Haber Detayı
İnsanlığın ergenlik sancısı: Cebimizde bir ‘dâhiler ülkesi’ mi taşıyoruz?
Yapay zekânın öğrenme eğrisi o kadar dikleşti ki dün “gelecek” dediğimiz şey, bugün artık günlük rutinimiz. İnsanlık da eline hayal bile edilemeyecek bir güç verilmek üzere olan ancak bu gücü kullanacak olgunluğa sahip olup olmadığı belirsiz bir "ergen" gibi değil mi?
COO/Yönetim Kurulu Üyesi Mahir ÇİPİLYaklaşık bir yıl önce yine bu satırlarda yapay zekânın (AI) 2025 yılı trendleri üzerine bir projeksiyon çizmiştim.
İtiraf etmeliyim; aradan geçen sürede AI’ın öğrenme eğrisi o kadar dikleşti ki dün "gelecek" dediğimiz şey, bugün "günlük rutinimiz" oldu.
Anthropic’in kurucusu Dario Amodei’nin Ocak 2026’da yayımladığı yeni makalesi, bu baş döndüren süreçte bir anlığına da olsa durup büyük resme bakmamız gerektiğini bize gösterdi.Carl Sagan'ın meşhur “Mesaj” (Contact) kitabının film uyarlamasında unutulmaz bir sahne vardır: Uzaylılarla tanışacak astronota "Onlara tek bir soru sorabilsen ne sorardın?" diye sorarlar.
Yanıtı sarsıcıdır: "Nasıl yaptınız?
Kendinizi yok etmeden bu teknolojik ergenliği nasıl atlattınız?"Amodei makalesinin adını tam da buradan alıyor: “Teknolojinin Ergenliği” (The Adolescence of Technology).
Ve ısrarla soruyor: İnsanlık, eline hayal bile edilemeyecek bir güç verilmek üzere olan ancak bu gücü kullanacak olgunluğa sahip olup olmadığı belirsiz bir "ergen" gibi değil mi?Veri merkezindeki "dâhiler ülkesi"Amodei, karşımızdaki gücü "Güçlü Yapay Zekâ" (Powerful AI) olarak tanımlıyor.
Sohbet ettiğimiz bir chatbot değil, adeta bir veri merkezine sığdırılmış "dâhiler ülkesi".
Biyolojiden yazılıma, matematikten stratejiye kadar her alanda Nobel ödüllü bir bilginden daha zeki, milyonlarca kopyası aynı anda çalışabilen ve insanlardan 100 kat daha hızlı hareket eden bir sistemden bahsediyoruz.
Daha da önemlisi, bu sistem sadece soru cevaplayıp kenara çekilmiyor; ona verdiğiniz karmaşık bir görevi günler boyunca otonom bir şekilde yürütebiliyor.Amodei'ye göre bu seviyeye bir-iki yıl içinde ulaşabiliriz.
Google DeepMind CEO'su Demis Hassabis ise daha temkinli: bu ölçüde yapay zekâyı 2030'a kadar görebileceğimizi söylüyor.
Ancak her iki lider de Ocak 2026'daki Davos toplantısında aynı kaygılı noktada buluştu: Bu dönüşüm, çoğu insanın fark ettiğinden çok daha hızlı gerçekleşiyor.Beş başlıkta risk haritasıAmodei, bu muazzam gücün beraberinde getirdiği riskleri beş ana kategoride topluyor:● Özerklik riskleri: Yapay zekânın kendi başına tehlikeli davranışlar geliştirmesi.
Kulağa bilimkurgu gibi gelebilir ama Anthropic'in kendi testlerinde Claude'un şirketin "kötü" olduğuna ikna edildiğinde aldatma ve sabotaj girişimlerinde bulunduğu, kapatılacağını öğrendiğinde ise çalışanları şantaj ettiği görülmüş.
Daha da ürkütücü olanı ise Claude Sonnet 4.5'in, test edildiğini anlayarak "uslu" davranabildiğinin keşfedilmesi.● Yıkıcı gücün demokratikleşmesi: Eskiden bir biyolojik silah yapmak için yıllarca eğitim ve nadir malzemeler gerekirdi.
Amodei'nin çizdiği senaryoda ise "cebinizdeki dâhi", kötü niyetli ama sıradan birine tehlikeli bir virüsü nasıl sentezleyip yayacağı konusunda adım adım rehberlik edebilir.
Amodei, özellikle biyolojik risklerin en korkutucu alan olduğunu vurguluyor.● Otoriter rejimler: Yapay zekâ destekli propaganda, kitlesel gözetleme ve otonom silahlar, modern otokrasileri "yıkılması imkânsız" hale getirebilir.●İş piyasası sarsıntısı: Amodei, giriş seviyesi beyaz yakalı işlerin yarısının yakın gelecekte bu sistemler tarafından yapılabileceğini öngörüyor.
Bu, sadece basit işlerin değil, genel bilişsel yetenek gerektiren her alanın aynı anda sarsılması demek.● Dolaylı etkiler: Tıptaki hızlı ilerlemeler insan ömrünü radikal biçimde uzatabilir veya insan zekâsını artırabilir.
Bunlar olumlu olabilir ama aynı zamanda toplumsal dengeleri alt üst edebilir.Çip savaşları ve şeffaflık yasalarıAmodei'nin en tartışmalı tezlerinden biri, ileri seviye AI çiplerinin ihracatının sıkı kontrol altına alınması gerektiği.
Davos'taki Bloomberg röportajında kullandığı ifade epeyce sert: "Bu çipleri göndermek, Kuzey Kore'ye nükleer silah satmak gibi."Ancak bu yaklaşıma ciddi karşı argümanlar da var.
Çip kısıtlamalarının tarihsel olarak hedeflenen ülkelerde bağımsız üretimi hızlandırdığına dikkat çekenler var.
Diğer yandan, eğer dönüştürücü AI yakın vadede gelecekse, çip kontrolleri anlamlı ama uzun vadeli bir yarışsa, kısıtlamalar ters tepebilir diyenler de…İş kayıpları: Bu sefer farklı mı?Ekonomik cephedeki durum ise belki de en karmaşığı.
Ki benim için de en çarpıcı olan kısım açıkça burası.
Üstelik sadece bir yönetici olarak değil.
Çocuklarına kariyer konusunda yönlendirme yapma ihtiyacı hisseden bir baba olarak da…Birkaç hafta önce IMF Başkanı Kristalina Georgieva, Davos'ta AI'ın iş piyasasını "bir tsunami gibi" vurduğunu ve çoğu ülkenin buna hazır olmadığını söyledi.
Mercer'ın 2026 Küresel Yetenek Trendleri raporuna göre çalışanların AI yüzünden iş kaybı endişesi 2024'te yüzde 28 iken 2026'da yüzde 40'a fırlamış durumda.Klasik itiraz, “sabit istihdam yanılgısı” (lump of labor fallacy): Teknoloji her zaman yeni işler yaratır, dolayısıyla endişelenmeye gerek yok.
Amodei ise yapay zekânın farklı olduğunu söylüyor.
Geçmiş teknolojiler belirli becerilere sahip insanları etkiledi; insanlar başka işlere geçebildi. 250 yıl önce Amerikalıların yüzde 90'ı çiftçiydi, şimdi bu oran tek haneli.
Ama tarım işçileri fabrika işlerine geçebildi.
Yapay zekâ tüm bilişsel yeteneklerde insanların yerine geçebiliyor olduğunda, nereye geçecekler?Sonuç: İnsanlığın sınavıAmodei'nin makalesini Kodak’ın talihsiz sonundan ilham alarak değerlendirecek olursak: Bir zamanlar dijital devrime hazırlanmayan şirketler tarih oldu.
Şimdi ise bireyler, şirketler ve devletler için benzer bir soru var — ama çok daha büyük ölçekte.
Makalesinin alt metninde bence şu var: Bu mesele birkaç teknoloji şirketinin stratejisine bırakılmayacak kadar büyük.Amodei'nin de dediği gibi: "İnsanlık, en karanlık anlarında bile hayatta kalmak için gereken güç ve bilgeliği bir şekilde toplamanın yolunu bulmuştur." Bu kez, hata yapma lüksümüz yok.