Haber Detayı

Eleştiri anonim cesaret değil, açık sorumluluk ister
Yazarlar hurriyet.com.tr
24/02/2026 06:06 (2 saat önce)

Eleştiri anonim cesaret değil, açık sorumluluk ister

ARADA kendimi sosyal medya detoksuna sokuyorum.

Sebebi basit.Bazen yazılanlara, çizilenlere insanın tahammülü gerçekten azalıyor.Oysa eleştiriye alışkın bir mesleğin içindeyim.1994’ten bu yana her gün yazı yazıyorum.

Gazete yöneticisi olarak önümden yüzlerce haber geçiyor.

Haberleri kişisel duygularımızla değil, editoryal süzgeçten geçirerek yayımlıyoruz.Doğal olarak bazı haberler birilerini mutlu ediyor, bazılarını rahatsız ediyor.Eleştiri mi?Başımızın üstünde yeri var.Ama sosyal medyada eleştiri çoğu zaman eleştiri olarak kalmıyor.Bir noktadan sonra küfre, imaya, bazen hafif tehdide, çoğu zaman da saygısızlığa dönüşüyor.Cevap vermeye çalışıyorsunuz.Anlatıyorsunuz.Açıklıyorsunuz.Ama fark ediyorsunuz ki mesele anlamak değil; saldırmak.Daha ilginci şu.Bu paylaşımların büyük bölümü gerçek isimlerle yapılmıyor.Takma adlar, sahte fotoğraflar, anonim hesaplar...Adeta dijital bir adam asmaca oyunu.Bir de gerçek hayatta tanıdıklarım var.Gündelik yaşamda son derece nazik, ölçülü, hatta mahcup insanlar ama ekranın başına geçtiklerinde başka bir karaktere dönüşüyorlar.Sanki kimliklerini vestiyere bırakıp sanal bir maskeyle konuşuyorlar.İnsan, o mesajları yazan kişinin gerçekten o kişi olduğuna inanmakta zorlanıyor.Tam da bu tartışmaların ortasında Adalet Bakanı Akın Gürlek’in sosyal medya için kimlik doğrulaması zorunluluğu açıklaması geldi.Bakan Gürlek’e göre yeni düzenlemeyle sosyal medya hesaplarına girişte kimlik ve cep telefonu doğrulaması gerekecek.Onun ifadesiyle; “Klavye delikanlılığı yapan bunu açık kimliğiyle yapacak.”Düzenlemeye göre bir geçiş süreci olacak.

Bu sürede kullanıcıların gerçek hesaplara geçmesi beklenecek; geçmeyen sahte hesaplar kapatılacak.

Uygulama yurtdışındaki vatandaşları da kapsayacak ve pasaport doğrulaması da sistemin parçası olacak.Sosyal medya bize sınırsız bir ifade alanı verdi.Ama aynı zamanda sorumluluğu görünmez hale getirdi.Gerçek kimliğiyle eleştiri yapan insan tartışır.Sahte kimlikle saldıran ise tartışmaz, sadece bağırır.Bugün sosyal medya çoğu zaman bir fikir meydanından çok bir öfke boşaltma alanına dönüşmüş durumda.Eğer insanlar söylediklerinin arkasında gerçek kimlikleriyle durmaya başlarsa, dijital tartışma kültürü de daha olgun bir zemine taşınabilir.Çünkü eleştiri anonim cesaret değil, açık sorumluluk ister.DOSYALAR BEKLİYOR AMA HAYAT BEKLEMİYOR Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargılamalardaki gecikmeleri önlemek amacıyla yeni bir başvuru sistemi kurulacağını duyurdu. “Sıfır gecikmeli yargı modeli” devrede olacak.Gerçek şu.

Dosyalar birikiyor, adalet çoğu zaman geç ulaşıyor.Özellikle son dönemde ev sahibi kiracı ilişkileri bundan en fazla etkilenen alanlardan biri.Bana gelen mesajlar bunu açıkça gösteriyor.Kendi evini almış ama kiracısını çıkaramadığı için hâlâ kirada oturan aileler var.Tahliye kararı verilmiş olmasına rağmen dosyası yıllardır istinafta bekleyenler var.Karar var, sonuç yok.Oysa adalet, kararın yazıldığı an değil, hayatı değiştirdiği andır.Yeni düzenlemeyle 81 ilde adliyelerde “yargısal verimlilik büroları” kurulacak.Başsavcılıklar ve adalet komisyonları gecikmelere neden olan süreçleri birlikte inceleyecek. “Alo Adalet” uygulaması da bu yapının parçası olacak.Adalet Bakanı Gürlek, sistemin hâkim ve savcılara talimat anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor.

Amaç, yargının işleyişindeki aksaklıkları gidermek.Mesajlardan anlıyorum ki, artan dava sayısı ve uzayan süreçler ev sahiplerini de mağdur etti.Taşınamayan aileler, ertelenen hayat planları, büyüyen gerilimler...Dosyalar bekliyor ama hayat beklemiyor.

SANAT DESTEĞİ HAK EDER BİR TOPLUMUN NEFESİDİR Bir sanatçının kendini kanıtlaması zor ve uzun bir süreç...Birçoğu hayat şartları nedeniyle bu yoldan da vazgeçiyor.İrlanda “sanatçı desteği alanında küresel bir lider” olma yolunda önemli bir adım attı.Destekliyorum.Olanaklar imkân verirse Türkiye’de de yapılabileceğini düşünüyorum.İrlanda hükümeti, ülkede yaşayan sanatçılara, çalışmalarında destek olmak amacıyla haftada 325 euro ödeme yapmayı planlıyor.Sosyal yardım değil; aslında kültür politikası.Adı “Sanat için Temel Gelir.”Pandemi döneminde başlatılan pilot uygulama kalıcı hale getiriliyor.

Yaklaşık 2 bin sanatçı, üç yıl boyunca haftalık ödeme alacak.

Seçim kura ile yapılacak.İrlanda Kültür Bakanı Patrick O’Donovan demiş ki.“Sanatçıların kariyerlerini sürdürebilmeleri ve yeteneklerini sanat sektöründe tutabilmeleri için bu bir dönüm noktası.”En büyük kayıp yetenekli bir insanın geçim kaygısı yüzünden sanatını bırakmasıdır.Bir şairin muhasebeci olması, bir kemancının çağrı merkezinde çalışması, bir ressamın hayal kurmayı bırakması yani...Toplum olarak sanatçıdan çok şey bekliyoruz.Ruhumuzu beslesin istiyoruz.Dünyaya bizi anlatsın istiyoruz.Uluslararası alanda ödüller alsın istiyoruz.Sanat üretmek zaman ister.Ve gerçekten uzun, zor bir yoldur.Türkiye’de olur mu?Ekonomik koşulların, bütçe önceliklerinin, siyasal tartışmaların arasında bir proje geliştirilir mi?Aslında bazı destekler var.Örneğin Türk filmlerine verilecek olan yeni teşvikler oldukça önemli.Ama yeni işin başında olanlar.Sanat desteği hak eder.Bir toplumun nefesidir.AKIL DEFTERİME YAZDIĞIM İKİ YORUM CIndy Crawford’ın Harper’s Bazaar’a verdiği röportajda okudum.Moda ikonu Coco Chanel’in sözlerini hatırlatarak demiş ki...“25 yaşında sahip olduğunuz yüz Tanrı’nın size verdiği yüzdür, ancak 50 yaşından sonra sahip olduğunuz yüz hak ettiğiniz yüzdür.”Cindy Crawford’ın modaya pek de önem vermediği söylenir.

Dünyanın ilk ve en güçlü süper modellerinden biri için bu bir paradoks olsa da Crawford’u tanıyanlar bu sözlerin gerçekçi olduğunu söylüyor.Bugün 60 yaşında, başarılı bir iş kadını olan Crawford için Carla Bruni ise şunları söylüyor.“Güzelliğinin ve sonsuz cazibesinin ötesinde, Cindy’nin özelliği dengesinde ve zekâsında yatıyor.”İki yorumu da çok beğendim ve akıl defterime yazdım.

İlgili Sitenin Haberleri