Haber Detayı

Kötülüğün sınırı
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
25/02/2026 04:00 (2 saat önce)

Kötülüğün sınırı

Yazılarımdan birinde insan ile hayvan arasındaki en temel ayrım nedir diye sormuş, sorumu kendim şöyle yanıtlamıştım...

Yazılarımdan birinde insan ile hayvan arasındaki en temel ayrım nedir diye sormuş, sorumu kendim şöyle yanıtlamıştım: İnsan dünyasıyla hayvan dünyası arasındaki en büyük ve temel ayrım, hayvan dünyasında belli bir standart (ölçün) varken insanın sonsuzca yükselmeye ve alçalmaya açık olmasıdır...

Herhangi bir hayvan eğitilerek kendi türdeşlerinden daha becerikli, marifetli vb. olabilir.

Fakat sonuçta hayvan dünyasında egemen olan içgüdüdür.

İyilik olsun diye iyilik, kötülük olsun diye kötülük yapan bir hayvan yoktur...

Buna karşılık insan türü ilkellik aşamaları sonrasındaki bilinç kazanma süreçlerinde apayrı özelliklere sahip olmuştur.

Bunların bir bölümü iyi, bir bölümü kötü özelliklerdir.

Merhamet, yardımseverlik, içtenlik, doğru sözlülük, özveri gibi iyi sayılan özelliklerin yanı sıra; acımasızlık, bencillik, ikiyüzlülük, kıskançlık, çıkarcılık, iktidar hırsı, açgözlülük, kendini türdeşlerinden üstün görme vb. gibi saymakla tükenmeyecek kötü özellikler de yine içgüdüsel olarak hayvan dünyasında da az çok rastlanmakla birlikte, esas olarak insan dünyasına özgüdür. *** Geçmiş zamanlardan bugünlere insanlık tarihine göz attığımızda her iki olgunun da sayısız örneğini görüyoruz.

Bu tarihin sayfaları, dâhilerin, bilim ve sanat insanlarının başarı öykülerinin yanı sıra ve bu başarılardan çok daha fazla, akıtılan kanlarla, zulümlerle, masum insanların acılarıyla dolup taşıyor.

İnsanın kendi türdeşlerine yaşattığı acılardan, hayvan dünyası ve doğa da fazlasıyla payını almıştır ve almaktadır.

Burada karşımıza çıkabilecek sorular şunlardır: Kötülüğün kaynağı nedir?

Bir ölçüsü, sınırı var mıdır? *** Felsefenin, sosyal bilimlerin, edebiyatın yüzlerce yıldır yanıt ve çözüm aradığı sorulardır bunlar.

Pek çok düşünür gibi dinler de yanıtı ve çözümü Tanrı fikrinde arayıp bulmaya çalışmıştır.

Bu fikrin ve dinlerin insanlığa ne ölçüde iyilik ne ölçüde kötülük getirdiği sorusu bütün zamanlarda hep tartışılmıştır ve tartışılacaktır.

Rasyonel felsefe alanında da Hegel ’in, tarihin iyiliğe doğru ilerlediği şeklindeki iyimser görüşüne bütünüyle katılamam.

Marx ’ın bir filozof ve sosyal bilimci olarak dile getirdiği sınıf çatışması kuramı bilimseldir ve doğrulanmıştır.

Fakat, her şeye karşın her türlü kötülük, suç, kıyıcılık, toplumsal alanlarda da kişisel yaşamlarda da varlığını sürdürmektedir.

Neden?

Soruyu ben kendimce şöyle yanıtlayacağım: İnsan dünyasındaki kötülüğün asıl kaynağı, insan benliğindeki, iyiliğe olduğu kadar ve belki daha da çok yukarıda saydığım türden kötülüklere ve benzerlerine yatkınlıktır.

Kötülük yapanın bunu sürdürmedeki ısrarı, bu konuda ölçü ve sınır tanımazlığı ise onun vazgeçilmez varoluşsal bir özelliği olarak her zaman, toplumsal ve kişisel yaşamların bütün alanlarında gözler önündedir. *** Kötülük eğer asıl ve temel olarak insan kişiliklerinin yukarıda değindiğim özelliklerinin bir sonucuysa, öncelikle yapılması gereken, bilimsel ve hümanist bir eğitimin bütün bir insanlık alanında uygulanması, yaygınlaştırılmasıdır.

Bunun gerçek anlamıyla başarılmasının yolu ise kötülüğü besleyip körükleyen adaletsiz düzenlerin ortadan kaldırılmasından, yani halk yararına toplumsal dönüşümlerden, devrimlerden geçiyor.

Kötülüğün iktidarı ele geçirme olasılığı da böylece kesin olarak ve sonsuza kadar yok olacaktır.

Kendi payıma ben, insanlığımın anlamını ve değerini bu amaçlara hizmette görüyorum.

İlgili Sitenin Haberleri