Haber Detayı

Çevre örgütlerinden TÜMAD’ın İvrindi Altın Madeni kapasite artışı projesine tepki
Türkiye cumhuriyet.com.tr
26/02/2026 15:27 (3 saat önce)

Çevre örgütlerinden TÜMAD’ın İvrindi Altın Madeni kapasite artışı projesine tepki

Çevre örgütleri, TÜMAD AŞ’nin İvrindi Altın Madeni Kapasite Artışı Projesi’ne ilişkin İDK toplantısının ardından Bakanlık önünde basın açıklaması yaptı. Çevre örgütleri adına açıklamayı okuyan Süleyman Eryılmaz, ÇED süreci sonlandırılsın, proje iptal edilsin çağrısı yaptı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda TÜMAD AŞ’nin İvrindi Altın Madeni Kapasite Artışı Projesi’ne ilişkin İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısı gerçekleştirildi.

Toplantının ardından çevre örgütleri Bakanlık binası önünde basın açıklaması yaptı.

Açıklamaya katılanlar, İklimi değil, sistemi değiştir, Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz ve TÜMAD Madra’dan defol yazılı dövizler taşıdı.

İlk açıklamayı yapan Süheyla Doğan, şunları söyledi: “TÜMAD Madencilik AŞ, Kuzey Ege’nin yaşam damarları üzerinde, İvrindi ve Burhaniye ilçeleri yakınlarında, Kazdağları ekosisteminin güney uzantısı olan Madra Dağı’nda, kamuoyundan kaçırılan ÇED Raporu ile 2016 yılında 'ÇED Olumlu' kararı almış ve 2019 yılında faaliyete başlamıştı.

Şirket, 07 Mayıs 2025 tarihinde başlattığı ÇED süreci ile 'kapasite artışı' yapmak istiyor.

Projenin Halkın Katılım Toplantısı 27 Mayıs 2025 tarihinde gerçekleştirilmiş ve itirazlarımızı dile getirmiştik.

Bugün de biraz önce, proje hakkında Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü’nde İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısı yapıldı.

Proje hakkında kurum görüşleri alındı.

Bizler de toplantıya katıldık ve projeye olan itirazlarımızı belirttik.

Kapasite artışı projesi kapsamında, 835,53 hektar olan ÇED alanı, 452,44 hektar artış ile toplam 1287,97 hektara çıkartılmak isteniyor. 1300 hektara yaklaşan orman arazisi, siyanürlü maden sahasına dönüştürülecek.

Ocak sahası 134 hektardan 353 hektara, yığın liç alanı 83 hektardan 257 hektara, yıllık üretim kapasitesi 7 milyon 760 bin tondan, 15 milyon 500 bin tona çıkartılıyor.

Mevcut ÇED Olumlu kararına esas yığın liç tesisi kapasitesi 75,3 milyon tondur.

Bu kapasitenin Mart 2025 yılı itibari ile 39,1 milyon tonluk kısmı fiili olarak kullanılmıştır.

Kapasite ve alan artışı ile birlikte toplam yığın liç tesis kapasitesi 155,3 milyon tona çıkarılacaktır.

ALTIN VE GÜMÜŞ MADENİ PROJESİ, MADRA’NIN YERALTI SU VARLIKLARINI KULLANIP, KİRLETİYOR Mevcut proje, bölgenin ekosistemi açısından önemli bir değer olan karaçam orman vejetasyonunu, tarım alanlarını meraları yok etti.

Kapasite artışı ile bu yıkım daha da artacak.

Proje, oldukça geniş bir coğrafyanın, İvrindi’nin, Burhaniye’nin, Madra Dağı’nın, Kozak Yaylası’nın, Madra Barajı’nın biyoçeşitliliğini ve su rejimini tehdit ediyor.

Türkiye'nin en büyük altın madeni işletmelerinden biri olan TÜMAD İvrindi Altın ve Gümüş Madeni Projesi, Madra’nın yeraltı su varlıklarını kullanıp, kirletiyor.

Kapasite artışı projesi de Edremit Körfezi’ni, Kozak Yaylası’nı ve Midilli’ye kadar olan geniş bir bölgeyi daha fazla etkileyecektir.

BÖLGENİN EKOLOJİK BÜTÜNLÜĞÜNE ZARAR VERMEKTEDİR 4 bin 758 sayfalık ÇED raporunun satır aralarında gizlenen en çarpıcı detaylardan biri, maden sahasının bölgenin en kıymetli ekosistemlerinden biri olan ve bilim insanları tarafından 'ekolojik hassas bölge' diye nitelenen Kozak Yaylası ile olan teması.

Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün görüş yazısına göre, maden ruhsat sahasının bir kısmı, İzmir il sınırları içinde kalan 'Kozak Yaylası Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı' içerisinde kalıyor.

TÜMAD, ayrıca Kaz Dağları Milli Parkı’na kuş uçuşu 29,6 kilometre mesafededir bu durum da, bölgenin ekolojik bütünlüğüne zarar vermektedir.” MADENİN KONUMU, HİDROLOJİK AÇIDAN OLDUKÇA KRİTİKTİR Doğan’ın ardından çevre örgütleri adına konuşan Süleyman Eryılmaz ise şöyle konuştu: “TÜMAD Altın ve Gümüş Madencilik, 57 L/sn olan su ihtiyacının karşılanması için, başta Burhaniye İlçesi içme suyu kaynağı olan Düdüklü Suyu kaynağı olmak üzere, 6 adet su kaynağını kullanmaktadır.

Şirketin bölgenin içme ve kullanma suyu kaynağı olan Madra Barajı’ndan da su kullanmak istediği bilinmektedir.

Bölgede madenin etkilenme alanı içerisinde yerleşim yerleri ile uzunluğu değişken, sürekli ya da mevsimlik akan akarsular olan 4 makro havza (Susurluk, Kuzey Ege, Gediz ve Marmara) ile 4 adet mikro havza ve çeşmeler bulunmaktadır (Akpınar, Yahu, Madra ve Karadere Mikro Havzası).

Madenin konumu, hidrolojik açıdan oldukça kritiktir.

ÇED raporuna göre saha, Kuzey Ege Havzası ile Susurluk Havzası’nı birbirinden ayıran su bölüm hattı üzerinde kuruludur.

Yani maden alanında yaşanacak bir sızıntı veya kirlilik, iki farklı havzayı aynı anda zehirleme potansiyeline sahiptir.

Bölgenin can damarları olan Madra Deresi, Kocaçay ve Karadere, projenin doğrudan etki alanındadır.

Raporda, maden atıklarını oluşturan pasaların bir kısmının asit kaya drenajı oluşturma riski taşıdığı kabul ediliyor.

Şirket, 'Önlem alacağız' dese de açık ocakların işletme sonrasında devasa göllere dönüşecek olması ve yeraltı suyu seviyesinin 'susuzlaştırma' adı altında düşürülmesi, bölgenin su rejimini geri dönülemez şekilde değiştirecektir.

Bugün burada yapılan İDK toplantısında verilecek karar, bir şirketin kapasite artışı için değil, Madra Dağı’nın suyunun, ormanının ve kurdunun, kuşunun yaşam hakkı için verilecek bir karardır.

Bakanlık’tan projenin ÇED sürecini sonlandırarak olumsuz görüş vermesini istiyoruz.

Kapasite artışı durdurulsun, ÇED süreci sonlandırılsın.

Proje iptal edilsin.

ANAYASA MAHKEMESİ'NE BAŞVURU YAPACAĞIZ Basın açıklamasına destek veren DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın da “Türkiye'nin dört bir tarafında özellikle 7554 sayılı yasa geçtikten sonra yaygın bir şekilde ruhsat veriliyor.

Şu anda ülkemizin en önemli doğal varlıklarından birisi olan Kaz Dağları ve aynı zamanda bağlı bulunan bütün ormanlarımız korkunç bir şekilde talan edilmeye çalışılıyor.

Muhalefet olarak 4 Mart'ta 7554 sayılı yasanın yarattığı tahribatı durdurmak için Anayasa Mahkemesi'ne başvuru yapacağız ve bir an önce yürütmeyi durdurmasını istiyoruz” dedi. “TÜRKİYE'NİN NEREDEYSE YÜZDE 75-80'İ RUHSATLANDIRILMIŞ DURUMDA Akın, “Türkiye'nin neredeyse yüzde 75-80'i ruhsatlandırılmış durumda.

Yurttaşlarımız kendi topraklarını, suyunu, havasını korumak için mücadele ediyorlar.

Maalesef mevcut yönetim şirketlere ruhsat verme konusunda tereddütsüz davranıyor.

Bu ülkeyi açıkça bir talan siyasetiyle karşı karşıya bırakıyorlar” ifadelerini kullandı.

İlgili Sitenin Haberleri