Haber Detayı

Her 3 Yurttaştan 1’i Obez: Türkiye’de Gıda Sistemi Neden Öldürüyor?
Mete yolaş gercekgundem.com
26/02/2026 06:00 (5 saat önce)

Her 3 Yurttaştan 1’i Obez: Türkiye’de Gıda Sistemi Neden Öldürüyor?

Türkiye, Avrupa'nın en yüksek obezite oranına sahip ülkesi. Gıda sisteminden kaynaklanan kronik hastalıklar, yıllık sağlık harcamalarımızın yarısını yutuyor.

Sorunun kökü bireysel tercihlerimizde değil.

Sorunun kökü, bizi hasta eden bir gıda sistemi, kamuya ait gıda işletmelerinin tasfiye edilmesi ve AKP iktidarının gıda politikalarında.Türkiye'de Kronik Hastalıklar Neden Bu Kadar Yaygın?Ülkemizde hastalık ve ölüm yükünün temelinde, büyük ölçüde önlenebilir hastalıklar var.

Bunlara yaşam tarzından kaynaklanan hastalıklar deniliyor.

Türkiye'deki ölümlerin yaklaşık yüzde 85'i kalp-damar hastalıkları, beyin damar hastalıkları, kanserler ve kronik akciğer hastalıklarından kaynaklanıyor.Yetişkinlerimizin yüzde 32,1'i obez, yüzde 66,8'i fazla kilolu. 1990'da bu oran yüzde 18,8'di. 35 yılda neredeyse ikiye katlandı.

Kadınlarda obezite yüzde 42,6'ya ulaşırken, erkeklerde yüzde 26,2 düzeyinde.Ama en kaygı verici tablo çocuklarımızda. 1990'dan bugüne çocuklarda obezite 4 katına çıktı.

Çocuklarımızın yüzde 11,4'ü obez.

Bu rakamların arkasında güçlü bir nedensellik zinciri var.

Nüfusumuzun yüzde 75'i kentlerde yaşıyor.

Hızlı kentleşme, Akdeniz tipi beslenme alışkanlıklarımızı çökertti.Ultra-işlenmiş gıda, hazır yemek ve şekerli içecek tüketimi sistematik olarak arttı.

Ülkemizde yaklaşık 52 bin tesis gıda işliyor.

Bunların yüzde 80'i un ve unlu mamullerde faaliyet gösteriyor.

Hazır yemek restoran sayısı 27 bini geçti.

Hazır yemek restoranları, gıda hizmetleri pazarının yüzde 60'ını oluşturuyor.Günlük tuz tüketimimiz 2008'de 18 gramdı.

Ulusal bilinçlendirme programlarıyla 10 grama düşürüldü.

Ama hala önerilen sınırın iki katı kadar tuz tüketiyoruz.Şeker Hastalığı ve Kalp Krizi Neden Artıyor?1997'de yüzde 7,2 olan diyabet yani şeker hastalığı oranı bugün yüzde 16,8'e fırladı. 35 yılda iki katından fazla arttı.

Türkiye, Avrupa'nın hem en yüksek diyabet oranına hem de en fazla diyabetli yetişkin sayısına sahip ülke.

Yaklaşık 9,6 milyon yurttaşımız şeker hastalığıyla yaşıyor.Kalp-damar hastalıkları tüm ölümlerimizin yüzde 36'sından sorumlu ve ülkemizin bir numaralı ölüm nedeni.

Türkiye, Avrupa'da erken yaşta kalp-damar hastalığı görülme oranının en yüksek olduğu ülkeler arasında.

Yaklaşık 3 milyon yurttaşımız kalp yetmezliğiyle mücadele ediyor.Kanser, tüm ölümlerin yüzde 16,3'üyle ikinci sıradaki ölüm nedeni.

Beslenme alışkanlıklarımızın değişimine paralel olarak bağırsak kanseri oranı artış eğiliminde.

Önümüzdeki 3-4 yıl içinde kanserin her iki cinsiyette de kalp-damar hastalıklarını geçerek birinci ölüm nedeni olacağı öngörülüyor.Obezite ve beraberindeki hastalıklar, devletin toplam sağlık harcamalarının yarısını oluşturuyor.

Yıllık toplam sağlık harcamamız 2,5 trilyon lira seviyesinde.

Ölüm ve sakatlığı tetikleyen üç temel risk faktörümüz var: tütün kullanımı, yüksek kilo-boy oranı ve yüksek tansiyon.

Bunlardan ikinci ve üçüncüsü doğrudan gıda sistemiyle bağlantılı.Gıda Sistemi Sizi Neden Hasta Ediyor?Tetikleme süreci açık ve net.

Kentleşme, gıda enflasyonu ve gelir eşitsizliği derinleştikçe işlenmiş gıda ve hazır yemek tüketimi genişliyor.

Yurttaşlar aşırı enerji, tuz, şeker ve doymuş yağ alıyor.

Bu obeziteye yol açıyor.

Obezite, vücudun şekere karşı direncini artırıyor.

Sonuçta şeker hastalığı ortaya çıkıyor.

Şeker hastalığı kalp-damar sorunlarını tetikliyor.

Ve erken ölümle sonuçlanıyor.Türkiye'nin gıda sistemi, sağlıksız beslenmeyi yapısal olarak teşvik eden bir düzenle kurulmuş durumda.

Gıda hizmetleri pazarı 16,52 milyar dolar değerinde. 2031'de 31,14 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Yaklaşık 5 bine yakın hazır yemek restoranı ülkemizde hizmet veriyor.

Genç nüfus ve uzun çalışma saatleri sağlıksız beslenmeyi yapısal olarak besliyor.Gıda, Türk televizyonlarında en yoğun reklamı yapılan ürün.

Tüm reklamların yüzde 32,1'i gıda reklamı.

Reklamı yapılan gıdaların yüzde 78,8'i çocuklarımıza pazarlanması yasaklanması gereken ürünler.

En çok reklam yapılan gıda kategorileri yüzde 20,7'yle çikolata ve yüzde 18,8'le dondurma.

Bu reklam bombardımanı, çocuklarımızın gıda tercihlerini, satın alma taleplerini ve beslenme alışkanlıklarını ölçülebilir biçimde değiştiriyor.Gıda enflasyonu, sağlıklı gıdaya erişimi dramatik biçimde daraltıyor.

Türkiye'nin gıda enflasyonu yani gelişmiş ülkeler ortalamasının 12 katı.

Gıda fiyatları arttıkça yurttaşlar daha ucuz, ultra işlenmiş gıdaya yöneliyor. 2010'da 10 lira olan karkas etin kilosu bugün 600 liraya yükseldi.

Yoksullukla mücadele eden yurttaşlarımız sağlıklı gıdadan sistematik olarak uzaklaştırılıyor.Bu bireysel bir tercih meselesi değil.

Bu, bilinçli bir politik uygulamanın sonucu.

Gıda sistemi, sağlık sistemine müşteri üretiyor.

Sofranızdaki tabağa dikkat edin.

O tabakta politika var, eşitsizlik var, adaletsizlik var.

Ve bu tabağı değiştirecek olan da yine biziz.

Sağlıklı, adil, herkesin erişebildiği bir gıda sistemini talep eden yurttaşlar olarak biziz.

İlgili Sitenin Haberleri