Haber Detayı

Kalbe dokunan çağrı
Ramazan yeniasir.com.tr
21/02/2026 06:50 (1 saat önce)

Kalbe dokunan çağrı

Tahsin Koçyiğit yazdı... Ramazan’ın üçüncü günündeyiz. İlk iki günün heyecanı ve alışma süreci geride kalırken, artık bu mübarek ayın asıl çağrısını daha net duymaya başlıyoruz. O çağrı dışarıdan değil, iç sesimizden gelir. Minarelerden o kutlu ezanımız semaya doğru yükselirken, kalpte başka bir ses...

Tahsin Koçyiğit yazdı...

Ramazan'ın üçüncü günündeyiz.

İlk iki günün heyecanı ve alışma süreci geride kalırken, artık bu mübarek ayın asıl çağrısını daha net duymaya başlıyoruz.

O çağrı dışarıdan değil, iç sesimizden gelir.

Minarelerden o kutlu ezanımız semaya doğru yükselirken, kalpte başka bir ses yankılanır: Boş değilsin!

Kendini hesaba çek.

Ramazan yalnızca aç kalma pratiği değildir, bir bakıma da insanın kendisiyle yüzleşme cesaretidir.

Çünkü insan, çoğu zaman başkalarının hatalarını büyütürken kendi kusurlarını görmezden gelmeye meyillidir.

Oysa hesap günü gelmeden önce yapılan iç muhasebe, gerçek bir kulluk bilincinin başlangıcıdır.

Yüce Allah Kur'ânı Kerîm'de şöyle buyrulur: 'Ey iman edenler!

Allah'a karşı gelmekten sakının ve herkes yarın için ne hazırladığına baksın.' (Haşr 59/18) Açık ifade etmek gerekirse, bu ayet, insana yöneltilmiş açık bir davettir: Yarına bak.

Malum, yarın yalnızca takvimdeki bir gün değil; ahiret günüdür.

İşte Ramazan, bu ayetin hayata taşındığı bir zaman dilimidir.

Günlük hayatın koşuşturması içinde çoğu zaman unuttuğumuz hesap bilinci, oruçla birlikte yeniden uyanır.

Bir başka ayette ise insanın en büyük tanığının yine kendisi olacağı hatırlatılır: 'İnsan, kurtulmak için (hesap günü binbir) mazeret sayıp dökse de artık kendi nefsine karşı tanıktır.' (Kıyâme 75/14) İnsan, bir yere kadar, başka birini, hatta kendini kandırabilir; fakat kalbin derinliklerinde (vicdanıyla başbaşa kaldığında) hakikati bilir.

Hangi iyiliğin samimi olduğunu, hangi sözün gösteriş barındırdığını en iyi yine kendisi fark eder.

İşte Ramazan, bu farkındalığı dürüstçe kabullenme ayıdır.

ORUÇ: NEFSİN AYNASI Oruç, insanın nefsine tutulmuş bir aynadır, açıkçası.

Açlık yalnızca bedeni değil, karakteri de ortaya çıkarır.

Kırıcılık, şiddet, sabırsızlık, öfke, acelecilik, tahammülsüzlük...

Gün içinde yaşanan küçük gerilimler, aslında iç dünyamızın röntgenini çeker.

Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurur: 'Akıllı kimse nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır.' (Tirmizî, Kıyâmet, 25) Bu hadis, Ramazan'ın ruhunu özetler.

Gerçek akıl, başkasını değil; önce kendini kendimizi sorgulayabilmektir.

Üçüncü gün, artık açlık sıradanlaşırken muhasebe derinleşmelidir.

Çünkü oruç yalnızca bedeni değil; niyetimizi de arındırmalıdır.

YÜZLEŞMENİN ZORLUĞU İnsanın kendini hesaba çekmesi öyle pek kolay değildir.

Başkalarının hatalarını konuşmak (gıybet) rahatlatıcıdır; kendi kusurunu görmek ise sarsıcıdır.

Fakat gerçek olgunluk, bu sarsıntıya tahammül edebilmektir.

Ramazan'da kendimize şu soruları sormadan geçmemeliyiz: ● Kırdığım kalpler var mı? ● Haksızlık ettiğim insanlar oldu mu? ● İyiliği ertelediğim zamanlar nerede başladı? ● Hangi günahım hafife aldım? ● İbadetlerimde 'samimiyet' ne kadar yer buldu?

Bu sorular ağırdır.

Fakat insanı hafifleten de bu ağırlıkla yüzleşmektir.

Kurtulmak, kurtuluşa ermektir.

Çünkü muhasebe yapılmadan arınma gerçekleşmez.

Kur'ân şöyle buyurur: 'O gün insana yaptıkları da yapmadıkları da haber verilecek.' (Kıyâme 75/13) Demek ki hesap günü yalnızca yapılanlardan değil; yapılmayan iyiliklerden de söz edilecektir.

Ramazan, ihmal ettiğimiz güzellikleri hatırlama mevsimidir.

İÇ DENETİM DİSİPLİNİ Ramazan'ı nefisle muhasebe ayına dönüştürmek için her gün küçük bir iç denetim yapmak gerekir.

Akşam iftardan sonra birkaç dakikalık sessizlik...

Günün muhasebesi...

Bugün kimi incittim?

Bugün hangi nimetin kıymetini fark ettim?

Bugün hangi davranışım beni Allah'a yaklaştırdı?

Bu soruların cevabı dürüstçe verildiğinde, Ramazan gerçek anlamına ulaşacaktır. 'Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.' (Bakara 2/153) Sabır yalnızca açlığa değil; 'Hepiniz hata edersiniz; hata edenlerin en hayırlısı tevbe edenlerdir.' (Tirmizî, Kıyâmet, 49) Ramazan, tevbenin en çok yakıştığı aydır.

Nefisle yüzleşmek, insanı ümitsizliğe değil; rahmete götürmelidir.

Çünkü bu ay rahmet ve merhamet ayıdır.

Üçüncü gün, artık şu gerçeği idrak etme günüdür: Hesap günü gelmeden kendini hesaba çekebilen insan, Rabbine kavuşacağı o büyük gün için hazırlık yapmış olur.

YENİDEN İNŞA KARARI ● Ramazan'ın şu ilk günlerinde yapılacak en değerli iş, bilinçli bir karar almaktır: Bu ayın sonunda aynı insan olarak kalmayacağım. ● Öfkem azalacak. ● Daha dürüst olacağım. ● Elime, belime, dilime, sahip olacağım. ● İbadetlerim daha bilinçli olacak. ● Nihayet, kalbim daha az kıracak. ● Nefisle muhasebe, insanı yıkmak için değil; yeniden inşa etmek içindir.

Oruç, bu inşanın temelidir.

Açlık, benliğin kabaran taraflarını törpüler.

Susuzluk, nimetin kıymetini öğretir.

Beklemek, aceleciliği hizaya sokar.

EGONUN ESİRİ OLMA ● Ramazan'ın üçüncü günü bize şunu hatırlatır: Asıl hesap kaçınılmazdır.

Fakat o güne hazırlıksız yakalanmamak bizim elimizdedir.

Kendini hesaba çekebilen insan, nefsine esir olmaz. ● Ramazan, insanın kendisiyle dürüstçe konuştuğu aydır.

Aynaya bakıp kusurunu görebildiği, hatasını kabul edebildiği, affı dileyebildiği aydır. ● Bu mübarek ayın üçüncü gününde kalbimize şu cümleyi yazalım: 'Heva ve hevesimin peşinde koşmayacağım, artık.

Her gün kendimi hesaba çekeceğim.

Çünkü nefisle muhasebe, mutlak kurtuluşun ilk adımıdır.'

İlgili Sitenin Haberleri