Haber Detayı

BigChefs Kurucusu Gamze Cizreli: "Topraktan sofraya, kadından geleceğe: Anadolu’nun üreten gücü"
şehirler ekonomim.com
26/02/2026 12:29 (2 saat önce)

BigChefs Kurucusu Gamze Cizreli: "Topraktan sofraya, kadından geleceğe: Anadolu’nun üreten gücü"

BigChefs’in kurucusu Gamze Cizreli, Ekonomi Gazetesi’nin “Türkiye’nin Üreten Kadınları – Mersin” ekine kaleme aldığı özel yazısında; Anadolu’da büyüyen bir girişimci olarak kadın emeğinin üretim zincirindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Cizreli, Mersin’den yükselen kadın üretim gücünün yalnızca ekonomiyi değil, toplumsal dengeyi ve geleceği de şekillendirdiğini vurgulayarak, toprağın kadınlarından sofralara uzanan emeğin görünür kılınmasının sürdürülebilir kalkınmanın temel şartı olduğunu ifade etti.

  Topraktan sofraya, kadından geleceğe: Anadolu’nun üreten gücü Mersin’e ilk BigChefs şubesini açtığımız günleri hatırlıyorum… Şehrin ritmini, insanını, sokaktaki sıcaklığı.

Daha ilk andan itibaren Mersin bana hep tanıdık gelmişti.

Sanki uzun zamandır bildiğim, içine yabancılık çekmeden girebildiğim bir yer gibiydi.

Belki de bu yüzden Mersin’le aramda hep özel bir bağ oluştu.

Çünkü bu şehir bana hep bildiğim, tanıdığım bir hayatı hatırlatıyor.

Anadolu’yu… İçinde büyüdüğüm, kokusunu, ritmini, emeğini ezbere bildiğim o dünyayı.

Ben Anadolu topraklarında büyüdüm.

Diyarbakır’da, Konya’da, Ankara’da geçen yıllar bana şunu çok erken öğretti: Anadolu’da hayat kolay değildir ama gerçektir.

Kadınlar sessizce üretir, taşır, toparlar.

Çoğu zaman görünmezler ama hayat onların omuzlarında ilerler.

Mersin’e baktığımda da tam olarak bunu görüyorum.

Burası yalnızca bir liman kenti değil; toprağıyla, emeğiyle, üretimiyle yaşayan bir yer.

Narenciye bahçeleri, seralar, tarlalar… Ve bütün bunların arkasında, çoğu zaman adı anılmayan ama üretimi ayakta tutan kadınlar var.

Mersin’de kadınlar üretimin kenarında değil, tam merkezinde Tarlada, kooperatifte, fabrikada, işletmede… Kadınlar burada sadece çalışmıyor; üretimin sürekliliğini sağlıyor. “Türkiye'nin Üreten Kadınları-Mersin” projesini okurken de bunu bir kez daha düşündüm.

Kadınların işin içinde olduğu yerlerde sadece ekonomik sonuçlar değil, hayatın dengesi de değişiyor.

Bunu bir veri olarak değil, sahada gördüğüm bir gerçek olarak söylüyorum.

Kadın emeği uzun yıllar sadece evle, mutfakla tanımlandı Oysa ben hep şunu gördüm: Kadın emeği kültür, üretim bilgisi, ekonomi demek.

Buna rağmen bu emek çoğu zaman görünmez kaldı ya da hak ettiği değeri bulamadı.

Bugün elimizde bunu destekleyen veriler var.

Kadınların iş gücüne daha fazla katıldığı ülkelerde ekonomik büyümenin daha dengeli, toplumsal yapının daha sağlam ilerlediğini biliyoruz.

Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu da kadınların ekonomik hayata eşit katılımının sürdürülebilir kalkınmanın temeli olduğunu söylüyor.

Ama benim için bu, sadece bir rapor bilgisi değil; yıllardır sahada gördüğüm, yaşadığım bir gerçek.

Kendi işimi kurarken de bu bakış açısıyla hareket ettim Kendi emeğimle ve tamamen banka kredisiyle kurduğum BigChefs, hiçbir zaman sadece bir restoran zinciri olsun istemedim.

Anadolu mutfağını, yerel ürünleri ve bu ürünlerin arkasındaki emeği görünür kılmak istedim.

Çünkü bir yemeğin gerçek değerinin, sadece lezzetinde değil; hangi topraktan, kimin emeğiyle sofraya geldiğinde saklı olduğuna inanıyorum.

Anadolu mutfağını düşündüğümde kadın emeğini ondan ayrı bir yer koymamız mümkün değil.

Tarifler, üretim alışkanlıkları, yerel bilgiler… Hepsi kadınlar sayesinde bugüne taşındı.

Ve benim aklımda hep şu soru vardı: Bu bilgi ve emek neden ekonomik olarak da güçlenmiyor?

Üretimle sofrayı daha adil bir şekilde nasıl buluşturabiliriz? “Toprağın Kadınlarından Sofralara” tam olarak bu sorudan doğdu Bu inisiyatifi hayata geçirirken amacım kadın üreticiyi yalnızca desteklemek değildi.

Onu üretim zincirinin görünür, güçlü ve söz sahibi bir parçası haline getirmekti.

Ürettiği ürünün gerçek değerini bulması, emeğinin karşılığını alması ve bu sürecin içinde kalıcı olması benim için çok önemliydi.

Bu benzerlikle “Türkiye'nin Üreten Kadınları-Mersin” projesinde geçen bir tespit özellikle aklımda kaldı: Kadın emeğinin ekonomik hayata tam ve etkin katılımı, sadece bugünü değil, geleceği de şekillendiriyor.

Ben bunu yıllardır işin içinde biri olarak birebir görüyorum.

Kadınların üretimde aktif olduğu yapılarda karar alma süreçleri daha dengeli, işler daha sürdürülebilir ilerliyor.

Bu yüzden kadın istihdamını bir “iyi niyet” meselesi değil, sağlıklı bir kalkınmanın önemli bir parçası olarak görüyorum.

Bugün Anadolu’nun pek çok yerinde kadınlar tarımdan gıdaya, sanayiden lojistiğe kadar üretimin yükünü taşıyor.

Buna rağmen, kadın ve erkek nüfusun neredeyse eşit olduğu bir ülkede, kadınların iş gücüne katılım oranının hâlâ bu potansiyelin gerisinde olduğunu da biliyoruz.

Bu tabloyu görmezden gelmenin kimseye faydası yok.

Yıllardır şahit olduğum tek bir gerçek var: Kadın üretime dahil olduğunda sadece ekonomi değil, hayatın kendisi de değişiyor.

Aile içi denge, çocukların eğitime erişimi, gelecek beklentisi… Hepsi olumlu yönde etkileniyor.

O yüzden kadınların üretimde kalıcı ve güçlü şekilde yer almasını sağlayacak yapılar kurmak, hepimizin ortak sorumluluğu.

Benim sonuna kadar inandığım tek bir doğru var Bir ülkenin geleceği büyük cümlelerde değil; emeğe verilen değerde, o emeğin nasıl karşılık bulduğunda gizli.

Kadın emeğini gerçekten gören, ona alan açan ve değer veren her yapı, geleceğini sessizce ama sağlam bir şekilde kuruyor.

Ben de tam olarak bunun için çalışmaya devam ediyorum.

İlgili Sitenin Haberleri