Haber Detayı

Gitmek mi zor? Kalmak mı?
Damla turgutlu soybaş nefes.com.tr
25/02/2026 05:00 (1 saat önce)

Gitmek mi zor? Kalmak mı?

Farkında mısınız, son dönemde arkadaş ortamlarında, iş yerlerinde, okullarda, hatta neredeyse her evin içinde “gitmek”...

Farkında mısınız, son dönemde arkadaş ortamlarında, iş yerlerinde, okullarda, hatta neredeyse her evin içinde “gitmek” konuşuluyor?Bir sokak röportajına denk geldim.Mikrofon uzatılan bir genç kadın şunları söyledi:“İlgilenmiyorum gündemle, çok sıkıldım artık.

Ne ile ilgileniyorsunuz?

Yurt dışı.

Türkiye ile ilgili hiçbir şey beni ilgilendirmiyor, ben gideceğim.

Almanya’ya iş görüşmesine gidiyorum.

Öğretmenim, orada yaşamak istiyorum.” Geleceği memleketten uzakta aramak.“Gitme” fikri çocuklarımızın bile amacı oldu.En yakınlarım hayatlarını uzaklarda kurma kararı aldı, uyguladılar da.Oysa inanın ülkemize gerçek anlamda katkı sağlayan bireylerdi.Nedenlerini uzun uzun yazmaya gerek yok.

Hepimiz vakıfız.

Cennet vatan; enflasyonu, gelir adaletsizliği, işsizliği, eğitimdeki aksaklıkları ve parası olmayanın sağlık sisteminde sürünmesi anlayışını, güvensizlik içinde yaşamayı; kısacası yaşamaktan ziyade resmen hayatta kalma mücadelesini sunuyor.X hesabınızda yarım saat geçirirseniz, dünyanın dört bir yanında kazanç-alım gücü kıyaslaması yapan, farklı ülkerde yaşam kurmanın güzelliklerini anlatanları göreceksiniz.

Fakat buna itiraz Bilal Erdoğan‘dan geldi.Erdoğan, “İstanbul’da zor geçiniliyorsa Londra’da daha zor.

Sosyal medyadaki yüksek kazanç örnekleri gerçeği yansıtmıyor.” dedi.

Evet, pahalı bir kent.

Hatta Avrupa’da zirvede.Merkezde kiralar çok yüksek.Ama gıda gerçekten erişilebilir, uygun fiyatlı.Ha keza restoranlar da öyle…Hatta hazır giyim, kozmetik, ilaç vs. çok daha uygun ki her şeyi 60 ile çarptığımız hâlde.Tam da bu nedenle; milyonlarca kişinin yaşamak istediği bir kent Londra.Hatta son 10 yılda Türklerin akın akın koştuğu bir şehir.Çünkü bazılarının kendileri ve çocukları için gelecek hayalleri hâlâ var.O hayaller toz pembe.Peki ya gerçekler?Cevabı Erdoğan‘ın örnek verdiği, yerde aradım.Bilirsiniz Birleşik Krallık’ın berberleri, kebapçıları, kafe işletmecileri ve son dönem estetisyenleri Türk.Çok kalabalığız.Yürürken elinizi çarpsanız Türk’e denk gelirsiniz.

Ben de geldim.Sordum.Sizi hem “Bu memlekete gelmek zorunda bırakıldım, asla dönmem.” hem de “Geldiğim günden beri dönmek istiyorum.” diyen iki kişi ile tanıştıracağım.Söylediklerini harfi harfine yazıyorum.Karar sizin.Ali Küpeli ile başlayalım.

Londra yakınında küçük bir kasabada işletmeci; bazen döner kesiyor bazen de kafesinde kahvaltı-kahve servisi yapıyor.3 çocuk babası, 47 yaşında Küpeli, Kahramanmaraş Göksun’dan 5 sene önce göçmüş.

Halinden memnun.

Dönmek aklının ucundan geçmiyor.

Oysa geçtiği yollar zorlu, çok zahmetliydi.

Kendi deyimi ile “Bugüne gelmek kolay olmadı.” Ama yılmadı.Devamını kendisinden dinleyelim. “Geldiğim günden beri Türkiye’den daha ağır şartlarda çalışıyorum.

Ama geleceğimle alakalı kaygı duymuyorum.

Türkiye’de taş ocağı, beton santrali işletmeciliği, oto alım satımı, küçükbaş hayvancılık ve hububat ticareti yapıyordum.

Çiftçiydim; hatta İller Bankası ile de çalışır, müteahhitlik yapardım.

Farklı görüşe sahip yöneticilerin gözüne battım.

Milyonlarca liralık cezalar ödedim.Rakibim olan firmaya da aynı ceza geldi; sahibi: ‘Ödemem ki, bir tanıdık vasıtasıyla çözdüm.’ dedi.

Ankara’da bir dayısı varmış…Burada asla öyle bir şey olmaz.

Çok sevdiğim vatanıma, milletime inancım kalmadı.

Anladım ki istenmiyoruz, bu memlekete gelmek zorunda bırakıldım.” Şu cümleye dikkat çekmek isterim: “Çok sevdiğim vatanıma, milletime inancım kalmadı.”Söylenenler hatta söylenemeyen, yutulan cümleler bile aslına bakarsanız ayan beyan. “Memleketimde Patrondum, Burada İşçi Oldum”Vazgeçtiği oldu mu?Küpeli’ye bunu da sordum.“Patrondum, işçi oldum; her işi yaptım.

Çalışma iznim yokken kaçak çalıştım; 300 sterlin alabiliyordum.

Gecede 20.000 adım atarak çalıştığım da oldu ama canım yanmadı.

En önemlisi ne biliyor musunuz?

İngilizler sizi rica ederek çalıştırır, hakkınızı yemez…”Cebinde götürdüğü 3.850 sterlin ile hiçbir şey kolay olmamış.Ama, şansı yanındaymış.“Eşim İngiliz vatandaşı olduğu için gelir gelmez çocuklarımı okula yerleştirdiler.

Bize ev tahsis ettiler.”Peki, dünyanın ikinci pahalı kentinde geçim kolay mı?“Marketten, çarşıdan, pazardan ne istersek alabiliyoruz.

Çocuklarım istediklerinde spor, müzik ve gezi aktivitelerine katılabiliyor.

Sizce de bu, karınlarını doyurmak kadar önemli değil mi?

Bir İngiliz vatandaşı nasıl muamele görüyorsa biz de öyle muamele görüyoruz.

Ben sadece ülkemin son hâline üzülüyorum; annem, babam, kardeşlerim oradalar…”Bir gün dönmek gibi bir düşünceniz var mı diye de sordum.“Memleketimizden Boşuna Gitmedik”“Ben adaletsizlikten kaçtım.

Bakın, İmamoğlu’na yapılan muameleyi hepimiz izliyoruz.

Bunu hep yaşadık; vatandaş olarak kimseye anlatamadık.

Biz memleketimizden boşuna gitmedik… Adaletin olmadığı yerde ekonomi de olmuyor, sağlık da olmuyor.”Evet, bu hikâyenin kahramanı, “Zor şartlarda çalışsam da dönmemeye karar verdim, pişman değilim, mutluyum.” diyor.Onu döner keserken bırakıp, madalyonun diğer yüzüne bakmak için Mert Yıldız’ın yanına gittim.Bir kafede baristalık yapıyor.28 yaşındaki Yıldız, 7 yıldır ailesi ile birlikte geçim savaşında.“Hiçbir Şey Göründüğü Kadar Kolay Değil”“İstanbul’da kafem vardı.

Babam aydınlatma işleri yapıyordu, annem ise muhasebeciydi.

Bir maceraya atıldık.

Eğer bu ülkeye ayak bastığınız anda vatandaşlık verilmiyorsa, yardım alamıyorsanız, iş bulmakta zorluk çekersiniz.

Hiç kolay değil.” “Londra Cepten Yenecek Yer Değil, Hazıra Dayanmıyor Burası” Yani dışı gelmek isteyeni, içi sizi mi yakıyor? “Tam olarak öyle.

Çalışma izni yoksa günde 12 saat, haftada 6 gün çalışarak 350–400 pound alırsınız.

Londra’da en kötü 1+1 evin kirası 1.500 pounddur.

Cepten yenecek yer değil, hazıra dayanmıyor burası.”“Ne Doktorlar Gördüm Bulaşık Yıkayan, Ne Mühendisler Var Tuvalet Temizliyor”Yıldız‘a göre; medeniyetin beşiğinde de olsan; “Bir şekilde ikinci sınıf muamelesi görüyorsun, çalışma koşullarından dolayı.

Ben ne doktorlar gördüm bulaşık yıkayan, ne mühendisler gördüm tuvalet yıkayan.

Bu ülkeye geliyorsan bunu kabullenmen lazım.

Ankara Anlaşması’yla gelenlere bak; psikolojileri bozuk.

Yüzde 70’i ayrıldı, aileler dağıldı.

Avrupa kolay değil.”Yıldız, “Sisteme ayak uyduramıyorum.” diyor, kültür farkına dikkat çekiyor.Ona göre İngilizler yavaş ve heyecansız…“Geldiğim Günden Beri Dönmek İstiyorum”“Bu yaza kesin bir planım var; dönüyorum.

Bir an önce bu ülkeden ayrılmak istiyorum.

Türkiye’deki insanların Avrupa hayali olduğu gibi, buradaki insanların da Türkiye hayali var.

Oradaki zorlukları da bilmiyorum tam olarak.

Eminim yaşam şartları kötü.

Ama döneceğim.

İnanın burada alım gücü daha yüksek ama psikolojik olarak şunu diyorum: memleketim de memleketim…”İşte böyle…Hiçbir gelecek kolay kurulmuyor.Herkes kendi yaşadığını; yaşayamadığını; yaşatılanı, yaşatılmayanı unutmuyor.Şartlar zor.Avrupa gül bahçesi vaat etmiyor.Ama kimi için “adalet” duygusu ve “gelecek kaygısı” tetikleyici oluyor.Karar yurt dışında yaşamak isteyenlerin.Örnekler böyle.Şimdi siz söyleyin.Gitmek mi zor, kalmak mı?Kalmak mı kolay, dönmek mi?

İlgili Sitenin Haberleri