Haber Detayı

Sevilen yıldızlar merak edilen soruları A Para ekranlarından cevapladı
Saklambaç takvim.com.tr
22/02/2026 00:17 (1 saat önce)

Sevilen yıldızlar merak edilen soruları A Para ekranlarından cevapladı

A Para’da Sinan Özedincik ile Merve Yurtyapan’ın sunumuyla ekrana gelen ‘Biz Bize’ye, atv’nin iddialı dizisi ‘Aynı Yağmur Altında’nın başarılı oyuncusu Hakan Eratik, sevilen müzisyen Murat Evgin, ‘Hayatımızın En Mutlu Günü’ adlı tiyatro oyunlarıyla Sitare Akbaş ve Cengiz Orhonlu ile şarkıcı Elif Kaya konuk oldu

Aynı Yağmur Altında dizisinde kadro harika, senaryo çok iyi.

GÜNAYDIN'dan İlker Gezici'nin haberine göre, güzel bir dostluk yakalandı ekip arasında.

Böyle bir kadroyla bir arada olduğum için mutluyum.

DÜNYA ÇAPINDA BİR İŞ Oynadığım karakter müthiş.

Ben bu kadar dişi bir senaryo okumadım.

Bu ilk diyebilirim.

İç içe çok hikâyesi var, misyonu olan bir iş.

Dünya çapında bir iş olduğunu düşünüyorum.

İspanyolca konuşulan ülkelere bu güzel mesajı verebiliriz.

En Başta Filistin meselesiyle başlayan bir hikâye biliyorsunuz.

Türk dizilerini artık dünyaya satıyoruz, bu önemli gücü kullanmalıyız.

İspanya etrafında çok dolanıyorum son dönemde.

Biliyorsun Carmen oyunu da oradandı.

İspanya'yı çok seviyorum.

Acılarla beslenen bir adamı oynuyorum.

Oynadığım karakterin iki ismi var.

Ünal Yavuz ve Aytekin Esen.

Rosa isimli kızın Türk babasıyım.

Geçmişin gölgelerinde kalmış bir adam ama karanlık tarafta değil.

Planlı programlı bir şekilde geri dönüyor.

Kızı olduğunu öğreniyor ve akan sular duruyor.

İntikam almak için gelen adam kızı olduğunu öğrenince dengesi bozuluyor.

Bu adam gölgede kalan tarafını gizleyip yok etmek için takma isim kullanıp zekice planlar kurarken duygusal çıkmazlara giriyor.

Müthiş bir çatışma.

İki karakter var adamın içinde.

Ben de heyecanla bekliyorum neler olacak diye.

Sürprizli bir hikâyede iyi ki varım.

AŞK ÇABA İSTER Kızımın olması benim için hayati bir avantaj zaten.

Bu adamın duygusunu hissetmemde bir baba olmamın tabii ki etkisi var.

Sevgisi tarif edilemez büyük bir şey.

Aşk çabaya değer bir duygu.

Zorla güzellik olmaz.

Her istediğimiz aynı zamanda olmuyor.

Yıllarca radyo programı yaptım.

Stüdyo kulaklığını özlediğimi fark ettim.

Yeniden postcast tadında programlar yapmayı düşünüyorum.

Gölge oyunumuz Karagöz Hacivat'ımızı dijitale aktarıp gelecek nesillere aktarmayı planlıyorum.

HOLLYWOOD'DA TÜRKÇE ŞARKIM BIR MILAT OLDU 2017'de Myth and Monsters adlı dizi belgeselin müziklerini yapmıştım ve la la Land filminin müzikleriyle birlikte büyük ilgi görmüştü.

Sonra danışmanlığını Lady Diana'nın kardeşi, yazar Charles Spencer'ın yaptığı 'The Stuarts' isimli televizyon dizisinin müziklerine imza attım.

Yeniden Amerikan dizilerine müzik yapabilir miyim diye araştırırken, Hollywood'un efsane müzik süpervizörü Thomas Golubic'den John Lennon'ın şarkısına Türkçe sözler yazıp, kaydetmem için teklif aldım.

Türk enstrümanlarıyla demo hazırlayıp yolladım.

Çok beğendim diye cevap aldım.

Birkaç gün sonra Breaking Bad'in yönetmeni ve yazarı Vince Gilligan'dan da çok beğendik, bu şarkıyla ilgili ciddi düşünüyoruz diye mesaj aldım.

Ama hangi dizi için kullanılacağından haberim yoktu.

Aylar sonra 7 Kasım'da dünyada yayına girdi.

Ben de 7 Kasım'da paylaştıklarında öğrendim.

Pluribus dizisinin ikinci bölümünün finalinde; John Lennon'ın 'Nobody Told Me' adlı şarkısını 'Bugünleri de mi Görecektik?' adıyla seslendirdiğim şarkı kullanıldı.

Böylece ilk kez bir Hollywood dizisinde yer verilen Türkçe sözlü bir şarkıya imza atmış oldum.

Kolombiya'ya konser vermeye gitmiştim.

Orada Türk dizilerini izleyen insanlarla röportaj yaptım. 4-5 yaşında çocuklar Türkçe şarkıları ezberliyor.

Neden seviyorsunuz diye sordum.

Sofra kültürü, ailede yaşlılara gösterilen sevgi, saygı ve imkânsız aşklar dendi. 15 sene öncesine kadar dizilerde herkes İngilizce konuşurdu artık bu kalmadı.

Amerikalılar bile artık alt yazı okuyor.

Herkes kendi dilinde konuşuyor çünkü.

Şimdi Türkçe bir şarkıyı dinliyorlar.

Milat oldu bu.

HAYAT KAMERA ŞAKASI GİBİ Hayatımızın En Mutlu Günü diye bir oyunumuz var.

Buket Gülbeyaz'ın yazıp yönettiği, kadrosunda benimle beraber Cengiz Orhonlu, Aşkın Şenol, Mihriban Er ve Gürberk Polat'ın yer aldığı güzel tatlı bir aile komedisini sahnelemeye başladık. 7'den 70'e geniş kitleye hitap ediyor.

Yazarlarımızdan biri Onur, çok eski arkadaşım, oyun yapmak istediğini söylediğinde ben Ankara'ya gidiyordum.

Cengiz'ler beni istemeye geliyorlardı.

Bunu söylediğimde senden sonra Cengiz'i arayacaktım kocanı oynaması için.

İnanamadı.

Evren bizi buluşturmaya çalışıyormuş zaten.

Şimdi keyifle boşanmak üzere olan karı kocayı anlatıyoruz. 7 yıl sonra ilk defa sahneye çıktım.

Bu tarz bir komediyi üniversiteden beri ilk defa yapıyorum.

Elim ayağım titriyordu nasıl yapacağım diye.

Her oyundan sonra diğer oyun ne zaman hemen olsun hissini yaşamayı o kadar özlemişim ki.

Hayat kamera şakası gibi. 14 yıl önce Cengiz'le bir filmde tanıştık.

Güzel bir arkadaşlığımız başladı.

Birbirimizden hiç kopmadık.

Son 6 yılı gerçekten kol kola geçti.

Birlikte müzik de yaptık, oyun mu yapsak diye düşünüyorduk.

Bir anda bir şey oldu.

Evlilik rızık gibi, nasibinizse oluyor bir şekilde.

Birbirimize gönlümüz düştü, ailelerimiz de destek oldu.

Sevgililik süremiz olmadı, gerek yoktu çünkü birbirimizi zaten tanıyorduk.

İnsanlara hızlı geldi bu süreç.

Bizim için öyle olmadı.

Bir araya geldiğimizde susmaya başlayınca aramızda bir şeylerin olduğunu anlamaya başladık.

Sonra ciddiye bindi iş, açıldık birbirimize.

Böyle bir dönemde ne istediğini bilip de ben buradayım diyen kaç kişi kaldı, mertlik çok önemliydi.

Onun bu iyi niyetinin bir karşılığı olmalıydı.

Cengiz çok yönlü biri, zaten sanatçı aileden geldiği için her türlü enstrümanı çalıyor.

Evimizde piyanodan darbukaya gitardan bağlamaya kadar bir sürü enstrüman var.

Dedesinden kalma davul var mesela.

Bizim için çok özel bunlar. 'BİR BİLEBİLSEM'LE ARABESKE BAKIŞIM DEĞİŞTİ Küçük yaşta konfeksiyon atölyesinde çalışıyordum, arabesk şarkılar dinlenen ortamlardır bilirsiniz.

Ben de hep o arabesk şarkıları dinlerdim.

Ama içimde başka biri vardı.

Elimde eldiven kafamda bandanam rockstar olmak istiyordum, fırsat buldukça radyonun frekansını değiştirip rock şarkılar açıyordum.

Kızıyorlardı bana.

Bu şarkıları nasıl dinliyorsunuz diyordum zamanında çok yargılamıştım.

Ahmet Selçuk İlkan'la tribute albümde çalışana dek o duygum sürdü.

O albümde Müslüm Gürses'in Bir Bilebilsem'ini söyleyince düşüncelerim değişti.

Arabeski şimdi çok seviyorum.

BUGÜNKÜ HALİMLE DEDEMLE VAKİT GEÇİREBİLMEK İSTERDİM Oyunumuzun çok komik nostaljik bir hissi var.

Güzel yorumlar alıyoruz.

Her yeri dolaşacak bir turne de yapacağız.

Çift olmamız, oyunda güçlendirici bir etken.

Karıkoca sahnede olmak çok keyifli.

Matematik olarak yorucu ve zor bir oyun.

Ama keyifliydi tabii ki süreç.

Biz eğlenmezsek seyirci de eğlenemez.

Kamuran Akkor'un kurduğu tiyatro sahnesinin işletmesini de biz yapıyoruz.

Bazen acaba otopark mı yapsaydık tiyatroyu diyorum, giderleri çok fazla.

Şaka bir yana alıştık. 10 senelik bir tiyatro zaten orası.

Ailem zamanında tiyatroyu açmak yerine St.

Tropez'den ev alabilirdi.

Ama bu bir gönül meselesi.

Aşık olmadan yapılacak bir şey değil.

Kamuran Akkor'un, Vasfi Uçaroğlu'nun torunu olmak ayrı bir sorumluluk.

Umarım altından kalkabilirim.

Annem, anneannemle hep turne yapmış.

Yollarda çok zorluk çektiği için aman kızım bu mesleği yapma demişler.

O da yapmamış, sözlerini dinlemiş.

Annem de bana oğlum sakın bu mesleği yapma dedi ama ben dinlemedim.

Elimden geldiğince yapmaya devam ediyorum.

Tiyatroya genç yaşta aşık oldum.

Amerika'da müzikal tiyatro okudum.

Müzik hobimdi.

Elime çaldığım her enstrümanı çalabiliyorum. 10 yıldır albüm çıkarma niyetim var.

Müziğe ne zaman niyet etsem, başka işler çıktı.

Bugünkü halimle dedemle vakit geçirebilmek isterdim.

Vefat etmeden önce anneme; 'Bu çocuğa bir piyano alın ileride beste yaparken ihtiyacı olacak' diyor.

Benim piyanoyla ilişkimin başlamasına onun vasiyeti vesile oluyor.

İlgili Sitenin Haberleri