Haber Detayı
Yoğunlaşan piyasalar, sıkılaşan denetim
Geçtiğimiz haftalarda rekabet hukuku alanında iki önemli gelişme yaşandı. Bunlardan ilki birleşme ve devralma tebliği güncellemesiydi. İkincisi ise Rekabet Kurulu’nun dijital verilere de erişmesine imkân tanıyan yerinde inceleme yetkisinin Anayasa’ya aykırılığı iddiasına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararıydı.
Rekabet Hukuku Danışmanı Recep GÜNDÜZGeçtiğimiz haftalarda rekabet hukuku alanında iki önemli gelişme yaşandı.
Bunlardan ilki birleşme ve devralma tebliği güncellemesiydi.
İkincisi ise Rekabet Kurulu’nun dijital verilere de erişmesine imkân tanıyan yerinde inceleme yetkisinin Anayasa’ya aykırılığı iddiasına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararıydı.
İlki yapısal denetimi, ikincisi ise ihlal soruşturmalarının delil rejimini ilgilendiriyor.
Birlikte okunduğunda ise tek bir mesaj veriyorlar: Rekabet ihlallerine ilişkin denetim alanı daralmıyor, genişliyor.Birleşme devralma tebliğine ilişkin değişiklik gazetelerde “Şirket birleşme ve devralmalarında Rekabet Kurumu’na yapılacak bildirim eşikleri yükseltildi” başlığıyla yer buldu.
İlk bakışta teknik, hatta sıkıcı görünebilir.
Oysa bu satırların arkasında Türkiye ekonomisinin mikro mimarisini doğrudan etkileyen bir politika alanı var.
Üstelik 2020’de Rekabet Kanunu’nda yapılan değişiklikle bu alanın etki gücü önemli ölçüde artırılmıştı.
Bugün gelen eşik artışı ise o kanuni müdahaleye kıyasla daha çok ayar niteliğinde.Emniyet sübabı olarak yoğunlaşma kontrolüDünyanın her yerinde rekabet otoriteleri belirli ciro eşiklerini aşan birleşme ve devralma işlemlerini inceler.
Amaç nettir: Eğer işlem pazardaki rekabeti azaltacak, etkinliği bozacak ya da tekelleşmeye kapı aralayacaksa buna izin verilmez.
Bu araca “yoğunlaşma kontrolü” diyoruz.Bu sıradan bir yetki değildir.
Dijital pazarlarda gördük: Rekabetçi yapı bir kez bozuldu mu, geriye dönmek neredeyse imkânsız.
Standard Oil’in birleşme ve devralmalar yoluyla ulaştığı tekel gücü, Amerikan rekabet hukukunun doğuşuna zemin hazırlamıştı.
Bugün de birçok ekonomist artan yoğunlaşmayı ve “kâr enflasyonu”nu fiyat baskılarının temel nedenlerinden biri olarak gösteriyor.
Dolayısıyla bu alan yalnızca şirketleri değil; fiyatları, yatırımı ve tüketiciyi ilgilendiriyor.2020: Müdahale eşiği aşağı çekildiTürkiye’de 2020’de yapılan kanun değişikliğiyle yoğunlaşma denetiminin çıtası yükseltildi.
Önceden Kurul esasen “hâkim durum yaratılıyor mu?” sorusuna odaklanırken, artık salt hâkim durum şartı aranmaksızın “pazar gücü yaratılması veya mevcut pazar gücünün güçlendirilmesi” halinde de işlemi yasaklayabiliyor.
Başka bir ifadeyle, müdahale eşiği aşağı çekildi; denetim alanı genişledi.Bu değişiklik kısa sürede somut karşılık buldu.
Kurul, Marport kararında, Marport Limanı’nın kontrolünün dolaylı biçimde MSC tarafından devralınmasına izin vermedi.
Gerekçe açıktı: Ambarlı Liman Kompleksi içinde yer alan Marport’un devri, Kuzeybatı Marmara konteyner elleçleme pazarında rekabeti ciddi biçimde zayıflatacaktı.
Bu karar, yeni yaklaşımın güçlü bir işaretiydi.Yasak yoksa taahhüt varKurul her zaman “hayır” demiyor.
Bazen de rekabetçi endişeleri giderecek taahhütler alarak işlemlere izin veriyor.
Petrol Ofisi’nin BP’yi devralması sürecinde bazı akaryakıt istasyonlarının devri ve depolama faaliyetlerine ilişkin yükümlülükler bu çerçevede gündeme geldi.Tofaş/Stellantis devralmasında ise politika setinin daha da genişlediğini gördük.
Taahhütler yalnızca dağıtım ve satış kanallarıyla sınırlı kalmadı; yatırım planları ve yerli üretimin korunmasına yönelik unsurlar da sürecin parçası oldu.
Yoğunlaşma denetiminin artık sadece mikro pazar payı analizinden ibaret olmadığını, makro politika boyutları da taşıdığını söylemek mümkün.Denetimin diğer yüzü: Yerinde incelemeAncak rekabet hukuku yalnızca yoğunlaşma denetiminden ibaret bir alan değil.
Asıl sert uygulama alanı 4. madde kapsamındaki karteller ve 6. madde kapsamındaki hâkim durumun kötüye kullanılmasıdır.Bu alanın en kritik aracı yerinde inceleme yetkisidir.Rekabet Kurumu 20 yılı aşkın süredir rekabet ihlali kapsamında başlattığı incelemelerde şirketlerin işyerlerinde her türlü bilgi ve belgeyi inceleme yetkisini kullanıyor. 2020 değişikliğiyle bu yetki çağın gereği olarak genişletildi; elektronik ortam ve bilişim sistemlerinde tutulan veriler açıkça kapsama alındı.
Böylece soruşturma konusu ile sınırlı olmak kaydıyla, işle ilgili WhatsApp yazışmaları dâhil dijital delillere erişim mümkün hale geldi.Son yıllarda ortaya çıkarılan kartellerde WhatsApp yazışmaları en kritik delil kaynaklarından biri oldu.
Bu nedenle söz konusu yetki yalnızca teknik bir soruşturma aracı değil; rekabet hukukunun fiilî etkinliğinin temel dayanaklarından biri.Ancak bu genişleme anayasal tartışmaları da beraberinde getirdi. 2020’deki kanun değişikliği sonrasında milletvekillerinin başvurusu üzerine gerçekleştirdiği soyut norm denetiminde Anayasa Mahkemesi aykırılık görmemişti.
Ancak ardından yine AYM’nin Ford hakkında verdiği bireysel başvuru kararında, konut olarak nitelendirdiği işyerlerinde yerinde inceleme yetkisinin hakim kararı olmaksızın kullanılmasının anayasaya aykırı olduğunu belirten kararı ile farklı bir değerlendirme ortaya çıktı ve uygulamada ciddi bir belirsizlik oluştu.
Her ne kadar bireysel başvuru kararları sadece başvuran bakımından sonuç doğursa da Danıştay önüne gelen dosyalarda bu karmaşayı gidermek amacıyla konuyu yeniden Anayasa Mahkemesi’ne bu defa somut norm denetimi için taşıdı.Geçen hafta verilen kararla AYM, 4054 sayılı Kanun’un 15. maddesinde düzenlenen yerinde inceleme yetkisinin — hâkim kararı olmaksızın kullanımının — Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmetti.
Devletin piyasada tekelleşmeyi önleme yükümlülüğüne ve kamu yararına vurgu yapıldı.Böylece son yıllarda oluşan normatif belirsizlik ortadan kalktı.SonuçBir tarafta yoğunlaşma denetiminde eşikler güncelleniyor, teknoloji işlemleri daha hassas izleniyor.
Diğer tarafta kartel ve kötüye kullanma soruşturmalarının temel delil aracı olan yerinde inceleme yetkisinin anayasal zemini netleşiyor.Yapısal denetim de güçleniyor, davranışsal denetim de...Yoğunlaşan piyasalarda yalnızca şirketler büyümüyor; denetim araçları da keskinleşiyor.Rekabet hukuku alanındaki gelişmeler çoğu zaman ekonomi gündeminin manşeti olmuyor ama günümüzün esaslı meselelerinden olan piyasa gücünün ve piyasa aksaklıklarının sınırlandırılmasını belirleyen asıl çerçeve burada çiziliyor.