili ticaret ilişkisinin belirgin şekilde dengesiz olması hatta bazı söz verilen yatırımların gelmemesi nedeniyle, İran liderliği için bir hayal kırıklığı kaynağı olmuştur (En son Pezeşkiyan açıklamaları da bunu doğrulamaktadır).2025 yılı itibarıyla İran, petrolünün %80’inden fazlasını Çin’e ihraç ederken, bu miktar Çin’in toplam ithalatının yalnızca %13,4’ünü oluşturuyor.

Üstelik Tahran’dan petrol ticareti yürüten Çinli şirketler, Pekin’in ulusal öncelik listesinde alt sıralarda yer alan küçük ölçekli rafinerilerdir.Açacak olursak: İran petrolünün başlıca Çinli tüketicileri, çok düşük kar marjlarıyla çalışan ve ayakta kalabilmek için İran, Venezuela ve Rusya gibi yaptırım uygulanan ülkelerden indirimli petrol ithalatına bağımlı olan bağımsız küçük rafinerilerdir.

Bu küçük rafineriler çoğunlukla Shandong eyaletinde yoğunlaşmıştır ve genellikle Pekin tarafından ulusal öncelikler olarak görülmemektedir.

Şekil 1’de açıkça görüldüğü Pekin’in Tahran’la ticaret hacminde 2020 sonrası ihracat olarak da ithalatı da süratle düşmektedir.Şekil 1.

Çin’in İran’la toplam ticaret hacmi Kaynak: World Integrated Trade SolutionAskeri alanda ise Pekin, doğrudan destek yerine “çift kullanımlı malzeme ve tekonolojiler” üzerinden bir strateji izliyor.

Pekin, Şanghay İşbirliği Örgütü ve BRICS içinde yer almasına rağmen bütün ülkelere yönelik dış politika stratejisini sürdürerek İran’a da bir güvenlik garantisi sunmuyor.

Ancak öte yandan Çin, Tahran’a yönelik hava savunma sistemleri, gemi-savar füzeleri ve özellikle balistik füze güdüm sistemlerini destekleyecek kritik bileşenlerin (nadir elementler dahil) sağlanmasında rol oynuyor.

Kum-Yiwu demiryolu hattı gibi projelerle lojistik bağları güçlendirilmeye çalışılsa da İran genel olarak Çin’in kalkınma finansmanından en çok yararlanan ülkeler arasında öne çıkmıyor.

Tahran, Pekin’in yurtdışı kredi alıcıları arasında orta sıralarda yer alıyor.ARABULUCULUK VE PRAGMATİZMABD’nin Pekin’i, Rusya ve Kuzey Kore ile birlikte bir “şer ekseni” içine yerleştirme çabası, Çin’in sotiftike dış politikasını aşırı basitleştirmektedir.

Çin, doğrudan bir çatışmaya girmek yerine arabulucu rolünü üstlenerek her iki tarafla da bağlarını sürdürme stratejisini devam ettiriyor. 2023’te Pekin’de Suudi Arabistan ve İran arasındaki normalleşmeye aracılık etmesi veya Hong Kong merkezli Uluslararası Arabuluculuk Örgütü’nü kurması bu stratejinin parçası olarak görülebilir.Pekin için asıl olan istikrardır.

Bu da dünyanın en büyük üretimine sahip ve ihracatın bir numaralı ülkesinin dünya deniz yolları ticaretinin güvenliğini sağlayacak gücü henüz kendisinde ve müttefiklerinde görmemesi temelindedir.Çin’in İran’daki çıkarları, istikrarı korumaya, İran petrol ihracatına sürekli erişimi sağlamaya ve Tahran’da Amerikan yanlısı bir rejimin ortaya çıkmasını önlemeye odaklanmaya devam edecektir ancak fiili değil, sözel olarak… Dolayısıyla Tahran’ın düşmesi Çin’e bazı artçı şoklar yaratma potansiyeli olsa da Pekin, halef hükümet üzerinde yeniden nüfuzunu sürdürmeyi deneyecektir.DIŞ POLİTİKA SINIRLILIKLARIÇin, dış politika söz konusu olduğunda elbette stratejik tercihler yapmaktadır; Ukrayna’ya karşı Rusya ile ve İsrail’e karşı İran ile daha yakın ittifak kurmaktadır.

Ancak bu bağların sınırları vardır ve tüm taraflarla diplomatik ilişkilerini sürdürmeye çalışmaktadır.

Çin, doğrudan çatışmalara girmez veya askeri destek sağlamaz.

Pekin, Moskova ile ilişkisini bile “sarsılmaz” olarak nitelendirse de bunun ısrarla “ittifak” olmadığını ve “üçüncü tarafları hedef almadığını” vurgulamaktadır.Çin’in bu rolü, 12 günlük İran-İsrail savaşında test edilmiştir.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Çin’den İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını engellemesini istemesi ve Trump’ın Çin’in İran petrolünü almaya devam etmesini kabul eder gibi görünen açıklaması, Washington’un da bir yandan bu rolü kabul ettiğini gösteriyor.Sonuç olarak, istikrarı önceliklendiren bu yaklaşım, Çin’in ABD ile ikili ilişkilerinde de açıkça görülmektedir.

Washington tarafından başlatılan çok sayıda ticaret savaşı ve gümrük vergileri sürecinde Çin, her zaman müzakere masasına dönmeye ve işbirliği yapmaya istekli olduğunu göstermiştir.

Çin’in, sürekli bir ateşkesi savunmanın ötesinde İran’a doğrudan destek vermesi pek olası değil.Çin ne yapabilir?

Kınamaya, BM Şartı’na vurgu yapmaya ve itidal çağrısında bulunmaya devam edecek; ancak İran için kendi ekonomik ve stratejik geleceğini ateşe atmaz.

Bu, Deng Xiaoping’den miras alınan “zamanını bekle ve ekonomik gelişmeye odaklan” politikasının devamıdır.Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri