Haber Detayı
Asya-Pasifik'in suları kaynama noktasına yaklaşıyor: Japonya'dan Tayvan'ın dibinde füze üssü
Yonaguni Adası'na konuşlandırılacak yeni yüzey-hava füzeleri Tayvan’a 100 km mesafede. Japon Başbakanı Takaichi’nin kasımdaki Tayvan çıkışı ve ardından gelen nükleer tartışmalar, Pekin ile Tokyo'yu yeni bir eşiğe doğru itiyor.
Japonya'nın yeni Başbakanı Sanae Takaichi geçen yılın sonlarında göreve geldiğinden beri, Pekin ile Tokyo arasındaki gerilim her geçen gün yeni bir ivme kazanıyor.
Bu gerilimin son halkası, Japonya Savunma Bakanı Shinjiro Koizumi’nin açıklamaları oldu.
Koizumi, ülkenin batıdaki en uç noktası Yonaguni Adası’na yeni yüzey-hava füzeleri konuşlandırmayı planladığını açıkladı.
Bölge, Tayvan’a yalnızca 100–110 kilometre mesafede bulunuyor ve sistemlerin 2031 yılına kadar yerleştirilmesi öngörülüyor.
Koizumi, “Tesis hazırlıklarının ilerlemesine bağlı, ama mali yıl 2030 için planlama yapıyoruz” diyerek, modernize edilmiş Type-03 orta menzilli yüzey-hava güdümlü füze sistemlerinin adadaki Yonaguni Kampı’na konuşlandırılacağını belirtti.
ÜS GENİŞLETİLİYOR Yaklaşık bin 500 kişinin yaşadığı adada halihazırda Japon ordusunun bir üssü bulunuyor.
Üsteki toplam 230 personelin yaklaşık 160’ı, dağ zirvelerindeki radar noktalarından Çin donanmasını “24 saat gözetliyor.” Yeni füze birimi devreye girdiğinde üste yaklaşık 100 asker daha görev yapacak.
Koizumi, kasım ayında yaptığı açıklamada, “Bu konuşlandırma Japonya’ya yönelik silahlı saldırı olasılığını azaltacak” demişti.
Yonaguni Adası en solda görülüyor PEKİN: YENİ MİLİTARİST ADIMLAR Bu ay yapılan Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşan Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Japonya’daki güçlerin “militarizmi canlandırmaya çalıştığını” vurguladı.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning ise uluslararası toplumu, Japonya’nın “yeni militarist adımlarına” karşı uyanık olmaya ve direnmeye çağırdı.
Sözcü, bazı Japon yetkililerin “savaş sonrası uluslararası düzenin sınırlarını zorlayarak yeniden militarizasyona yöneldiğini” belirtti.
GERGİNLİK NASIL BAŞLADI?
Japon Başbakanı Takaichi, 7 Kasım’da Çin’in Tayvan’la “zorla birleşme girişimlerinin” Japonya’nın güvenlik mevzuatına göre “varlığı tehdit eden bir durum” sayılabileceğini iddia etmiş ve Tokyo’nun askeri yanıtını tetikleyebileceğini ileri sürmüştü.
Bu çıkış, önceki Japon liderlerin kaçındığı ölçüde cüretkar bir pozisyon olarak dikkat çekti. ‘GÜÇ İLE KARŞILIK VERİRİZ’ Pekin, Tokyo’ya verdiği yanıtta bu sözleri “Çin’in iç işlerine ağır müdahale ve egemenliğine meydan okuma” olarak nitelendirdi ve Japonya’nın herhangi bir müdahalesinin “güç kullanılarak karşılanacağını” belirtti.
Ayrıca Çin, Japonya’ya çift kullanımlı ürünler için ihracat kontrolü uygulamaya başladı.
Yetkililer, kısıtlamaların Japonya’nın askeri kapasitesini artırabilecek ürünleri kapsadığını ve Takaichi’nin Tayvan’a dair sözlerini “kabul edilemez” olarak nitelendirdiğini vurguladı.
Kısıtlamalar, Japon askeri son kullanıcıları ve askeri kapasiteyi artırabilecek alıcıları kapsıyor; üçüncü ülkelerin bu ürünleri yönlendirmesi durumunda yasal sorumluluk öngörülüyor.
NÜKLEER TARTIŞMALARIN ALEVLENMESİ Taraflar arasındaki gerilim zirvedeyken, Japonya'nın İkinci Dünya Savaşı sonrası benimsediği “nükleer silah karşıtı” politikada tarihi bir kırılma yaşanabileceğine dair sinyaller gelmeye başladı.
Başbakan Takaichi’nin üst düzey bir ulusal güvenlik danışmanı, değişen küresel güvenlik mimarisi nedeniyle Japonya'nın savaş sonrası nükleer politikasından sapmasının bir zorunluluk haline gelebileceğini iddia etti.
Japon basınına yaptığı açıklamalarda danışman, Çin, Rusya ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nden (KDHC) gelen tehditlere karşı Japonya’nın “bağımsız bir caydırıcılık” kurmak zorunda kalabileceğini savundu.
Çin ise sert bir yanıt vererek, böyle bir adımın dünyayı “bir kez daha felakete sürükleyeceği” uyarısında bulundu.
Çin Dışişleri Bakanlığı, nükleer tartışmaları şiddetle kınayarak durumu “Japon sağcı güçlerin ülkeyi yeniden askerileştirme ve silahlandırma çabalarının bir başka örneği” olarak nitelendirdi.
Pekin, Tokyo’yu “savaş sonrası uluslararası düzene meydan okumamaya ve yanlış yolda ilerlemekten vazgeçmeye” çağırdı.