Haber Detayı
TBMM Başkanı Kurtulmuş, medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle bir araya geldi Açıklaması
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun raporundaki önerilere ilişkin, "Ramazan sonrasında yasal düzenlemelerin gündeme gelmesinin şart olduğu kanaatindeyim." dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun raporundaki önerilere ilişkin, "Ramazan sonrasında yasal düzenlemelerin gündeme gelmesinin şart olduğu kanaatindeyim." dedi.Kurtulmuş, medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle bir araya geldiği İstanbul'da Filizi Köşk'teki iftar programı sonrası değerlendirmelerde bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı."Komisyon çalışmaları sonunda açılım başarıya ulaşırsa muhalif çevrelerin kafasında 'gizli anayasa hazırlığı olacak' şeklinde bir kuşku var.
Bu konuda net bir şey söyleyebilir misiniz?" sorusu üzerine Kurtulmuş, kuşku üzerinden hareket etmenin siyaset için geçerli bir yol olmadığına işaret etti."Kurtulmuş, "Her partinin anayasa hazırlığı olması başka bir şey, anayasayla ilgili gizli bir gündem olması başka bir şey.
Benim bildiğim anayasayla ilgili herhangi bir gizli gündem yoktur.
Anayasa konusunda da ne yapılacaksa yine açık bir şekilde halkın önünde olacak çünkü bir anayasa değişikliğini referanduma götürecekseniz, oyu verecek olan milletten neyi kaçıracaksınız?
Bunlar akıl dışı, kuşkuyu siyaset aracı haline getirmiş olan birtakım yaklaşımlardır." ifadelerini kullandı.Adalet Bakanı Akın Gürlek'in Genel Kurul'daki yemin sırasında ortaya çıkan arbede görüntülere ilişkin soruya ise Kurtulmuş, görüntülerin Meclis'e yakışmadığını, o görüntülerin herkesi yaraladığını, ortaya konulan tavrı asla tasvip etmediklerini söyledi.Türkiye'de kimin nasıl iktidar sahibi olacağı ve hangi görevlere nasıl atanacağının anayasal olarak belli olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:"Cumhurbaşkanı da daha önce nasıl bakanları atadıysa aynı şekilde anayasaya göre bakanlarını atar ve o sürecin tamamlayıcı bir unsuru olarak da atanan bakanlar gelir, Meclis'te yeminini eder.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın bize söylediği şey bu.
Eleştirebilirsiniz, bakan yapılan kişiyi sevmeyebilirsiniz, onunla ilgili gösteri yapabilirsiniz, Meclis'in içerisinde sözlerinizi söyleyebilirsiniz.
Bunların hepsine eyvallah ama 'ben yemin ettirmem' diyemezsiniz.
Bu anayasaya aykırıdır, dolayısıyla bu hiç yakışmadı.
Keşke bu tür görüntüler Türkiye'de olmasın.
Kendi protestolarını yapıp süreci kayıtlara geçirerek keşke bitirebilselerdi.
Maalesef olmadı."Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Dayanışma Komisyonunun son toplantısı olan 21. toplantısının perde arkasında yaşananlara ilişkin bir soru üzerine Kurtulmuş, 21. toplantıya gelinceye kadar çok sayıda arka kapı diplomasisi yaptıklarını, her şeyin öyle kolay şekilde olmadığını söyledi.Komisyonun çalışmalarında birkaç önemli kritik nokta olduğunu aktaran Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:"Bunlardan birisi CHP'nin özellikle bazı operasyonlardan sonra son derece hassas bir şekilde komisyona gelmesiydi.
Onlara da komisyonda istediklerini, dilediği şekilde konuşma imkanını verdik.
Böylece onlar da yaşadıklarını kayda geçirdiler.
Bir başka önemli nokta, İmralı ziyareti meselesiydi.
O da çok şükür önemli, pürüzsüz bir şekilde geçti ve CHP'nin oraya gitmemesini bir krize dönüştürtmedik.
Yine en son rapor faslında partilerin muhalefet şerhi koymamasını temin etmek için 21. ve son toplantıdaki tutanakları da raporun sonuna, altıncı ek olarak koyduk.
Böylece her parti kendi esas eleştirilerini orada dile getirmiş oldu ama aynı zamanda da 'evet' oyu verdi.
Böylece o süreci de böyle rahat bir şekilde geçmiş olduk."ABD'nin İran'a olası saldırısıABD'nin İran'a olası saldırısı ve Türkiye'nin tutumuna ilişkin değerlendirmeler de yapan Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:"Türkiye'nin bu konudaki tavrı çok açık ve net.
Taraflara bunu sürekli telkin ediyoruz.
ABD'nin İran'a yapacağı bir saldırı bölge için bir felaket olur.
Burada yeni istikrarsızlıklar ortaya çıkar ve Allah korusun, kısa süreli bir saldırı diye başlasalar bile uzun sürebilecek ve nerede duracağının da belli olmayacağı çok büyük kırılganlıklara, alt üst oluşlara vesile olur.
Bunu her vesileyle muhataplarımıza anlatıyoruz.
Kaldı ki Amerikalıların da şunu görmesi lazım, ABD'nin daha evvel uzun süreli işgal ettiği ülkelerin hiçbirisinden kendi milli menfaatleri bakımından da yararlanmamıştır."Ne Afganistan ne Irak ne de diğer işgallerden Amerika istediğini alamadı, çok büyük bedeller ödedi.
Ben böyle bir yola tevessül etmeyeceklerini, yani siyasi aklın bunu gerektirdiğini düşünüyorum ama Amerikan yönetimi sadece kendisinden de ibaret değil.
Oradaki siyonist lobinin ne kadar etkili olduğunu biliyoruz.
Özellikle Netanyahu'yu kurtarmak isteyen siyonist lobinin Amerikan'ın İran siyaseti üzerinde ne kadar etkili olacağı, Amerika'nın saldırıp saldırmayacağını, eğer saldırırsa, boyutlarının ne olacağını da belirleyecek ana faktördür.
Ümit ederim böyle bir şey yapmazlar.
Bu, bölge için büyük bir felaket olur.
Türkiye de bunu önlemek için elinden gelen her türlü imkanı ortaya koyuyor."Kurtulmuş, "Meclis bu dönemi kapanmadan komisyonda öngörülen düzenlemeler yetişir mi?" şeklindeki soruya ise "Çok uzun bir süre verdiniz.
Ben o kadar geçmeden hemen ramazan sonrasında bu yasal düzenlemelerin gündeme gelmesinin şart olduğu kanaatindeyim.
Türkçede güzel bir laf var, 'Hayırlı işlerinizde acele ediniz.' Bir yere kadar geldikten sonra böyle bir ittifak ortaya çıktıktan sonra bunun gereğini yerine getirmek lazım." cevabını verdi.Kurtulmuş, "AİHM ve AYM kararlarına hemen de uyulması mı gerekecek o zaman?" şeklindeki bir başka soruya ise "Tabi ki bir yasal düzenlemelerle ilgili kısmı var bir de yargı ve yürütmeyle ilgili kısmı var.
Onunla ilgili zaten bu tavsiyelerin içerisinde herhangi bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olmayan hususlar da var.
O ayrı bir konu.
Oradaki tavsiyelerin hepsinin süratle uyulmasını temenni ederiz." şeklinde cevap verdi."Türkiye'nin üniter yapısını bozacağına ilişkin endişeyi yersiz görüyorum"Kurtulmuş, komisyon raporunda yer alan Türk, Kürt, Arap vurgusunun "anayasa üzerinde eşitlik, yurttaşlık kavramından alınıp etnik çerçevede görüldüğü"ne yönelik bazı eleştirilere ilişkin soruyu da cevapladı."Raporda Türk, Kürt, Arap meselesinin yazılmış olmasının Türkiye'nin üniter yapısını bozacağına ilişkin endişeyi son derece yersiz olarak görüyorum." diyen Kurtulmuş, raporda iki yerde Türkiye'nin üniter yapısı, anayasal düzeni, bölünmez bütünlüğü ve laik devlet yapısının çok açık bir şekilde vurgulandığının, bu konularda en ufak bir tartışmanın olmadığını kaydetti."Siyasi konuları değerlendirirken işin bir de sosyolojisine bakılması gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, "Bizim yıllardır söylediğimiz, biz bir faraziyeden bahsetmiyoruz, bir asır evvel bu coğrafyada yine ağırlıklı olarak, diğer etnisiteler de var, diğer gruplar da var ama ağırlıklı olarak Türkler, Kürtler, Araplar bu coğrafyada var ve adamlar geldiler birinci Sykes-Picot'da sınırları çektiler aynı aşiretin yarısı Irak'ta, yarısı Suriye'de, yarısı Türkiye'de kaldı." diye konuştu.Emperyalistlerin Türk, Arap ve Kürtlerin arasına sınır koymalarına rağmen halkları birbirine düşman yapamadığına dikkati çeken Kurtulmuş, şu değerlendirmede bulundu:"Emperyalistlerin birbirine düşman yapamadığı bu bölgenin ağırlıklı nüfusuna sahip olan halklarını asla düşmanlaştıracak bir anlayışın içine girmeyin.
Bu düşmanlaştırıcı anlayıştan kurtaracak olan şey, bu üç temel halkın bir arada, dayanışma içerisinde yaşaması, ortak projelerle, ortak anlayışlarla bu bölgede bir barış iklimini oluşturmasıdır.
Emperyalizmin çanına ot tıkayacak olan budur.
Ondan sonra herhangi birisi de 'Davut koridoru, buradan şunu açarım da yukarıya giderim, Türkiye'yi bölerim' diye bir rüya görmesin.
Bizim söylediğimiz budur.
Tabii ki bunun içinde Nusayri'si, Alevi'si, Ezidi'si, Dürzi'si, bütün bu bölge halkları var."Bu bölge halkları bundan 120 sene evvel bu tabirlerin hiçbirisini kullanmıyordu.
Ne oldu da böyle kullanır hale ve bunu ayrıştırıcı hale getirdiler?
Bu eleştiriyi yapanların önce bunu bir anlamaları lazım.
Sosyolojik olarak bu coğrafyanın insanlarının bütünleşmesinden, birleşmesinden başka bir şart yoktur.
Asla Türkiye'nin üniter yapısı, devlet sistemiyle ilgili ne bir tereddüt dile getirildi ne herhangi birisi böyle bir teklifte bulundu ne de 'böyle bir şeyi raporda konuşalım, yazalım' diye bir şey söylendi.
Tamamen yanlıştır, yanlış bir algıdır.
Raporun üzerindeki bu ittifakı gölgelemek için yapılan bir yanlış yorum olarak görüyorum, doğru bulmuyorum.
Açık bir konudur.
Çok net bir şekilde bu söylediklerim asla tartışma konusu yapılmadığını, yapılmayacağını raporda bütün partiler belirtti."Gazze Barış Kurulunun Washington'da düzenlenen ilk toplantısına ilişkin ise Kurtulmuş, Gazze'nin artık bütün insanlığın ortak meselesi olduğunu, Netanyahu ve çetesinin "biz artık barış yaptık" diyerek ellerini yıkayıp, kanlı sicillerini temizleyemeyeceğini vurguladı.Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:"Bunu mutlaka ve mutlaka insanlık bunun hesabını sormak zorundadır.
İnsanlık bu hesabı sormak için sayfayı açmış, Uluslararası Adalet Divanı'nda tutuklama kararını almıştır. 'Efendim uygulanmıyor.' Uygulanmayabilir.
Radovan Karadzic için de uygulanmıyordu.
Bir gün gelir ve uygulanır.
Onun için iki devletli bir çözüm olmadan, Filistin halkının bütün hakları sağlanmadan Orta Doğu'da barış sağlanmaz.
Sosyoloji biraz da politik tarihle ilgili bir şeydir.
Bu bölgenin tarihi bize bir şey söylüyor.
Kudüs ve Filistin özgürleşmeden bu bölgenin özgürleşmesi, bu bölgenin bağımsız olması, bu bölgenin esenlik içerisinde olması tarih boyunca mümkün olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır.
Eğer insanoğlu burada, dünyada barış istiyorsa dünya barışının kapısı Orta Doğu, Orta Doğu barışının anahtarı da Filistin'in haklarının verilmesidir."