Haber Detayı
Zamanı durduran ses: Funda
70’li yılların başında bıraktığı iz, yarım asırdır silinmedi. “Çaresizim” ve “Affetmem” gibi hit şarkılarıyla hafızalara kazınan Funda, yeniden basılan 45’liği vesilesiyle sessizliğini bozdu. Başarılı müzisyenle ününün zirvesindeyken neden sahne yerine akademiyi seçtiğini, plaklardaki o “derinlik” hissini ve 70’li yılların samimiyetini konuştuk.
Funda , 1970’li yılların başında çok kısa süre müzik sektöründe yer almasına karşın hâlâ o yılların unutulmaz isimleri arasında.
Dillerden düşmeyen “Çaresizim” ve “Affetmem” şarkıları 45’lik plak olarak yeniden basılan müzisyen ile dünden bugüne keyifli bir sohbette buluştuk. - Yıllardır unutulmayan “Çaresizim” ve “Affetmem” şarkıları 45’lik plak olarak yeniden basıldı.
Süreç nasıl gelişti, bu iki hit şarkı nasıl bir araya geldi? “Çaresizim”, bugüne dek dizilerde ve filmlerde en çok çalınan şarkılardan biri oldu.
Affetmem ise birçok yapımın yanı sıra reklamların, özellikle de nakaratıyla stadyumların vazgeçilmezi oldu.
Dijital bir dönemdeyiz; plakların ardından kasetler, daha sonra CD’ler devreye girdi ama analog sesteki o sıcaklık, doğallık hissinin yerini hiçbir şey tutmadı.
Ayrıca bir plak kapağına dokunmak, içindeki yazıları okuyup resimlere bakmak, plağın sahibi ile şarkılar ve yorumcu arasında çok farklı, güçlü bir bağ kuruyor.
Günümüzde bu duyguları yeniden yaşamak isteyen müzikseverler ve koleksiyonerler çiziksiz, net sese sahip plaklara ve hasar görmemiş kapaklara ulaşmakta zorluk çekiyorlar.
Bu ihtiyaç nedeniyle son birkaç yıldır yeni basım 45’lik ve 33’lükler tekrar gündeme geldi.
Aslında bu çalışmadan haberim yoktu; Ossi Müzik’in bana harika bir yılbaşı sürprizi oldu.
Bazı şarkılar; belirli anıları, mekânları ve kişileri hatırlatarak adeta birer zaman işaretleyicisi görevi görüyor.
Bence özellikle 70’li yılların şarkıları, Türk hafif müziği için birer milattır. - Müzik dünyasında besteci ve şarkıcı olarak çok kısa süre yer almanıza karşın insanlar sizi ve şarkılarınızı hiç unutmadı.
Bunun sırrı sizce nedir?
Müziğin toplumu değiştirme gücü vardır, biz bunu 70’li yıllarda yaşayarak gördük.
Bizim dönemimizin şarkılarında samimiyet, duygu ve ruh vardı.
Bugünün aksine, daha net ve az sözle, karmaşık olmayan müziklerle tüm duyguları hem kendimiz yaşadık hem de dinleyenlere yaşatabildik.
Aşkı, ayrılığı, özlemi ve hatta politikayı; yani her türlü duyguyu ve olguyu saf, içimizden geldiğince kağıda dökerdik.
Bu plak satış yapar mı yapmaz mı kaygısı gütmeden yazar, seslendirir ve paylaşırdık.
Çaresizim ve Affetmemin de dahil olduğu o dönem şarkılarımızın bu kadar beğenilme nedeni buydu.
Dinleyenler her kelimede, her notada kendinden bir parça buldu.
İşte duygusal anlamda sağlam temeller üzerine inşa edilen bu şarkılar, bu yüzden bu kadar sevildi ve sahiplenildi.
Günümüzde yapılan ve çok çabuk tüketilen bazı şarkıların aksine bizimkiler üç nesildir yaşamaya devam ediyor.
İlk 45’liğim 15, ikincisi ise 16 yaşımdayken çıktı.
Lise bittikten sonra üniversiteye başladım.
O dönem yoğun teklifler gelmesine rağmen sahneye çıkmayı hiç düşünmedim ve 45 yaşına kadar da çıkmadım. - Evet.
Ününüz tüm ülkeye yayıldıktan sonra müzikte akademik bir kariyer yapmayı tercih ettiniz.
Konservatuvar mezuniyetimin ardından çalışma hayatına atıldım ve eğitimciliği seçtim.
Bu bilinçli bir tercihti.
Kişilik özelliğim gereği, dünyada her konuda yaşanan o muazzam gelişmelere, araştırmalara ve yeniliklere bir kenarda durup seyirci kalamazdım.
Bu süreçlerin içinde yer almak, ilgimi çeken alanlarda araştırmalar yapmak, okumak istedim.
Emeklilik dönemimden sonra ise akademik yolculuğumu daha da derinleştirdim.
İletişim ve sanat üzerine yüksek lisans yaptım, ardından müziğin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini inceleyen müzikterapi alanında doktora çalışmamı tamamladım.
Bu akademik altyapıya, uzmanlık alanlarımdan biri olan diksiyonu da ekleyerek tüm bilgi birikimimi üniversitelerde ve kurumsal firmalarda paylaşmaya başladım.
Bu paylaşımlara bugün de hâlâ büyük bir keyifle devam ediyorum. ‘BİRLİKTE SAHNE ALIYORUZ’ - O yıllarda sahneleri paylaştığınız veya sizinle aynı dönemde parlayan isimler arasında hâlâ görüştükleriniz var mı?
Ossi Müzik, aralarında benim de bulunduğum, 70’li yılların isimlerinden oluşan çok güzel bir ekip kurdu.
O günden beri arkadaşlarımla birlikte onlarca konserde bir arada sahne aldık, sevenlerimizle buluşup unutulmayan şarkılarımızı hep bir ağızdan söyledik.
Hâlâ görüştüğüm yol arkadaşlarım arasında Asu Maralman, Ersan Erdura, Bilgen Bengü, Coşkun Demir, Rana Alagöz, Semiha Yankı, Tülay, Yeşim, Yeliz, Nilgün Onatkut, Ayşe Mine, İskender Doğan, Salim Dündar ve Güzin gibi isimleri sayabilirim.
Ayrıca çok sık görüştüğüm ancak yakın zamanda kaybettiğimiz Banu, Selçuk Alagöz ve Baha Boduroğlu’nu da rahmetle anmak isterim. - Pek çok genç müzisyen de sizin şarkılarınızı icra etti.
Yeni kuşağı nasıl buluyorsunuz, takip ettiğiniz isimler var mı?
Çaresizim şarkımı Zuhal Olcay, Göksel, Gökçe Bahadır ve Eda Baba seslendirdi.
Affetmemi ise Pınar Aylin ve Zilli Perküsyon grubu yorumladı.
Hepsinin de kendine has, çok güzel yorumları vardı.
Şarkılarımı onlardan dinlemekten büyük mutluluk duydum.
Müzik benim için bitmeyen bir tutku.
Her akşam mutlaka bir-iki saat kulaklığımı takıp müzik dinlerim.
Bizden veya dünyadan örnekler; caz, etnik müzikler, klasik müzik...
Hepsi ilgimi çeker.
Dinlerken öndeki seslere, arkadaki enstrümanlara ve vokallere dikkat kesilir; her birini tek tek algılamaya çalışırım.
Takip ettiğim isimlere gelirsek, unuttuklarım olabilir ama Sena Şener, Ceylan Ertem, Selin, Blok3, Mor ve Ötesi, Elif Çağlar ve Jehan Barbur keyifle dinlediğim sesler arasında yer alıyor. ‘HİT OLACAK ŞARKILARIM VARDI’ - 70'li yıllarda yazdığınız, Yayımlasam kesin hit olurdu dediğiniz ama hiç paylaşmadığınız şarkılarınız var mı?
Onları gün yüzüne çıkarmayı düşünüyor musunuz?
Evet, 70’li yıllarda yazdığım ve paylaşsaydım kesinlikle “hit” olurdu dediğim şarkılarım var.
Eğer o zamanlar kayda alınsalar ve yayımlansalardı, eminim onlar da tıpkı diğerleri gibi bugüne kadar ulaşırdı.
Ancak günümüzdeki formatlar ve beklentiler artık çok farklı.
Bence bizim şarkılarımız hem gönüllerde hem de müzik dünyasında zaten olabilecek en güzel yerde yaşamaya devam ediyor.
Bu yüzden tadını bozmayalım.
İsmimiz de, eserlerimiz de hafızalarda o aynı güzellikte kalsın.