Haber Detayı

Ankara’da özel tiyatro uğraşı
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
24/02/2026 04:00 (3 saat önce)

Ankara’da özel tiyatro uğraşı

Ankaralı olduğumda tiyatro olaylarına uzak düşeceğimi sanmıştım.

Ankaralı olduğumda tiyatro olaylarına uzak düşeceğimi sanmıştım.

Ne yanılgı!

Başkentin o dönemde sahne sayısı az olan Devlet Tiyatrosu’nun ve Ankara Sanat Tiyatrosu’nun dışında, önemli yapıtlarla gündemde olan birçok özel tiyatrosu vardı. 12 Mart öncesinde ve sonrasında yaşanan toplumsal gerilime karşın bu topluluklar perde açabiliyordu.

İzmir Caddesi ile Necati Bey Caddesi’nin köşesindeki bir salonda, henüz ünlenmemiş Halil Ergün ’den, Aziz Nesin ’in “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz” ının sahne uyarlamasını izlemiştim.

Nesin’in “Düdükçülerle Fırçacıların Savaşı” oyununu ise Mithatpaşa Caddesi’ndeki bir salonda görmüştüm.

Vasıf Öngören ’in ünlü “Asiye Nasıl Kurtulur” u Zeliha Berksoy ’un yorumuyla Kızılay’da Ankara Birliği Tiyatrosu yapımı olarak sunulmuştu.

Ayberk Çölok ’un başrolü oynadığı, yine Öngören imzalı “Almanya Defteri” , Atatürk Bulvarı’nın Kavaklıdere tarafındaki bir sahnede oynanmıştı.

Can Yücel ’in çevirdiği, oyunculardan yalnızca Savaş Yurttaş ’ı anımsadığım, Peter Weiss ’in ünlü Diktatör Salazar yergisi olan “Salozun Mavalı” İzmir Caddesi’ndeki bir sahnede yer almaktaydı.

Maltepe’de Macit Flordun ’un Arthur Miller ’ın “Bedel” inde oynadığı tiyatro salonu vardı.

Halk Oyuncuları bir süre Çağdaş Sahne’de (şimdiki Şinasi Sahnesi) oyun sergiledi.

Ardından bir bölümünü Yılmaz Onay’ın yönettiği Çağdaş Sahne yapımları geldi.

Çeşitli nedenlerle açılıp kapanan AST yoğun bir politik tiyatro uğraşı içindeydi. “III.

Reich’ın Korku ve Sefaleti” ile “Ana” oyunları manşetlerde yer alıyordu. 1970’li yıllarda insanlar gazete/dergi okuma kültürüne sahipti.

Oyunlar yazılı basında duyurulurdu.

Seyirci tiyatro olaylarıyla buluşabiliyordu. 12 EYLÜL DARBESİ GELİNCE Bu saydığım yapımlar Türkiye ya da dünyada ilk kez oynanan yapıtları tanıtıyordu.

Özellikle politik tiyatro yapan toplulukların enerjisi coşkulu bir oyuncu-seyirci iletişimi sağlıyordu.

AST’nin “Zengin Mutfağı”, “Sakıncalı Piyade” gibi parlak yapımları da bu döneme rastlar.

Aynı dönemde AST sanatçısı Erkan Yücel kendi gezginci topluluğunu (Devrimci Ankara Sanat Tiyatrosu/DAST) kurmuştu.

Politik tiyatro, “slogancı” ve “slogancı olmayan” özellikleriyle tartışılmaktaydı. 12 Eylül 1980 darbesi yapıldığında politik tiyatro sunan özel topluluklar tarihe karıştı.

Kullandıkları salonlar da “tiyatro” olma niteliğini yitirdi.

Yalnızca AST ve Erkan Yücel’in yerleşik düzende sürdürdüğü Ankara Halk Tiyatrosu (AHT) süreklilik sağlıyordu.

Yücel’in ölümü ve Rutkay Aziz ’in İstanbul’a gitmesi bu iki topluluk için olumsuz dönüm noktalarıdır.

Menekşe Sokak’ta daha sonra konuşlanan Ankara Ekin Tiyatrosu yerleşik düzende var olma savaşımında dirense de sonunda turne düzeninde karar kılacaktı. 1980’ler iki başka değişim daha getirdi.

Çok kanallı televizyon olgusu topluma egemen olmuştu.

Televizyon/ dizi oyunculuğu para kazandırıyordu.

Başkentten İstanbul’a oyuncu göçü ivme kazandı.

Aynı aşamada oyun projelerine devlet desteği uygulaması da gündeme geldi.

Topluluklar çoğunlukla “destek” tutarını belirleyen jürinin karşı çıkmayacağı oyunlara yöneldiler.

Tiyatro olaylarının seyirciyi aydınlatma ve uyarma yönündeki çekiciliği güç yitirmişti.

Seyirci televizyon karşısında uyuklamayı yeğler olmuştu.

Ankaralı özel tiyatroların enerjisi, sahneleri gitgide çoğalan Devlet Tiyatroları’nın pahalı yapımları karşısında direnmeye yetmiyordu.

O gün bugündür (yaklaşık 40 yıldır), başkentin özel tiyatroları toparlanmaya çalışıyor.

Oyunlarını duyurmaları, tanıtmaları ve seyirciyle buluşmaları çok zor.

Yapımlarını daha yüksek düzeylere çıkarma güçleri sınırlı.

Dahası, oyunlarına süreklilik kazandıracak uzamlara sahip değiller.

ÖRGÜTLENME VE FESTİVALLER Günümüzde Ankara’da -bir bölümü açılıp kapanan- 50 dolayında özel topluluk olduğu düşünülüyor.

Kooperatifleşmeyi deneyen, bağımsızca varolmayı seçen ya da dernek örgütlenmesi içinde yer alan topluluklar var.

Ankara Tiyatro Yapımcıları (AnTiYap) derneğinin anketine göre, şu anda kayıtlı durumda olan 13 üye topluluktan yaklaşık yarısı salonsuz.

Önemli bir bölümü, sürekli oyun sergileyemiyor.

Bu nedenle, festivaller rahat bir soluk almalarını sağlıyor.

Bu nedenle, Ankara’daki festival çalışmalarında özel toplulukların oyunlarını tanıtmaları sağlanıyor.

Ama nereye kadar?

Özel tiyatrolar yerel yönetimlerin katkısını bekliyor.

Salonlarından -kullanılmadığı zamanlarda- özel tiyatroların yararlandırılmasını istiyorlar.

Benzer bir uygulama İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda yapıldı.

Başkentte de gerçekleştirilemez mi?

İlgili Sitenin Haberleri

Abluka Yazarlar cumhuriyet.com.tr
3 saat önce

Abluka