Haber Detayı
Yeni nesil ailede artan sınırlar, azalan temas
Son yıllarda çocuk yetiştirme anlayışında “sınır koyma” kavramı öne çıkarken, uzmanlar aile içi duygusal temasın giderek zayıfladığına dikkat çekiyor. Çocuğun bireyselleşmesini desteklemek amacıyla çizilen sınırların, farkında olmadan duygusal mesafeye dönüşebildiği belirtiliyor. Uzmanlara göre mesele sınır koymak değil; sınır koyarken ilişkinin sıcaklığını koruyabilmek.
Konu hakkında Cumhuriyet ’e konuşan Uzman Çocuk Gelişimci, Aile ve Çift Danışmanı Elanur Buğçe Oral , modern ebeveynlerin yoğun tempo ve artan kaygılar nedeniyle zaman zaman duygusal olarak geri çekilebildiğini ifade ederek “Sınır koymak bir eğitim aracıdır.
Ancak çocuk görülmüyor, duyulmuyor ve anlaşılmıyorsa; sınır öğretici değil, uzaklaştırıcı olur” dedi.
Oral, ebeveynlerin kendilerine şu soruyu sorması gerektiğini vurguladı: “Şu an çocuğumla gerçekten temas halinde miyim?” .
UYUMLU GÖRÜNEN ÇOCUK HER ZAMAN SAĞLIKLI DEĞİL Oral, aile içinde sessiz, kurallara uyan ve sorun çıkarmayan çocuk profilinin her zaman sağlıklı bir gelişimi işaret etmediğini söyleyerek “Duygusal olarak erişilemeyen ebeveyn tutumu karşısında çocuk, ihtiyaçlarını bastırmayı öğrenebiliyor.
Bu durum dışarıdan ‘uyum’ gibi görünse de, iç dünyada değersizlik duygusuna zemin hazırlayabiliyor” ifadelerini kullandı.
DİJİTAL ÇAĞDA AYNI EVDE FARKLI DÜNYALAR Teknolojinin, hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte aile içi etkileşim biçiminin de değiştiğine dikkat çeken Oral, “Aynı evde yaşayan bireyler, çoğu zaman farklı ekranlarda kendi dünyalarına çekiliyor.
Geleneksel olarak fiziksel temasın ve ortak zamanın daha yoğun olduğu aile yapısı, yerini daha bireysel ve mesafeli ilişkilere bırakabiliyor” diye konuştu.
Oral, bireysel alanın korunmasının psikolojik açıdan önemli olduğunu ancak sınırların aşırı keskinleşmesinin aile içi iletişimi resmi ve mesafeli bir düzeye indirebildiğini ifade etti.
Ebeveynlerin, çocuğun ilk sevgi ve güven kaynağı olduğunu vurgulayan Oral, “Erken dönemde kurulan duygusal temas, ileriki yaşamda sağlıklı ilişkiler kurmanın temelini oluşturuyor” diye ekledi.
GÜÇLÜ İNSAN GÖRÜLMÜŞ İNSAN Oral, çocukların sınırdan değil, ilişkisizlikten incindiğini belirterek “Güçlü birey yetiştirmenin yolu, çocuğun önce görülmesi ve anlaşılması.
Güçlü insan, önce görülmüş insandır.
Görülmeden büyüyen çocuk güçlü olmaz.
Aksi halde ilerleyen yıllarda ya aşırı bağımlı ilişkiler ya da duygusal olarak mesafeli bağlanma biçimleri ortaya çıkabiliyor” dedi.
Ailelere düşen en önemli görevin daha fazla kural koymak değil; daha fazla duygusal olarak “orada olmak” olduğunu söyleyen Oral, “Çocuklara bırakılabilecek en değerli miras kusursuz sınırlar değil, güvenli bir ilişki hatırası” ifadelerini kullandı.