Haber Detayı

AB'nin jeopolitik rotasında Türkiye'nin kilit rolü
Güncel haberler.com
24/02/2026 13:28 (2 saat önce)

AB'nin jeopolitik rotasında Türkiye'nin kilit rolü

Bonn Üniversitesi İleri Güvenlik, Stratejik ve Entegrasyon Çalışmaları Merkezi (CASSIS) Direktörü Prof. Dr. Ulrich Schlie, değişen küresel dengeler ışığında Avrupa Birliği'nin (AB) jeopolitik geleceğini ve Türkiye'nin bu süreçteki vazgeçilmez konumunu AA Analiz için kaleme aldı.

Bonn Üniversitesi İleri Güvenlik, Stratejik ve Entegrasyon Çalışmaları Merkezi (CASSIS) Direktörü Prof.

Dr.

Ulrich Schlie, değişen küresel dengeler ışığında Avrupa Birliği'nin (AB) jeopolitik geleceğini ve Türkiye'nin bu süreçteki vazgeçilmez konumunu AA Analiz için kaleme aldı.***Şubat ortasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı'ndaki görüşmeler, jeopolitik güç kaymalarının küresel siyaseti kökten değiştirdiğini açıkça ortaya koydu.

Rusya-Ukrayna savaşı dördüncü yılına girmesine rağmen hala devam ediyor.

Orta Doğu'da İsrail'in geniş çaplı askeri saldırıları ve bunun sonucunda bölge genelinde tırmanan gerilimle birlikte yeni bir güç dengesi filizleniyor.

Başkan (Donald) Trump yönetimindeki Amerika Birleşik Devletleri, müttefikleri ve rakipleriyle olan ilişkilerinde köklü değişimleri tetikleyen bir rota çiziyor.

Bu yeni dönem, küresel serbest ticareti baltalayan gümrük politikaları, NATO müttefiklerine savunma harcamalarını artırmaları ve daha fazla sorumluluk almaları yönünde yapılan ağır baskılar, Venezuela örneğinde olduğu gibi rejim değişikliği odaklı küresel müdahaleler, İran tehdidinin sınırlandırılması ile bölgedeki İsrail ve Suudi Arabistan mevzilerinin güçlendirilmesi gibi hamlelerle karakterize ediliyor.

ABD ile Rusya arasındaki gerilim artık görece sona ermiş olsa da iki ülkenin Ukrayna meselesinde varacağı olası bir mutabakatın NATO'nun geleceğini ve dolayısıyla Amerika-Avrupa Birliği ilişkilerini nasıl etkileyeceği belirsizliğini koruyor.Tüm bu gelişmelerin Amerika Birleşik Devletleri ile yürütülen ikili ilişkiler, NATO ve Avrupa Birliği üzerinde kritik yansımaları bulunmaktadır.

Bu süreç aynı zamanda Türkiye'nin sadece Doğu Akdeniz'deki rolünü yeniden şekillendirmekle kalmıyor, ülkenin hem Kuzey Atlantik İttifakı içindeki konumunu hem de Avrupa Birliği ile olan ilişkilerini kökten değiştiriyor.Avrupa'nın stratejik çıkmazıBununla birlikte Türkiye'nin rolünün gerçek anlamda yeniden değerlendirilebilmesi, ancak Avrupa Birliği'nin kendi içindeki bazı temel soruları yanıtlamasıyla mümkün olacak.

Bu soruların odağında, Avrupa'nın gelecekteki savunma yapılanması ve buna bağlı olarak NATO ile kuracağı ilişki yer alıyor.

Bir diğer kritik konu ise Ukrayna'daki savaşın sona ermesini müteakip hem Ukrayna'nın entegrasyonu hem de Batı Balkan devletlerinin katılım arzusu doğrultusunda acilen ele alınması gereken genişleme meselesidir.

Tüm bunlara ek olarak, mevcut Avrupa Birliği Antlaşması'nın bu yeni sınamalara cevap vermede yeterli olup olmadığı sorusu da yanıt bekliyor.Avrupa'nın içinde bulunduğu stratejik belirsizlik, belki de en net biçimde AB Savunma Komiseri Andrius Kubilius'un ocak ayında sunduğu teklifte kendisini göstermektedir.

Kubilius, ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını azaltmasını gerekçe göstererek 100 bin askerden oluşan kalıcı bir Avrupa gücü kurulmasını önermiştir.

Kubilius, ABD birliklerinin çekilmesi durumunda bir kriz anında Avrupa'nın kendini nasıl savunacağını haklı olarak sormuş fakat tıpkı Birliğin gelecekteki kurumsal yapısı gibi bu soru da üye devletler nezdinde henüz karşılık bulmamıştır.

Avrupa sadece modern savaş anlayışını değiştirmekle yetinmemeli, temel güvenlik ve savunma politikası yapılarını kökten dönüştürerek Avrupa Birliği ile NATO arasındaki ortaklığı yeni ve sağlam bir zemine oturtmalıdır.Kasım 2025 tarihli genişleme paketinde yer alan değerlendirmeler, Türkiye'yi Karadağ, Arnavutluk, Ukrayna, Moldova, Sırbistan, Kuzey Makedonya, Bosna-Hersek, Kosova ve Gürcistan ile aynı düzlemde ele almaktadır.

Sadece bu liste bile söz konusu ülkelerin katılım hazırlıklarında ne kadar farklı aşamalarda olduğunu ve her birinin kendine özgü, karmaşık jeopolitik ve ulusal dinamiklere sahip olduğunu açıkça göstermektedir.

Hala 2024 Avrupa Konseyi kararlarını temel alan rapor, Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlamasını işbirliğinin vazgeçilmez bir unsuru olarak tanımlarken, hukukun üstünlüğü alanındaki durağanlığı '2018 seviyesinde donmuş' diyerek betimlemektedir.

Ancak Avrupa Birliği, gelecekteki genişlemiş yapısıyla gerçek bir jeopolitik aktör olma iddiasındaysa, bu yaklaşımın artık sürdürülebilir olmadığını görmelidir.

Avrupa, "Stratejik Pusula" belgesinde ortaya koyduğu iddialı hedeflere ulaşmak istiyorsa, klasik bürokratik mekanizmalarla kaybedecek vakti olmadığını artık anlamalıdır.Türkiye'nin artan stratejik önemiAvrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkinin geleceği iki temel boyuta dayanmaktadır.

Bir yanda bu süreç, Avrupa Birliği'nin kendine yeni bir rol tanımlama becerisine bağlıdır, bu da ancak köklü reformlar ve genişleme politikasında benimsenecek yeni bir anlayışla mümkün olabilir.

Üye devletler arasında Avrupa politikasının temel meselelerine dair süregelen görüş ayrılıkları, bu yoldaki en büyük engeli teşkil etmektedir.

Türkiye, geçmişte -1989/90 ve 2015 yıllarında görüldüğü üzere- jeopolitik dengelerdeki köklü değişimleri siyasi ağırlığını artırmak için ustalıkla kullanabilmiştir.

Bugün ise bölgede çok daha kritik bir rol üstlenerek NATO içindeki konumunu daha da pekiştirmiş durumdadır.

Ancak Amerikan öngörülemezliğinin ve ABD ile Rusya arasında üçüncü tarafların pahasına varılan mutabakatların NATO'yu zayıflatması ve ABD güdümlü esnek bir güvenlik çerçevesine dönüştürmesi, Türkiye'nin NATO içindeki ağırlığı üzerinde de kaçınılmaz sonuçlar doğuracaktır.Rusya ile Amerika Birleşik Devletleri arasında Ukrayna savaşına dair yürütülecek diplomatik müzakereler kapıdayken, Avrupa Birliği ve NATO'nun Türkiye ile yakın eş güdüm içinde hareket etmesi stratejik bir zorunluluktur.

Böylesi bir işbirliği, hem transatlantik bütünlüğünün korunması hem de ittifak ile Birlik arasındaki gelecekteki bağların dirençli ve vizyoner bir nitelik kazanması adına hayati önem taşımaktadır.

Zira yarının dünyasında güç dengesinin daha fazla Asya-Pasifik bölgesine kaymasını engellemek, ancak savunma alanında gerçek atılım yapmış bir Avrupa ile mümkün olacaktır.

Türkiye'nin jeostratejik önemi artmaya devam edecektir fakat bu potansiyelin Türkiye'nin tam avantajına olacak şekilde değerlendirilmesi, ancak Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinin yeni bir temele oturtulmasıyla sağlanabilir.

Bu yeni denklemde üyelik meselesi artık yegane belirleyici unsur olmaktan çıkacaktır.[Prof.

Dr.

Ulrich Schlie, Bonn Üniversitesi İleri Güvenlik, Stratejik ve Entegrasyon Çalışmaları Merkezi (CASSIS) Direktörüdür.]Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

İlgili Sitenin Haberleri