Haber Detayı

Kafe, lokanta, hastane, mağaza... Türkiye'de tabela göçmenliği
Kaan arslanoğlu odatv.com
21/02/2026 07:20 (2 saat önce)

Kafe, lokanta, hastane, mağaza... Türkiye'de tabela göçmenliği

Kaan Arslanoğlu yazdı...

Türkiye, Batı’nın kültürel sömürgesi.

Göstergeleri apaçık.

En çarpıcısı tabelalar.

Site, rezidans, AVM, otel, kafe, lokanta, hastane, mağaza adları.

Markalar, ürün adları… Başta İngilizce olmak üzere birçok yabancı dilde Türkçeyi aşağılıyorlar.

Toplumun “asabiyesini” bozan, ulusal kültürü aşağı çeken bir kimliksizlik, bir yozlaşma sebebi ve sonucu.

Skyland, Brandium, Mall of İstanbul, Medicana, Medikal Park, Starbucks, West Side, North Hill, Sea Pearl, Royal Garden… Bu kadar yoğun yabancı adlar altında insan düşünüyor: Bağımsız bir ülkede miyiz, yoksa bir manda cumhuriyetinde mi?Konu “Ekonomimiz zaten dışa bağımlı” diye hafifsenecek bir konu değil.

O bağımlılık evet var.

Ama kültürel alanda bu denli rahatsız edici boyutta Batı hegemonyası yaşamamız gerekmiyor.

Gençlerin uyuşturucu ve şiddete yönelmesi… İdealist insanların, toplum için çalışan özverili kişilerin sayısının giderek azalması.

Toplumumuzda karakter yozlaşmasının hızlanması… Hep manevi kayba bağlı.İbni Haldun’un ortaya attığı, Dr.

Hikmet Kıvılcımlı’nın ısrarla üstünde durduğu “asabiye” kavramı… Bir toplumun canlandırıcı, ilerletici ruhu anlamına gelir.

Bu ruh yükselirse ekonomik, siyasal, bilimsel, askeri güç artar.

Bu düşerse ekonominiz, askeriyeniz ne kadar güçlü olursa olsun çöküş kaçınılmazdır.AKP ilk başlarda İslam’ın motive edici gücünü kullanarak asabiyeyi bir ölçüde yükseltti.

Şimdi artık bu dikiş tutmuyor.

Gençler ve toplum idealizmden iyice koptu, bir boşluğa düştü.

Kültürel alan, toplumsal ruh, asabiye alanı, AKP’nin en zayıf karnı artık.

Onun ideolojik kofluğu ve tutarsızlığı, verdiği sürekli birbiriyle çelişen çifte mesajlar halkın ruhunu boşaltıyor.SALDIM ÇAYIRA MEVLAM KAYIRA KÜLTÜR POLİTİKASIKonu çok geniş ama biz tabelalara, kuruluş isimlerine odaklanalım.

Araştırdığım kadarıyla bu konuda düzenleme getiren herhangi bir kanun yok.

Bir yasaya göre tabelalarda Türkçe alfabe kullanmak zorunlu.

Bu yalnızca Arap veya Kiril alfabesine yasak getiriyor gibi.

Ama İngilizce harflere yasak geçmiyor.

TSE’nin 2018 tarihli bir standardından söz ediliyor.

Hatta bunun İçişleri Bakanlığınca ilgili kurumlara gönderildiği yönünde eski tarihli birkaç haber var.

Teyit edilmemiş.

Yetkinin belediyelerde olduğuna dair bilgiler var.

Hatta İBB’nin “Tabelalar Türkçe olmalı, yabancı ibareler altta ve küçük olmalı” diye bir yönetmeliği varmış sözde.

Hiçbir kurumun hiçbir denetimini görmedik şimdiye dek.MUHALEFETİN GÜNDEMİNDE BÖYLE ŞEYLER YOKMuhalefet tabandan tepeye iktidardan daha Batıcı.

Milli bir politikaları, toplumcu bir kültür anlayışları hak getire.

Mevcut popüler kültürden, hatta onun dejenere starlarından besleniyorlar.

Orta ve yüksek sınıftan geniş bir kesimin gözü Batıda.

İmkanları olsa birçoğu ülkeyi terk eder, bir bölümü zaten çoğunlukla dışarda yaşıyor.

O yüzden mall’a gidip mel mel ve bol bol mal almak ya da her biri bir “pearl”, “west”, “hill”, “royal” olan rezidanslarında oturmak Batıya sıla hasretlerini bir ölçüde gideriyor.

İslamcı elitin de büyük bölümü ister iktidar ister muhalefet kanadında bulunsunlar aynı kafada aslında.TDK NE YAPIYOR, TRT NE YAPIYORSahi Türk Dil Kurumu ne iş yapar?

TRT ne yapar bu konularda?

TRT’yi biliyoruz, bozuk Türkçe yarışında özel kanallarla yarışma derdinde.Yıllardır bir anekdot anlatırım.

Eski tıp hocalarımızdan biri lüks bir pastaneye girmiş, bir şeyler alacak bayram öncesi.

Bir bakmış pastaların üstünde “Nice Nice Bayramlara” yazıyor.

Türkçe kullanımı konusunda hassastır, öfkelenmiş. “Hiç değilse bayramda Türkçeye saygı gösterin.

Bu ne böyle 'Nays nays bayramlara” diye çıkışmış yüksek sesle.

Pastacı şaşkınlıkla baktığında o saniye anlamış bunun İngilizce “Nice” değil, Türkçe “Nice” olduğunu.

Çok utanmış, kaçarcasına orayı terk etmiş.Öyle içimize girdi ki bu İngilizce yaşamımızın her alanında artık Türkçe sözcükleri bile İngilizce gibi hissetmeye başladık.

Hatta bazı pek Avrupai işletmecilerimiz Türkçe adları İngilizceye benzeterek de çok cin zekalı tabelalar üretiyor: Donerchi gibi.ARAPÇA AD YOKSA ATATÜRKÇÜYÜZ CUMHURİYETÇİYİZBüyük bir kesim Atatürkçü muhalifimiz ise Türkçeyi korumayı yalnızca Arapça harflere, Arapça kelimelere savaş açmak sanıyor.

Ülke İngilizcenin işgali altında, bunlar bir yerde rastlamışlarsa Arapça tabelalara saldırıyorlar.

O da iyi diyeceğiz de, hiç iç açıcı değil aslında.

Üstünde Amerikan bayraklı tişörtle Türk bayrağı sallamak gibi bir şey… Yabancı işgali kutlayan işbirlikçilerin görüntüsü gibi bir duygu veriyor.

Öte yandan “rezidans”, “site”, “kafe”, “otel” vb. dedik ya yukarda.

Bunların bile Türkçesi yok.

Var olanlar da kullanılmıyor.

Yine soralım: TDK ne yapar, TRT ne yapar?Aslında bu yabancı sözcüklerin birçoğu Türkçe kökler taşıyor.

Onu bilseler de kullansalar, canımız yanmaz, dibine kadar kullansınlar.

Ama bilmezler.

Anlatsak reddederler.

O üst dil, süper lisan İngilizce sözcüklerin Türkçe köklü çıkmasını Batıyla yaşadıkları aşka bir hakaret gibi kabul eder beyaz Türklerimiz.SİTE, SİT, SAT, SET YANİ OTURResidence (re-sit) ve site; sit-sat-set-seat (oturma) kökünden geliyor.

Türkçe “otur”un başına “S” eklenmiş.

İngilizce ve Latincede “S” yasasına göre Türkçeden geçmiş 150’den fazla sözcük var.

Türkçedeki “S”li hali: Sedir.Bu kökün Türkçe “ot-od” (ateş) köküyle bağlantısı var. “Oda” da böyle (ateş, korunak ve oturma).

İngilizce “hut”: kulübe, küçük ev, “hot”: sıcak, kızgın.Dış kaynaklar “host” sözcüğünün “ghost” (gezen) den geldiğini belirtiyor.

Ghost, host yani Türkçe “gez” kökü.

Aynı bağlamdaki “hostel, host, hospital” vb. sözcükleri de Türkçeyle bağlantılı.

Kazakça kos, Yakutça hos, Çuvaşça huca, ev demek, yani İngilizce house.

Arapça köklü denen Türkçe “hücre” de bununla ilgili.Türkçeyi çıkarın içlerinden, Avrupa dillerinin hiçbiri kalmaz.Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri