Haber Detayı
‘Parçala Behçet’in parçaları
‘Parçala Behçet’in parçaları
Cihan Demirci’nin “Araya Parça Giren Yıllar/Türk Sineması’nda 1974-1980 Seks Filmleri Dönemi” adlı çalışması (İnkilap Kitabevi, 2004), yazarın deyimiyle Türk sinemasının en “karanlık” dönemi sayılan yıllara dair bir yüzleşmenin kitabıdır.
Arzu Okay’dan Behçet Nacar’a, Figen Han’dan Sermet Serdengeçti’ye, Zerrin Egeliler’den Kazım Kartal’a, Feri Cansel’den Hadi Çaman’a açılan yelpazede onlarca oyuncunun başrolde olduğu o dönemle ilgili röportajlar, anılar, film tanıtımları, değerlendirmeler içeren 310 sayfalık kitapta şöyle der Demirci: “Tekerlekli sandalyede, kör topal giden Türk sinemasında özellikle 1974-1980 yılları arasında gözler artık görmeye, hatta o gözler giderek birbirini kötü gözle görmeye ve çıplak vücutlar birbirine fena halde değmeye başlamıştı!
Artık Yeşilçam’da kör piyanistler değil, körün tuttuğunu yatırdığı ve beklenmeyen bir cüretkârlıkla öptüğü yeni bir dönem yaşanıyordu.” 12 Eylül darbesiyle sona eren ve yerini arabesk filmler furyasına bırakan bu acayip ve benzersiz süreçte, filmlerin birden kesilmesi ve araya ilgisiz porno görüntülerin eklenmesi de film kültürümüze “parça” kavramını armağan etmiş, filmler “parçalarıyla” meşhur olmaya başlamıştı.
MİZAHİ BİR TARİHSEL KURMACA Hasan Tolga Pulat’ın yönettiği, geçen yıl Altın Portakal’da en iyi erkek oyuncu (Yetkin Dikinciler), Cahide Sonku ödülü (Bilge Şen) ve en iyi müzik ödülleri alan “Parçalı Yıllar”, bu dönemi anlatan ve seks filmleri furyasının iç dünyasına göz atan bir film. 1975’te ekonomik kriz ve toplumsal çalkantılar içindeki Türkiye’de kendi halinde aile babası idealist bir tiyatrocunun “Parçala Behçet”vari bir seks oyuncusuna dönüşmesini acı tatlı dokunuşlarla aktaran “Parçalı Yıllar”, komedi unsurları da taşıyan bir tarihsel kurmaca. 131 dakika boyunca sıkılmadan izlenen, oyunculuk performanslarının başarısıyla dikkat çeken, Yeşilçam özlemini gideren, seyircinin beklentilerini havada bırakmayan bir film var karşımızda.
Konservatuvar mezunu, sahnede büyük bir rol kapma umudu içindeyken, karısının hastalığı nedeniyle ekonomik darboğaza girip seks filmlerinde önce dublaj yapan sonra soyunup kamera karşısına geçen Aytekin’in öyküsü, bir sanatçı neslinin çaresizliğini ve dramını da anlatıyor aslında.
Yaptığı işi uzun süre saklayan utangaç kahramanımız kısa sürede şöhrete ve paraya kavuşuyor ama aynı zamanda kişisel değerlerini ve sanatçı onurunu da sorgulamaya başlıyor.
DİNAMİK BİR SİNEMA OLAYI Zamanında düşük bütçeli erotik filmlerde rol alan Ali Poyrazoğlu gibi sanatçılar sonradan kariyerlerinin bu dönemini inkâr etmiş, reddetmişlerdi.
Aytekin karakteri, onların da bir karikatürü olarak beliriyor “Parçalı Yıllar”da.
Filmin adı da bu noktada önem kazanıyor; hem filmlere eklenen parçalara, hem kadın-erkek oyuncuların parçalanmış hallerine, hem de o dönemki Yeşilçam koşullarının parçalı yapısına karşılık geliyor bu ad.
Marilyn Monroe’nun “Hollywood ruhunuza 10 cent, öpücüğünüze 10 bin dolar verilen yerdir” demesi gibi Aytekin de soyundukça ruhunun ucuzladığını fark ediyor, sanat ile ticaret ve idealler ile zorunluluklar arasında gidip gelmeye başlıyor.
Yetkin Dikinciler’in harika oyunculuğu da devreden hiç çıkmadan akıp gittikçe “Parçalı Yıllar” izlemesi son derece keyifli, dinamik bir sinema olayına dönüşüyor.
Ahmet Çadırcı’nın “Renkli Türkçe” (2001) filminden sonra söz konusu döneme samimi bakışlar fırlatan ve bunu hem birey öyküsü hem de toplumsal derinlik bağlamında gerçekleştiren Hasan Tolga Pulat, “çıplak vücutların birbirine fena halde değmeye başladığı” o yılları gayet güzel anlatmış.
Senaryoda dönemin kadın oyuncularının gerçeklerine daha fazla yer verilebilirdi belki ama o da apayrı bir film konusu zaten.