Haber Detayı

HÜDA PAR Milletvekili Demir’den ‘laiklik bildirisi’ne tepki!
Güncel dogruhaber.com.tr
24/02/2026 19:59 (4 saat önce)

HÜDA PAR Milletvekili Demir’den ‘laiklik bildirisi’ne tepki!

HÜDA PAR Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında ‘laiklik bildirisi’ adı altında yapılan açıklamaların, "28 Şubat darbecilerini taklit eden ve milletin hayat tarzına hücum eden" anlayış olduğunu vurguladı.

Ramazan ayı öncesinde 168 isim tarafından ortak yayımlanan "laiklik bildirisi"ne tepki gösteren HÜDA PAR Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir, kamu kaynaklarıyla desteklenen ahlaksız yapımlara ve camilerin ödenemeyen elektrik borçları sorununa dikkat çekti.

Demir, “Epsteinci düzenin yerel versiyonu elitistlerin çıkış umudunu hâlâ halkın inancına saldırmakta bulması, acınası hallerini gözler önüne seriyor.” dedi. “28 Şubat darbecilerini taklit ederek milletin hayat tarzına hücum ediyorlar” Ramazan'dan bir gün önce yayımlanan "laiklik bildirisi"ne tepki gösteren Demir, şu ifadeleri kullandı: "Ramazan'dan bir gün önce 'laiklik bildirisi' adı altında piyasaya sürülen kindar bir metin; sözüm ona aydın, sanatçı, siyasetçi, akademisyen geçinen destekçilerinin tedaviye muhtaç ruhsal hastalıklarına ayna tutmaktadır.

Antiemperyalist tafralar üzerinden yapılan laf kalabalığı, halkın dindarlığına ve çocukların Ramazan coşkusuna kin kusmayla neticelenen çetevari bir karaktere dönüşmektedir. 28 Şubat darbecilerinin ültimatom kıvamındaki çıkışlarını taklit ederek yaşadıkları bataklıktan halkın hayat tarzına hücum ediyorlar." "Epsteinci düzenin yerel versiyonu..." Bu kesimlerin ideolojik bağnazlıklarını laiklikle perdelediğini belirten Demir, "Laikliği de Haçlı şövalyelerinin elindeki mızrak gibi halkın sırtına saplamak istiyorlar. 'İdam kemendi' gibi gördükleri laikliği, erozyona uğrayan itibar ve imtiyazlarını geri kazanmanın kamçısı olarak görüyorlar.

Parmak sallıyorlar, tehdit ediyorlar. 28 Şubat şakşakçılığı artık geride kaldı.

İmtiyaz devşirdikleri Küresel Epsteinci düzenin ideolojik/dogmatik kalıpları can çekişiyor.

Epsteinci düzenin yerel versiyonu elitistlerin çıkış umudunu hâlâ halkın inancına ve dinî değerlerine saldırmakta bulması, acınası hallerini gözler önüne seriyor." şeklinde konuştu. “Okulda Ramazan panosunu süsleyen Ahmet'in coşkusuna engel olamayacaksınız” Demir, sözlerine şöyle devam etti: "Alkolün, uyuşturucunun, fuhuşun, kara paranın, kumar ve bahisin bataklık haline getirdiği alanlardan aldıkları destekle bu milletin inancına ayar çekeceklerini sanıyorlar.

Onlara şimdiden ‘geçmiş olsun’ dileklerimizi iletiyoruz, ancak avuçlarını yalayacaklardır.

Hiçbir şekilde amaçlarına ulaşmaları mümkün olmayacaktır.

Laiklik adına dinozorluğa soyunanlara diyoruz ki; fosilleşmiş zihniyetinizle, heyecanla sahura kalkan minik Ali'nin, babasıyla teravihlere koşan Mehmed'in, okulda Ramazan panosunu süsleyen Ahmet'in coşkusuna engel olamayacaksınız!" Devlet bütçesinden kültür ve sanat adı altında ayrılan fonların kullanımına sert tepki gösteren Demir, aile yapısını doğrudan hedef alan projelere dikkat çekti.

Topluma kötü örnek olan sözde sanatçıların "turizm elçisi" gibi unvanlarla vitrine çıkarılmasını "ayrı bir garabet" olarak nitelendiren Demir, “Türkiye’yi temsil edecek isimler; toplumun değerleriyle uyumlu, gençler için örnek olacak bir itibara sahip olmalıdır.

Bugün gençlerimiz ekran karşısında; şiddeti, alkolü, uyuşturucuyu ve gayrimeşru hayat tarzlarını 'normal' gösteren yapımlara maruz kalmaktadır.

Uyuşturucu bağımlılığı iddialarıyla gündeme gelen bazı isimlerin TV dizilerinde yer alması ‘rol model’ etkisi dikkate alındığında ne kadar büyük bir toplumsal risk olduğu anlaşılacaktır.” dedi. “Ahlaksızlığı normalleştiren hiçbir yapıma bir kuruş dahi kamu kaynağı aktarılmamalıdır” Devlet desteği alan projelerin mutlak surette toplumsal sorumluluk bilinci taşımasının bir zorunluluk olduğunu hatırlatan Demir, şu çağrıda bulundu: “Kültür ve sanat alanındaki devlet destek kriterleri ivedilikle yeniden belirlenmeli; aile yapısını zedeleyen, ahlaksızlığı meşrulaştırıp normalleştiren hiçbir yapıma bir kuruş dahi kamu kaynağı aktarılmamalıdır.

Ülkeyi ulusal ve uluslararası arenada temsil eden unvanlar ve görevler için liyakatin yanı sıra, mutlaka ahlaki ve itibara dayalı net ölçütler getirilmelidir.

Kültürel üretim politikaları; milletimizin köklü inanç ve değerleriyle çatışan, onlara savaş açan değil, aksine bu manevi değerleri besleyen ve güçlendiren sağlam bir zemine oturtulmalıdır.” "Camilerin elektrik borçları genel bütçeden karşılanmalı" Basın toplantısında cami, mescit ve Kur'an kurslarının yaşadığı elektrik faturası mağduriyetini de gündeme getiren Demir, kamu kurumlarının tüm enerji giderleri devlet tarafından karşılanırken ibadethanelerin ısıtma ve soğutma giderlerinin cemaatin omuzlarına yüklenmesini tepki gösterdi.

Enerji giderlerinin cemaatten karşılanmaya çalışılmasının din görevlileri ile cemaati karşı karşıya getirdiğini belirten Demir, “Ayrıca ibadethane ve dini tedrisat olarak tescillenmiş yerlerin enerji aboneliklerinin mesken yerine ticarethane tarifesi üzerinden yüksek bedellerle faturalandırılması ayrı bir haksızlıktır.” şeklinde konuştu. “Vakıf malı olan yerlerden elde edilen gelirler kullanılsın” Çözüm önerisini de paylaşan Demir, "Diğer kamu kurumlarında olduğu gibi cami ve Kur’an kurslarının da enerji giderleri genel bütçeden karşılanmalıdır.

Diyanet İşleri Başkanlığının uhdesindeki ve vakıf malı olan yerlerden elde edilen gelirlerin bu giderler için kullanılması da bir çözüm yolu olabilir." diyerek sözlerini tamamladı.

İlgili Sitenin Haberleri