Haber Detayı

Epstein dosyası sonrası Chomsky tartışması! Müfredattan çıkarılmalı mı? - Haberler
Gündem haberturk.com
21/02/2026 15:28 (2 saat önce)

Epstein dosyası sonrası Chomsky tartışması! Müfredattan çıkarılmalı mı? - Haberler

Jeffrey Epstein dosyasında adının geçmesi sonrası dünyaca ünlü düşünür Noam Chomsky’nin üniversite müfredatlarında yer alıp almaması tartışma konusu oldu. Marmara Üniversitesi'ndeki üç farklı disiplinden akademisyen, Chomsky'nin akademik katkıları ile etik tartışmalar arasındaki gerilimi değerlendirdi. Habertürk'ten Demet Demirkır'ın haberi

Dünyaca ünlü dilbilimci ve düşünür Noam Chomsky’nin, Jeffrey Epstein ile olan bağının ortaya çıkması, üniversite kürsülerinde etik ve bilimsel geçerlilik tartışması başlattı.

Marmara Üniversitesi İletişim, Edebiyat ve Felsefe bölümlerinin başkanları ve öğretim üyeleri, deha ile karakter arasındaki o kritik çizgiyi Habertürk e değerlendirdi.

EPSTEIN OLAYI CHOMSKY NİN HAYATININ ÖZETİ GİBİ Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.

Dr.

Necmi Emel Dilmen, Chomsky’nin durumunu etik körlük olarak tanımlarken, eserlerin kişilerden ayrı tutulması gerektiğine dikkat çekti.

Dilmen, Chomsky’nin Epstein ile ilişkisini ciddi bir etik körlük olarak tanımlarken, akademik camiadaki ilk somut tepkiyi şu sözlerle anlattı: Bir akademisyen arkadaşımız, hayal kırıklığı nedeniyle kütüphanesindeki tüm Chomsky kitaplarını çöpe attığını söyledi.

Elbette bir tepki olacak, birileri tarafından çok daha keskin, birileri tarafından ise daha bağışlayıcı olacak ama olayları analiz etmenin daha doğru olduğunu düşünüyorum.

Tarih boyunca iki Chomsky olduğunu kaydeden Dilmen, Biri MIT’de askeri projelerin temelinde olan ve finansal olarak buradan beslenen, diğeri ise bizim o sevdiğimiz, Rıza’nın İmalatı nı yazan antimilitarist Chomsky.

Bu son olay, aslında onun hayatının bir özeti gibi ifadelerini kullandı.

AKADEMİK HAFIZAYI SANSÜRLEMEK DOĞRU MU?

Chomsky’nin Epstein vakasındaki etik durumunun yüzde 100 yargılanması gerektiğini belirten Dilmen, ancak bu yargılamanın eserleri kapsamasının büyük bir akademik yıkıma yol açacağını ifade etti.

Dilmen, Kişileri yargılamalıyız ama eserleri bu manada yargılamak doğru olmaz. Çünkü bunlar çok kurucu metinler ve çok özel kişiler.

Tarihte de bunun pek çok örneği var.

Eğer kişilerin ahlaki duruşuna göre eserleri tasfiye etmeye kalkarsak; felsefe tarihinin yarısını, sosyal bilimlerin önemli bir kısmını, hele hele sanat ve edebiyat konusunun çok ciddi bir bölümünü çöpe atmamız gerekir.

Prof.

Dr.

Dilmen, Eğer kişisel hayatındaki sorunlar nedeniyle isimleri sileceksek; çocuklarını yetimhaneye bırakan Rousseau’yu, Nazi partisi üyesi Heidegger’i veya kadına şiddetle anılan Nietzche yi de çöpe atmamız gerekir.

Chomsky yi iptal etmek yerine, onun üzerinden güç ilişkilerini ve eleştirel düşünmeyi öğretmeliyiz.

Chomsky yi müfredattan çıkarmak, akademik hafızayı sansürlemektir diye konuştu.

BÜYÜK BİR HAYAL KIRIKLIĞI Tartışmaya dilbilim ve filoloji penceresinden bakan Marmara Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.

Dr.

Mehmet Ali Çelikel, yaşanan durumun büyük bir hayal kırıklığı olduğunu ancak bunun bilimin nesnelliğini değiştirmeyeceğini ifade etti.

Prof.

Dr. Çelikel, Chomsky’nin cinsel istismara bulaştığına dair bir kanıt yok ama Epstein ile ilişkisi etik duruşuyla bağdaşmıyor.

Ancak teoriler, kurucularının ahlakından bağımsızdır dedi.

SORUMLULUĞUMUZ AHLAKSIZLIĞI ONAYLAMAK DEĞİL Çelikel, Louis Althusser, eşini öldürmüştü ama ideoloji üzerine yazdığı kuramlar bugün hala beşeri bilimlerin omurgasını oluşturuyor.

Michel Foucault nun özel hayatındaki etik duruşu çok tartışmalıdır ama yazdıkları bugün hala geçerliliğini koruyor.

Chomsky’nin 20. yüzyıl dilbilimine yaptığı katkılar da tartışılamaz.

Akademisyen olarak sorumluluğumuz, ahlaksızlığı onaylamak değil, bilginin kalıcılığını sağlamaktır ifadelerini kullandı.

ORGANİZE BİR KÖTÜLÜKLE KARŞI KARŞIYAYIZ Epstein vakasını bizatihi kötülüğün tarifi ve organize bir kötülük olarak nitelendiren Marmara Üniversitesi Felsefe Bölüm Başkanı Doç.

Dr.

Erdal Yılmaz, bilgi ile erdemin her zaman eşleşmediğine dikkat çekti.

Yılmaz, yaşananların akademi dünyasında ciddi bir şok etkisi yarattığını söyleyerek, Bizim açımızdan da aslında bir şok oldu; çünkü Chomsky sadece felsefe alanında değil, politik alanda da çok bilinen bir isim dedi.

Ona göre mesele, “entelektüel deha” ile “etik faillik” arasındaki gerilimi açık biçimde ortaya koyuyor: “Bir tarafta ciddi bir deha söz konusu, bir tarafta da ahlaki faillik bakımından ciddi manada tartışılacak bir mesele.” Yılmaz, etik hangi teoriden bakılırsa bakılsın Epstein vakasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Ancak Chomsky’nin dil felsefesi ve dilbilim alanında yarattığı dönüşümün de inkâr edilemeyeceğini belirtti.

Felsefenin yalnızca teorik bir üretim alanı değil, aynı zamanda bir “yaşam biçimi” olduğunu vurgulayan Yılmaz, bilgi ile erdemin her zaman örtüşmediğini söyledi: “Tarihe baktığımızda bilgelik ile erdem maalesef her zaman eşit değil.” Doç.

Dr.

Yılmaz, Chomsky, dil meselesini kültürel bir olgudan zihinsel-biyolojik bir sürece evrilten doğuştancılık yaklaşımıyla bir devrim yaptı.

Onu müfredattan çıkardığınızda puzzle eksik kalır.

Felsefe bir yaşam biçimi olmalıdır ancak günümüzde sadece teorik bir düzlemde kalıyor. Öğrencilerimize bu isimleri sunarken, bilgi ile etik düzlemin nasıl çelişebileceğini de eleştirel bir bakışla göstermeliyiz diye konuştu.

Akademisyenlerin ortak kararı; Chomsky’nin itibarının geri dönülmez şekilde zedelendiği ancak bilimsel teorilerinin sansürlenemeyecek olduğu yönünde.

Chomsky kutsallaştırılmadan, hataları ve etik açıklarını da görünür kılarak okutmaya devam edilmeli, öğrencilere eleştirel bakış açısı kazandırılmalı.

İlgili Sitenin Haberleri