Haber Detayı
Alman kamu kurumlarında ırkçılık "yapısal bir risk" olarak tespit edildi
Almanya'daki kamu kurumlarında ırkçılığın yapısal bir risk taşıdığı, Müslümanların yüzde 80'inin ayrımcılık bildirildiği ve psikolojik sonuçların berbat olduğu belirlendi. Araştırma kapsamındaki öneriler arasında yasa değişikliği ve bağımsız şikayet mekanizmalarının oluşturulması var.
Almanya'da kamu kurumlarında ırkçılığın münferit olaylardan ibaret olmadığı aksine yapısal bir risk oluşturduğu ortaya kondu.Toplumsal Uyum Araştırma Enstitüsü (FGZ) tarafından yürütülen ve bu kapsamda "Almanya'da şimdiye kadar yapılmış en geniş araştırma" olarak nitelenen çalışma, devlet kurumlarında ırkçılık ve ayrımcılığın farklı düzeylerde ve biçimlerde varlığını sürdürdüğünü gösterdi."Kurumlar ve ırkçılık" başlıklı araştırma kapsamında, 10 araştırma merkezinden bilim insanları 3 yıl boyunca iş merkezleri, yabancılar dairesi, polis ve gümrük birimleri, adalet, sağlık, gençlik ve düzen daireleri ile sosyal hizmet kurumlarında çalışan 13 bin kişiden görüş aldı."Sonuç olarak Almanya'daki kamu kurumlarında ırkçılığın yapısal bir risk olduğu vurgulandı.Müslümanlar yüzde 80 ayrımcılık bildirdiAraştırma kapsamında Müslümanlara yönelik ek bir ankette ise katılımcıların yaklaşık yüzde 80'i resmi kurumlarda ırkçı ayrımcılığa uğradığını belirtti.Katılımcıların yüzde 50'si iş merkezleri, sosyal yardım birimleri ve yabancılar dairelerinde somut deneyimler yaşadığını aktardı.Ayrımcılığın psikolojik sonuçlarının da ağır olduğu kaydedildi.Çok sayıda katılımcı, başarısızlık korkusu, kendinden şüphe, uzun süreli stres ve sürekli kaygı yaşadığını ifade etti.Şikayet mekanizmalarına başvuranların oranı ise düşük kaldı.
Bunun en sık dile getirilen nedeni, şikayetlerin sonuçsuz kalacağı beklentisi oldu.Yasa değişikliği ve bağımsız şikayet mekanizmaları kurulması önerildiAraştırmacılar, bulgular doğrultusunda bir dizi öneri de sundu.
Bunlar arasında Genel Eşit Muamele Yasası'nın kamu kurumları ile vatandaşlar arasındaki ilişkilere de uygulanacak şekilde genişletilmesi, resmi hiyerarşiler dışında bağımsız şikayet mercilerinin kurulması, personel ve yönetici eğitimlerinde ırkçılıkla mücadele programlarına yer verilmesi ve karar süreçlerinin daha şeffaf hale getirilmesi yer aldı.Ayrıca ayrımcılığa maruz kalan çalışanların korunması için açık iletişim kanalları ve güvenli başvuru mekanizmaları oluşturulması ile kamu hizmetinde farklı toplumsal kesimlerden kişilerin tüm hiyerarşi düzeylerinde aktif biçimde istihdam edilmesi tavsiye edildi.Araştırma Direktörü Prof.
Dr.
Gert Pickel, "Almanya'da bu ölçekte ve bu çeşitlilikte bir araştırma daha önce yapılmamıştı.
Devlet kurumlarına geniş erişim sayesinde ırkçılığı ilk kez bu düzeyde ampirik (deneysel) olarak inceleyebildik." değerlendirmesinde bulundu.Raporun duyuruluş biçimi eleştiri aldıİçişleri Bakanlığının 6 milyon avro finansman sağladığı araştırmanın sonuçları hakkında basın toplantısı yapılmaması, "çok cılız bir basın açıklamasıyla" duyurulması eleştirildi.Berlin Teknik Üniversitesinden Sosyal Bilimci Sina Arnold, Spiegel dergisine yaptığı açıklamada, Bakanlığı, araştırmayı "görmezden gelmekle" suçladı ve "İçişleri Bakanı'nın Alman kurumlarındaki yapısal ırkçılıkla uğraşmaya pek hevesli olmadığı anlaşılıyor.
Duyuruyu habersizce yaparak, bizim bile kendi basın çalışmamızı yapmamızı engellediler.
Bu araştırma hak ettiği ilgiyi görmüyor." dedi.İçişleri Bakanlığı ise araştırmayı gizleme suçlamalarını reddetti ve sonuçların internet sitesinde erişime açık olduğunu savundu.