Haber Detayı

Türk Milleti’nden vazgeçmek eşitliği reddetmek! Perinçek'ten 'millet' dersi
Gündem aydinlik.com.tr
26/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Türk Milleti’nden vazgeçmek eşitliği reddetmek! Perinçek'ten 'millet' dersi

Türk Milleti tanımına itiraz edenlere Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’ten ders niteliğinde yanıt geldi. Perinçek, ‘Bu ad bir etnik dayatma değil. Bu ad, Kürt’ü, Arap’ı veya Çerkes’i etnik olarak Türk yapmıyor. Bu adı reddetmek aslında eşitliği reddetmektir.' dedi.

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, TBMM’de kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporuna ilişkin Merkez Yürütme Kurulu kararını önceki gün açıkladı.

Perinçek, İstanbul’daki basın toplantısında gazetecilerin konuyla ilgili sorularını da yanıtladı. ‘TÜRK MİLLETİ ETNİK BİR GRUBU TANIMLAMIYOR’ DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın “yurttaşlık tanımının değişmesi gerektiği” yönündeki açıklaması sorulan Perinçek, Türk Milleti kavramının kapsamını anlattı, bölücü örgütlenmeye karşı çıktı.

Perinçek şunları söyledi: “Türk kavramı bir etnik tanım değil, bir hukuki ve siyasi tanım.

Bu Hunlardan beri böyle.

Hun imparatoru Modu’nun -bizim tarih kitaplarında Mete diye yazılıyor-  Milattan Önce 167 yılında Çin imparatoruna yazdığı bir mektup var. ‘26 ülkeyi fethettim, halklarını Hun yaptım.’ diyor.

Yani Hunlar, Göktürkler, Karahanlılar, Selçuklular, Gazneliler, Altınordu, Memlükler, Selçuklu, Osmanlı, bütün bu tarihe baktığımız zaman bu devletlerin imparatorluklar oluşturduğunu ve çeşitli halkları kaynaştırdığını, birleştirdiğini görüyoruz.

En son Cumhuriyet’le belirlenmiş olan Türk kavramı bir etnik grup değil.

Yani yörükleri, Türkmenleri veya Orta Asya kökenlileri tanımlayan bir kavram değil. ‘ABDULLAH ÖCALAN DA KABUL EDİYOR’ “1930’lu yıllarda Medeni Bilgiler kitabına da Atatürk’ün el yazısıyla girmiş olan tariftir.  ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran’ -Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmak ne demek?

Devrim yapan demek- ‘Türkiye halkına’ -Türk halkına demiyor bakın, hangi etnik kökenden gelirse gelsin- ‘Türk Milleti denir.’ Bunu Abdullah Öcalan da kabul ediyor.

Bir millet halinde kaynaşıyoruz, bu milletin bir adı olacak diyor.

Abi millet olan Türk’tür diyor.

Bu ad bir etnik dayatma değil.

Kürt’ü, Arap’ı veya Çerkes’i etnik olarak Türk yapmıyor bu ad.

Burada bir eşitlik var.

Bu adı reddetmek aslında eşitliği reddetmektir.

Bu milletin içerisinde o var, bu var, X var, Y var, Z var.

Buraya gittiğiniz zaman eşitsizlikleri getirirsiniz.

Azınlık milliyet kavramını getirirsiniz.

Ötekiyi getirirsiniz.

DEM Partisi’nin bu önerisi ‘bizim öteki olduğumuzu yazın’ demek.

MEDENİYETLERİ BÜYÜTEN BİRİKİMLERİ BİRLEŞTİRMEK “Büyük milletler karışımlardan oluşuyor.

Eskimo’lar, Aborjinler karışmamış olabilir.

O buzların içerisinde, o kenarlarda, ormanlarda, köşelerde kalmış, etnik olarak saflığını koruyan birtakım kavimler var.

E ama onlar uygarlık yapamamış.

Yani bizim uygarlık oluşturmamızın en temel etkenlerden biri nedir?

Çeşitli kavimlerin, çeşitli medeniyetlerin tarihten getirdikleri medeni birikimleri birbirine katmaları, karıştırmaları ve o medeniyetlerden daha büyük medeniyetlerin çıkması.

Var mı böyle saf ırklardan medeniyet oluşturmuş bir örnek?

İşte Arap medeniyeti var.

Onlar da tamamen karışıyor.

Taa Çin Seddi’nden İspanya’ya kadar gidiyor.

İspanyolca Arapçalaşmış. ‘BU BİZİM HAZİNEMİZ’ “Bizim Kürt vatandaşlarımız var.

Ama Türk milletini oluşturan insanlarımız bir ırksal birlik içerisinde değil.

Bu da çok iyidir.

Bu bizim hazinemizdir.

Bir millet oluşturmayı reddetmek, geleceği birlikte kurmak, birbirimizle kaynaşmak ve eşitleşmeyi de reddetmek anlamına geliyor. 200 yıldır yaşadığımız sürece isyan ediyor bunlar.

Bu tarihsel sürece kafa tutmak beyhude. ‘DEM PARTİ KAPATILMALI’ “DEM Partisi açısından ve HDP vesaire gibi partiler açısından bakın ayrı örgütlenme Türkiye’de ayrılığa götürür.

Birlikte örgütlenme birliğe götürür.

Bakın bu masada Türk de var Kürt de var Arap da var.

Gelecek kurmak için Vatan Partisi’nde örgütleniyor.

Ayrı örgütleniyorsan bunun amacı ayrılık olur.

Türkiye Anayasası’nın ve Siyasi Partiler Kanunu’nun öngördüğü üzere Türkiye’de etnik, dinsel ve mezhepsel temelde partiler kurulması yasaktır ve o partiler kapatılır.

DEM Partisi, HDP gibi partiler kapatılmalıdır.

Çünkü kapatılmamasının sonuçları şudur.

Bölünme için bir takım yuvaların, mecraların yaşatılması.

Bölünmeye özgürlük yok.

VATAN PARTİSİ’NDE ÖRGÜTLENME ÇAĞRISI “Ayrı örgütlenme ayrılığa götürür.

Birlikte örgütlenme birliğe götürür.

Bütün herkesi DEM Partisi mensuplarını ve Abdullah Öcalan dahil PKK mensuplarını Vatan Partisi’ne katılmaya davet ediyorum.

Gelsinler birlikte Türkiye’nin geleceğini, özgürlüğüni, demokrasiyi, zenginliği, refahı birlikte inşa edelim.” ‘KANUNLARIMIZIN ÜSTÜNDE OLAMAZ’ Raporda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının tamamının uygulanması tavsiyesine karşı çıktığı hatırlatılan Perinçek’e, “Ancak bu madde aynı zamanda Anayasamızın da bir gereği.

Dolayısıyla bu eleştiriniz Anayasa’nın ilgili maddesinin değiştirilmesi yönünde daha kökten bir eleştiri mi?” sorusu yöneltildi.

Perinçek şu yanıtı verdi: “Türkiye’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasını öngören Anayasa maddesi Türkiye’nin egemenliğine, bağımsızlığına aykırı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye Mahkemesi değil.

Bir devletin egemenliği yargının yürütmenin ve yasamanın egemenliğidir.

Yargıyı, yürütmeyi ve yasamayı başka bir ülkenin egemenliğine takdim edemezsin.

Anayasada başka ülkelerle yapılan anlaşma ve sözleşmeleri kanunların üzerine çıkaran maddelerin konmasına Vatan Partisi itiraz etmiştir.” ‘Topu PKK’ya atmak devlet tavrı değil’ Yasal düzenleme için tespit ve teyit işleminin devlet tarafından tamamlanması şartına karşın örgütün, ‘yasal güvence olmadan silah bırakmama’ açıklaması hatırlatıldı. “Bu nasıl aşılacak?” sorusu üzerine Perinçek şöyle konuştu: “Bunu aşacak olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir.

PKK’ya topu atmak çok yanlış.

PKK’ya top atmak aslında Türkiye Devleti’nin kendi hükümranlık egemenliğinden ve bu sürecin lokomotifi olmasından vazgeçmesi anlamına gelir.

PKK şöyle yaparsa ben de böyle yapacağım.

Bu devlet tavrı değil.

Vatan Partisi’nin tavrı milli devletin tavrıdır.

Nedir?

Sen düzenlemeni yaparsın.

Vatan Partisi’nin Af Kanunu önerisinde olduğu gibi PKK’nın en yüksek yöneticilerinden diğer mensuplarına kadar hepsini bir Af Kanunuyla affedersin.

Bunu yaptıktan sonra da buna uymayan ve hala silahlı ayrılıkçılıkta ısrar eden olursa bunlar hakkında geçmişte ne yapıldıysa onları uygularsın.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin PKK’yı bir taraf olarak kabul edip de ‘O bunu bunu yaparsa ben de bunu yaparım’ tutumu doğru değil.

Zaten bu tutumlar yüzünden Abdullah Öcalan’ın olumlu tavırları da bir fırsat olarak değerlendirilemedi. ‘VATAN PARTİSİ’NİN AF KANUNU’NU HERKES KEŞFEDEK’ “Vatan Partisi’nin Af Kanunu 15 maddelik çok iyi, çok ince çalışılmış bir kanun.

En sonunda herkes onu keşfedecek.

Belki ne yapılabilir.

Belki 1928 yılında çıkarılan Şeyh Said İsyanı ile ilgili af -af denmiyor ama o bir af kanunu- kanunundaki bir çözümden yararlanmak mümkün.

Yani nedir?

Önce tecil edersin.

Yani bütün cezaları toptan ertelersin.

Ondan sonra da dersin ki 3 yıl içinde suç tekerrür etmezse affediyorum.

Yani kademeli.

Önce tecil, sonra af gibi bir çözüm de üretilebilir.

Biz Vatan Partisi olarak o çözümü tercih etmiyoruz.

Doğru bulmuyoruz.

Ama diyelim hani cesaret gösteremiyorlar, en sonunda ertelemeden affa giden böyle kademeli bir çözüm de üretilebilir.” ‘Yamalı bohça’ “Müstakil kanunun yanında Terörle Mücadele Kanunu’nda ve Siyasi Partiler Kanunu’nda bazı değişiklikler öneriliyor komisyon raporunda.

Bu kanunlarda yapılacak değişiklikler geçmişe yönelik işletilebilir mi?

Yani örgüt üyeliği suçunun ortadan kaldırılması mevcut örgüt üyeliğinden ceza almışların dışarı çıkmasını sağlar mı?” sorusu üzerine de Perinçek, şunları kaydetti: “Siyasi Partiler Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’nda belli değişiklikler yapılabilir.

Zaten bunlar o kadar çok değiştirildi ki… Siyasi Partiler Kanunu değiştirilirken benim de çok önerilerim kabul edilmiştir.

Artık bu kanunlar yamalı bohçalar haline geldi.

Bu kanunlarımız maalesef Batı’dan dayatılan çeşitli unsurları da içinde barındırıyor.

Yani sonuç itibarıyla çamurlu kanunlar bunlar.

Ama hangi anlayışla değiştirilecek?

Emperyalist sistemin daha da işine yarayacak anlayışlarla mı değiştirilecek?

Yoksa vatandaşlarımızın özgürlük içinde eşit olarak, kardeşçe, insanca, müreffeh olarak, zengin olarak birlikte yaşamalarını sağlamak amacıyla mı değiştirilecek?

Problem burada.” ‘Tamamen Vatan Partisi’nin önerisidir’ Bütünleşme sürecini sabote etmek için çırpınan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, şimdi de Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in FETÖ’yü bitirecek önerisini hedef aldı.

Özdağ verdiği bir röportajda, “Devlet Bahçeli ile Erdoğan arasında bir görev dağılımı var.

Aynen Doğu Perinçek’le olduğu gibi.

Şimdi Doğu Perinçek de ‘FETÖ affedilsin.’ söylemini gündeme getirdi.

Erdoğan geride duruyor; Devlet Bahçeli’ye ve Doğu Perinçek’e değişik görevler veriliyor bu çerçevede ve Devlet Bahçeli de PKK bölümünü üstlenmiş.” ifadelerini kullandı.

Vatan Partisi Genel Saymanı ve Başkanlık Kurulu Üyesi Şehmus Yıldırım Gençer ise Ulusal Kanal’da Özdağ’ın iddiasına yanıt verdi: “Kesin olarak ifade ediyorum, bu tamamen Vatan Partisi’nin inisiyatifle olan bir çalışmadır.

Sayın Cumhurbaşkanı bize böyle bir öneride bulunsaydı sevinirdik.

Görev vermiş değil, Cumhurbaşkanı’nın bu düşüncede olup olmadığını bilmiyoruz.

Bu bir devlet inisiyatifidir diye gerçeğe dayanmayan bir umut yaymayalım. “Vatan Partisi bu devleti yönetecek partidir.

Vatan Partisi konuyu ele aldı mı en sonunda devlet politikası haline gelir.

Ama Cumhurbaşkanı bize böyle bir öneride bulunmuş değil.

Vatan Partisi’ne, Doğu Perinçek’e güvenin, bir işe başladı mı o iş hallolur.”

İlgili Sitenin Haberleri