Haber Detayı

Kesk Kadın Sekreteri Döne Gevher: "Yoksulluk, Kadınlar Açısından Çok Daha Ağır ve Derin Hissediliyor"
Güncel haberler.com
26/02/2026 09:35 (2 saat önce)

Kesk Kadın Sekreteri Döne Gevher: "Yoksulluk, Kadınlar Açısından Çok Daha Ağır ve Derin Hissediliyor"

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Kadın Sekreteri Döne Gevher, "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü" öncesi yaptığı açıklamada, kadınların yoksulluk, güvencesiz çalışma şartları, ayrımcılık ve şiddetle karşı karşıya olduğunu öne sürerek, "Yoksulluk, kadınlar açısından çok daha ağır ve derin hissediliyor. Kadın yoksulluğunun arttığı bir diğer konu ise, son dönemde artan kadına yönelik şiddetle birlikte tek ebeveynli hanelerin sayısındaki artıştır. Tek ebeveynli haneler ve güvencesiz çalışan kadınlar açısından değerlendirildiğinde, yoksulluğun çok daha derin bir hal aldığı görülmektedir" dedi.

Haber: Hilal ACAR / Kamera: Dursun ALKAYA (ANKARA) - Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Kadın Sekreteri Döne Gevher, "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü" öncesi yaptığı açıklamada, kadınların yoksulluk, güvencesiz çalışma şartları, ayrımcılık ve şiddetle karşı karşıya olduğunu öne sürerek, "Yoksulluk, kadınlar açısından çok daha ağır ve derin hissediliyor.

Kadın yoksulluğunun arttığı bir diğer konu ise, son dönemde artan kadına yönelik şiddetle birlikte tek ebeveynli hanelerin sayısındaki artıştır.

Tek ebeveynli haneler ve güvencesiz çalışan kadınlar açısından değerlendirildiğinde, yoksulluğun çok daha derin bir hal aldığı görülmektedir" dedi.KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher, KESK'in 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'ne ilişkin açıklama yaptı.

Gevher, KESK olarak 8 Mart programını kamuoyuyla paylaştıklarını belirterek, programı kadınların öncelikli sorunlarını temel alarak hazırladıklarını vurguladı. "Güvencesiz çalışma şartları kadınlar arasında çok daha yaygındır" Gevher, kadınlar açısından "en ciddi" sorunun yoksulluk olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:"Doğal olarak 8 Mart çalışmalarımıza, yoksulluk, istihdamdaki güvencesizlik ve kayıt dışılık, şiddet ile şiddete karşı barış, laiklik ve özgürlük mücadelesini büyütme başlıklarıyla başlıyoruz.

Yoksulluğu genel olarak değerlendirdiğimizde, toplumda yaygın ve derinleşen bir yoksulluk halinin hakim olduğunu görüyoruz.

Ancak bunun kadınlar açısından çok daha yoğun yaşandığını hepimiz biliyoruz.

Çünkü kadınlar yoksulluğu daha derin yaşıyor.

Bu durum hem kaynaklara erişimde yaşanan eşitsizliklerden hem de kaynakların temin edilmesinden sonra ev içi düzenin sürdürülmesi sürecinde kadın emeğinin yoğun ve belirleyici olmasından kaynaklanıyor.

Bu nedenle yoksulluk, kadınlar açısından çok daha ağır ve derin hissediliyor.

Kadın yoksulluğunun arttığı bir diğer konu ise, özellikle son dönemde artan kadına yönelik şiddetle birlikte tek ebeveynli hanelerin sayısındaki artıştır.

Tek ebeveynli haneler ve güvencesiz çalışan kadınlar açısından değerlendirildiğinde, yoksulluğun çok daha derin bir hal aldığı görülmektedir.

Güvencesiz çalışma da temel başlıklarımızdan biridir.

Güvencesizlik, Çalışma Bakanı tarafından dönem dönem 'esneklik' kavramı üzerinden tanımlansa da biz, esnekliğin kendisinin güvencesizlik anlamına geldiğini ısrarla vurguluyoruz.

Güvencesiz çalışma şartları kadınlar arasında çok daha yaygındır.""DİSK-AR'ın yüzde 37,2 olarak açıkladığı işsizlik oranına karşılık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı 11,1 olarak açıkladı"Gevher, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın 20 Şubat tarihinde "Kadın işsizliğinin yüzde 11,1 ile son 13 yılın en düşük seviyesine geriledi" söylemini şu ifadelerle eleştirdi:"Bu açıklamaların gerçeği yansıtmadığını, hem gündelik yaşamda işsiz kadın sayısının ne kadar geniş olduğunu görerek hem de çeşitli kurumlar tarafından açıklanan işsizlik verilerinden biliyoruz.

Bunlardan biri de DİSK-AR'ın açıklamasıdır.

DİSK-AR'ın yüzde 37,2 olarak açıkladığı işsizlik oranına karşılık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı bu oranı yüzde 11,1 olarak ifade etmektedir.

Burada önemli bir boyut bulunmaktadır.

İş Pozitif programları, Avrupa Birliği kapsamında proje merkezli yürütülen çalışmalardır ve bu çalışmalar kısa sürelidir.

Bu kısa süreli çalışmaların ardından kadınlar yeniden işsizlik sarmalına sürüklenmektedir.

Yani güvencesiz çalışma koşullarının bir boyutu da proje kapsamlı çalışmalar olarak karşımıza çıkmaktadır.""Ayrımcılık yasağı her ne kadar Anayasa tarafından düzenlenmiş olsa da, iş ilanlarında ihlal edildiğini görüyoruz"Kadınlarda işsizlik oranının "yüksek olmasında", işe alım süreçlerinde kadınlara yapılan ayrımcılığın olduğunu iddia eden Gevher, şöyle devam etti:"Ayrımcılık yasağı her ne kadar Anayasa tarafından düzenlenmiş olsa da, iş ilanlarında ve başvuru süreçlerinde bunun çok net biçimde ihlal edildiğini görüyoruz.

Hiçbir erkek iş arayana ya da başvurucuya yöneltilmeyen sorular, kadın başvuruculara rahatlıkla sorulabiliyor. 'Evlenmeyi düşünüyor musunuz?', 'Çocuk sahibi olmayı düşünüyor musunuz?', 'Rahatlıkla iş seyahatine çıkabilir misiniz?' gibi sorular, kadınların istihdama erişimini zorlaştıran unsurlar arasında yer alıyor.

Bunun dışında çok ciddi bir sorun daha var.

Sosyal devletin yetersizliği nedeniyle çocuk, yaşlı, engelli ve hasta bakım hizmetlerinin büyük oranda kadın emeği üzerinden, yani ev içi emek üzerinden karşılanması da kadın istihdamının artmasının önündeki önemli engellerden biri olmaya devam ediyor.""Uzaklaştırma kararlarının takip süreçlerinin koruyucu mekanizmalarla desteklenmemesi kadın katliamlarını artırıyor"19 Şubat'ta 24 saat içinde öldürülen altı kadına ilişkin Gevher, şu değerlendirmede bulundu:"Bu altı kadından üçünün, uzaklaştırma kararı aldıkları eski eşleri tarafından hayatları kaybedildi.

Uzaklaştırma kararlarının takip süreçlerinin etkili ve koruyucu mekanizmalarla desteklenmemesi, cezasızlık politikalarıyla birleşince kadın katliamlarını artırıyor.

Bununla birlikte, erkeklerin tehdit olarak var olması toplumsal yaşam içinde kadınların varlığını da zorlaştırıyor.

Bu durum, doğal olarak 8 Mart'ta kadına yönelik şiddetin önlenmesi talebimizi ön plana çıkarıyor.

Bu çerçevede, İstanbul Sözleşmesi'ne yeniden dönülmesi, 6284 sayılı yasanın ve ilgili yasal mevzuatın doğru şekilde uygulanması ve uygulanmayan durumlarda yaptırımların devreye sokulması gerekiyor.

Üç kadınla ilgili süreçte hangi aşamada kopukluk yaşandığı, bu kopukluğun nedeni ve sorumluların kimler olduğu sorulmalı.

Sorumlular yalnızca failler değil; önleyici tedbirleri almayan ve koruyucu mekanizmaları doğru işletmeyenler de bu sorumluluğun içinde yer alıyor.

Bu nedenle süreçlerin planlanması ve etkin bir şekilde yürütülmesi gerekiyor."

İlgili Sitenin Haberleri