Haber Detayı

Münih Güvenlik Konferansı’nın özeti: Starmer AB’ye yanlıyor, ABD’den uzaklaşıyor
Avrupa aydinlik.com.tr
22/02/2026 19:22 (2 saat önce)

Münih Güvenlik Konferansı’nın özeti: Starmer AB’ye yanlıyor, ABD’den uzaklaşıyor

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, 14 Şubat’ta Münih Güvenlik Konferansı’nda (MSC 2026) AB yanlısı ve ABD’ye mesafeli bir tutum takındı.

HAZIRLAYAN: METİN AKGERMAN Rusya konusunda eskisi kadar sert olmasa dahi şahin tutum devam ediyor.

Avrupa’nın savunma konusunda kendi ayakları üzerinde durması gerektiğini, caydırıcılığını koruması gerektiğini belirtti.

Çağımızda geçerli akçenin askerî güç (İng: hard power) olduğunu söyledi.

ABD’ye aşırı bağımlılıktan uzaklaşalım ve birbirimize bağlanalım (İng: interdependence) dedi. “Biz artık Brexit zamanındaki İngiltere değiliz.” diyerek ve savunma, güvenlik, tedarik, üretim, ortak pazar konularında işbirliğini güçlendirme çağrısı yaptı.

İç politika ile ilgili bazı ödünleşme (İng: trade-off) potansiyeli olduğunu ama toplum faydasına yolun bu olduğunu belirtti.

Bu sene uçak gemisi saldırı grubunu Kuzey Atlantik ve Kuzey Arktik bölgelerine ABD, Kanada ve diğer NATO müttefikleri eşliğinde göndereceklerini söyledi.

Starmer, Rusya’nın silahlanmasının büyüyen bir tehlike olduğunu ve Ukrayna ile ilgili olabilecek bir barış anlaşmasının durumu hızlandırarak Avrupa’ya yönelik tehdidi büyütebileceğini belirtti.

Özetle ABD ile kopmadan uzaklaşma, izolasyonu reddetme, AB’ye yakınlaşma mesajları verdi.

İngiltere medyasında savunma harcamalarının artması ve Brexit kararına rağmen yine çark edilerek AB’ye yanlama yapılması durumuna karşı eleştiriler yapıldı.

DEVLETİ PALANTİR’E TESLİM ETMEYİN!

İngiliz hükûmetinin Palantir ile yaptığı anlaşmaların halk nezdinde pek hoş karşılandığını söyleyemeyiz.

Palantir firması herkesin malumu.

ABD merkezli olan ama büyük oranda İsrail için çalışan, büyük data ve yapay zekâ ile İsrail ve ABD askerî güçlerinin daha etkili şekilde savaş yapmasını sağlayan bir firma.

Kabaca dünyadaki bütün sosyal medya, sağlık, vatandaşlık ve dijital veri tabanlarını tarıyorlar; istihbarat, göç idaresi, ordu gibi kurumlara kullanıma hazır, anlamlandırılmış, hedeflenmiş bilgi sağlıyorlar.

Uzaydaki uydular dâhil savaş ekipmanları ile entegre olmuş bir sistem.

İngiltere, Palantir firması ile çeşitli anlaşmalar yaptı.

Toplamı 700 milyon GBP civarında olan anlaşmalar ile NHS’in bütün sağlık sistemi veri tabanı açıldı.

İngiliz ordusu ile yapay zekâ ve analitik konusunda işbirliği ve diğer kamu kurumları ile anlaşmalar yapıldı.

KAMU KAYNAĞI FİRMAYA AKTARILIYOR Bu Palantir olayına çeşitli açılardan tepki var.

Öncelikli problem, büyük bir kamu kaynağının hiçbir ihale ve şeffaf tedarik süreci olmadan bu firmaya keyfî şekilde tahsis edilmiş olması.

Diğer sorun ise sicili son derece karanlık olan bu firmaya ülkenin ve vatandaşların özel ve kişisel bilgilerinin verilmiş olması.

Yani etik ve insan hakları açısından sorunlu; veri güvenliği ve kişisel bilgi korunması açısından sorunlu; şeffaflık, tedarik ve paranın karşılığını alma konusunda sorunlu.

Vatandaşın sağlık verilerinin kâr amaçlı özel firmayla paylaşılması da ayrıca sorunlu.

İngiltere’de sağlık sisteminin ana omurgası NHS sistemi.

Özel sağlık sigortası olanların dahi verileri günün sonunda bu sistemlere giriyor.

Artık bütün bu sistemin veri altyapısını Palantir yönetecek.

Yani ülkede yaşayan herkes, randevu alıp bir sağlık kurumuna işleme gittiğinde Palantir bunu bilecek; böylece toplumda kimlerin kalp krizinden ölmesi gerektiğini proaktif şekilde yönetip planlayabilecek.

Size yapılan o grip aşısının içinde ne olduğunu asla bilemeyeceksiniz!

Bütün DNA’nız kopyalanacak.

Organ mafyasına da artık gerek kalmayacak anlaşılan!

KAMUOYUNDA TEPKİLER VAR Palantir ile yapılan anlaşmalara itiraz eden grupların başında sağlık çalışanları birlikleri geliyor.

Filistin ile dayanışma grupları da konuya şiddetle karşı çıkıyorlar.

Yeşiller başta olmak üzere bazı partiler de bu işe açıktan karşılar.

İktidardaki İşçi Partisi’nin içindeki Clive Lewis gibi bazı parlamenterler de olaya tepkililer.

Özetle, gidişat pek hayra alamet değil.

Bizim hükûmet en azından İngiltere’de yaşayan kendi vatandaşlarının verilerini koruma konusunda bir girişim yaparsa faydalı olabilir.

Misal İngiltere’de yaşayan bir Türk vatandaşının hangi verisine hangi kurum ulaşıyor ise hem bu ulaşım izne tabi olmalı hem de Türkiye’nin ilgili kurumuna uygun şekilde raporlanmalı.

BİR KOŞU ANTALYA’DAN ALIŞVERİŞ SEPETİNİ DOLDURMAK Haftalık evin alışverişi için İngiltere’den uçağa binip, Antalya’ya gidip, BİM’den alışveriş yapıp, İngiltere’ye dönülür mü? “Manyak” dersiniz, değil mi?

Adam yaptı valla.

Cebine de para kaldı.

Tanıştıralım: Jordon Cox.

YouTube kanalında anlatıyor alışveriş listesini, fiyatları filan.

Kabul etmek lazım, çok ucuza bileti bulmuş.

Aynı gün gidiş-dönüş 33 GBP’ye ucuz firmalardan birinden Antalya bileti bulmuş.

Pasaport ve boş bir sırt çantası ile gidiyor.

İndikten sonra dönüş uçağına kadar 5 saati var. 0,72 GBP’ye otobüs ile şehir merkezine gidiyor.

BİM’e giriyor. 2 büyük poşeti abur cubur, çorap, diş macunu, kozmetik, çocuk bezi, peçete, cips vs. ile dolduruyor.

Biraz vakti kalıyor; elinde poşetler ile sahile, kale civarına inip geziniyor.

Sonra havalimanına dönüp gümrüksüz satış kısmından votka satın alıyor ve İngiltere’ye uçuyor.

Aldıklarını İngiltere Tesco marketi fiyatları ile karşılaştırıyor.

Sonuç olarak uçak bileti ve tüm alışveriş dâhil 69 GBP harcamış.

Bu alışverişi Tesco’dan yapsaymış 89 GBP harcayacakmış.

Şimdi bu haberi okuyup “Türkiye İngiltere’den market alışverişi konusundadaha ucuz” sonucu çıkar mı?

Ben size gerçek durumu söyleyeyim.

Evet, Jordon’un seçtiği ürün gruplarında Türkiye gerçekten önemli ölçüde daha ucuz ama tüm ürün gruplarında bu durum yok.

Jordon cımbız ile seçmiş ürünleri.

Alkollü içeceklerde ise Türkiye fiyatları çok daha yüksek.

Diğer taraftan Tesco gibi orta segment market ile BİM’i karşılaştırmak da pek doğru değil.

BİM fiyatını ile ASDA veya Lidl ile karşılaştırsaymış bahsettiği fiyat farkı azalırdı.

Jordon’un anlatmadığı diğer olay ise İngiltere’de havalimanına erişim olayı.

Tren veya otobüs ile dahi gitseniz 20 GBP’den aşağıya gidemezsiniz.

Hesapları çok zorlamışsın Jordon!

Biz kül yutmayız!

BAŞBAKAN STARMER SEÇİMDE GİDİCİ Teoman’ın “Paramparça” şarkısını hatırlarsınız.

Başbakan Keir Starmer’in vaziyeti o hâlde: “Kayıp bir bavul gibiyim havaalanında, kelimeler büyüyor ağzımda, aradım mesajlar çıktı kapattım, neyse zaten hiç hâlim yok.” Başbakan Starmer yine U dönüşü yaptı.

Bu kadar kısa sürede bu kadar çok U dönüşü yapan İngiltere tarihinde başka başbakan var mıdır acaba?

Yerel seçimler 7 Mayıs’ta yapılacaktı ve İşçi Partisi, alacağı hezimetten korktuğu için yaklaşık 5 milyon kişinin oy vereceği 30 belediye bölgesindeki seçimleri ertelemişti.

Muhafazakâr Parti ve Yeşiller’in öncülüğünde bu ertelemeye karşı büyük bir kampanya düzenlendi, davalar açıldı ve sonuç alındı.

Başbakan, seçimlerin tüm ilgili belediyeler için zamanında yapılacağını açıkladı.

MAYIS’TA SİYASİ HESAPLAŞMA Peki Starmer neden önceden döndüğü sözünden gene döndü?

Şahsî görüşüm: İşçi Partisi’nin önceki seçimleri erteletme çabası hezimetten kaçınmak ve hükûmetin ömrünü uzatmayı amaçlıyordu.

Ancak ortaya dökülen Epstein skandalı ve skandalın Başbakan Starmer’in çevresini sarması ve istifa baskıları sebebiyle müesses nizam taktik değiştirmiş olabilir.

Bence Starmer değişikliğini yapmak için seçimler bekleniyor.

Hezimet olacağı kesin ve akabinde Starmer gönderilecek.

Şimdiki baskılara boyun eğerler ve Starmer şimdi istifa ederse bu sefer yerine getirilecek kişi seçimlere girecek, hüsranauğrayacak ve kredibilitesini kaybedecek.

En akıllıca çözüm, seçimlerin hezimetini ve tüm Epstein rezilliklerini Starmer’in sırtına yüklemek ve Mayıs seçimleri sonrasında kendisini postalamak.

Yerine getirilecek kişi yeni ümitler ve vaatler sunarak gelecektir.

Beyaz sayfa açılacağı imajı satılacaktır.

Akıllıca değil mi?

PARLAMENTO KULİSLERİ HAREKETLİ Muhtemelen parlamento kulislerinin bugünlerdeki tek konusu Starmer’dan sonra kimin koltuğa oturtulacağı konusu.

Herkes kendi çevresi ile lobisini yapıyor.

Eski Başbakan Liz Truss, ABD’ye gidip Trump ile görüşmüş; basına pozlar vermişler.

O da belli ki kendi partisinin liderliğine oynama peşinde ve Trump’ı mutlu edecek şekilde müesses nizama saydırıyor; merkez bankalarını ve küreselcileri hedef alıyor.

SAĞDA YENİ PARTİ HAMLESİ Diğer tarafta Nigel Farage’in yükselişteki Reform Partisi’nin önünü kesmek için Şubat 2026’da yeni bir parti daha kuruldu.

Reform’dan ayrılan Rupert Lowe, Britanya’yı diriltme (İng: restore Britain) partisini kurdu.

Bildiğiniz sağcı parti, aynı söylemler.

Neymiş, göçmenleri göndereceklermiş, başörtüsünü yasaklayacaklarmış, helal ve koşer yiyecekler yasaklanacakmış, İslamlaşmayı önleyip Hristiyan değerlerini ön plana çıkartacaklarmış, woke söylemleri bitireceklermiş, düşük vergiler, özel sektör ile ekonomik atılım yapılacakmış, doğrudan demokrasi yönetimini sağlayacak bir teknolojik platform yapacaklarmış filan… Klasik sağcı söylemlerin biraz süslü hâli.

Bakalım bütün anketlerde birinci parti olan Reform Partisi’nden büyük parça kopartabilecekler mi?

İlgili Sitenin Haberleri