Haber Detayı
Genel Menajer Derya Yannier: Avrupa’da parmakla gösterilen bir noktadayız
Fenerbahçe Beko, son 10 yılda basketbolda Avrupa çapında bir ekol haline geldi. Bu sezon da Euroleague’de lider durumdalar ve yine şampiyonluk hedefiyle ilerliyorlar. Bir yandan da çok ciddi gelir yaratmayı başarıyorlar. Bu iş modelinin başındaki Genel Menajer Derya Yannier’le işinin püf noktalarını ve Fenerbahçe Beko’nun ekonomisini konuştuk.
Derya Yannier (40), henüz lise yıllarındayken basketbol dünyasına adım attı.
Önce Robert Kolej’de, sonra da Koç Üniversitesi’nde ekonomi okurken profesyonel basketbolcu olmayı başarmıştı.
Ama çok erken bir yaşta, henüz 27’sinde sporculuk kariyerine bir nokta koydu.
İki-üç yıl farklı iş deneyimlerinden sonra profesyonel basketbol yöneticisi olmaya soyundu.
Evvela Eskişehir Basket’in genel menajeri olarak adım attı bu dünyaya.
Ardından üç yıl boyunca Türkiye Basketbol Federasyonu’nda (TBF) ligler direktörlüğü yaptı.
Ve 2021’de daha büyük bir denizde yüzmeye karar vererek Fenerbahçe Beko’ya geçti.
İlk sezon genel menajer yardımcısıydı, ertesi yıl genel menajerlik koltuğuna oturdu ve bir süredir patinaj çeken Fenerbahçe basketbol takımını tekrar başarı rotasına sokmak için kolları sıvadı.
Ve bu süreç geçen sezon Euroleague şampiyonluğuyla taçlandı.
Şimdi Yannier, Fenerbahçe Beko’yu Avrupa basketbolunun geleceğinde de söz sahibi olan bir yapıya kavuşturmak için çalışıyor.2021’de Fenerbahçe’ye genel menajer yardımcısı olarak geçtiniz.
Bir yıl sonra da genel menajer oldunuz.
O teklif nasıl geldi size?
Fenerbahçe’ye gelişim biraz eski genel menajer Maurizio Gherardini vasıtasıyla oldu.
Hatta bu yola girmeme sebep olan kendisidir.
Hikâyenin başına gidersek, basketbolu bırakmamdan sonraki o iki senelik geçiş dönemine giden bir tanışıklığımız var kendisiyle.
Onu hiç tanımıyordum.
Bir gün “Hayatta ne yapıp ne yapmayacağımı bulmaya çalışıyorum.
Basketbol da bunlardan biri.
Sen de bu konuda en tecrübeli kişilerden birisin.
Sana danışmak isterim” diyerek kapısını çaldım.
Ve o günden itibaren çok yakın bir dostluğumuz oldu.
Hep şunu söylüyordu, “Bu kariyerde çok ciddi anlamda ilerleyebilirsin fakat yolunu seçmen lazım.
Neyi istediğine karar vermen lazım”.
Ve hep beni buraya yönlendirdi.
Federasyona geçerken de konuştuk.
Yıllar sonra tekrar bir fırsat çıktığında Maurizio bütün projeyi önüme sundu.2022’de unvanınızdaki değişiklikle beraber işleyişte bir farklılık oldu mu?
Birinci sene yardımcı, ikinci sene genel menajer olmam planlanmıştı.
Kontratımda da bu şekilde yazıyordu.
Tamamen böyle bir planlama vardı.
Aşağı yukarı nasıl bir denize girmek üzere olduğumu biliyordum.
Tabii ki her kulübün farklı dinamiği var.
Buna uyum sağlamanız gerekiyor.
Ama çok hazırlıksız değildim açıkçası.
Çünkü buraya ilk geldiğim günden beri işleyişin tam ortasındaydım.
Maurizio ilk günden itibaren o alanı bana sağladı.NİYE MASKOTUMUZ YOK?
Fenerbahçe gibi çok geniş taraftar kitlesine sahip kulüplerde bir yenilik yapmak bazen zor olabiliyor.
Siz getirdiğiniz yeniliklerle tanınan bir yöneticisiniz.
Fenerbahçe’de bu dev kitlenin varlığı sebebiyle birtakım idari ve sportif konularda yenilik yapmakta zorlandınız mı?
Fenerbahçe’de aldığınız her karar bir anda milyonlar bazında bir yankı uyandırabiliyor.
Böyle bir enteresan tarafı var.
Benim için eğlenceli ama kimisi için bu baskı yaratan bir unsur olabilir.
Şöyle bir örnek vereyim: İlk geldiğim seneydi.
Bizim haftada ve iki haftada bir klasik toplantılarımız olur.
Konudan bağımsız pazarlama, operasyon, biletleme, herkesin bulunduğu bir toplantıdır.
O toplantıda şunu söyledim: “Bizim niye bir maskotumuz yok?” Dün gibi hatırlıyorum, beş sene geçmiş üzerinden. “Çok denendi.
Taraftarımız sahiplenmiyor.
Ondan sonra dalga geçerler.
Güzel olmazsa şöyle olur” gibi bir endişeler yumağı vardı.
Genel kanı tamamen negatifti.
O zaman Fenerbahçe bir etkinlik ajansıyla çalışmıyordu.
Saha içi etkinlik de geliştirilmesi gerekli konulardan biriydi. “Biraz daha bunu ‘entertainment’a yaklaştırabilir miyiz?” dedim. “Etkinlik yaparız ama maliyeti kulüp karşılamaz.
Maskot yaparız ama taraftar kabul etmez” gibi gerekçelerle senelerce bir cam tavan efekti oluşmuştu.YELLOW’DAN 1 MİLYON EURO Sonunda ‘Yellow’ ortaya çıktı ama.
Nasıl ikna ettiniz?
Maç etkinlikleri anlaştığımız ajanstan bir maskot çizimi istedim.
Getirdikleri çizim şu anki ‘Yellow’dan biraz daha farklıydı.
Çocukların hoşuna gitsin diye daha yumuşak bir hale getirdik.
Bütün karakter tiplemesini tek tek yazdık: Nasıl bir karakter olacak?
İçine nasıl birini bulacağız?
Böylece Yellow ortaya çıktı.
Kısa sürede popüler oldu.
Bütün sponsorlar Yellow’a gelmek istedi.
Bir seneyi aşkın süre boyunca bütün sponsorlarımıza “hayır” dedik.
İzin vermediğimiz için hepsi gönül koydu.
Ama daha sosyal medya hesapları açılacaktı, branding’i oluşturulacaktı.
Şu anda belki de Fenerbahçe Beko’nun, hatta tüm Avrupa’daki basketbol kulüplerinin en önemli değerlerinden biri.
Geçen sezon sadece Yellow üzerinden 1 milyon eurodan fazla gelir yarattık.Hangi ürünler dahil bu rakama?
Oyuncağı, çorapları, tişörtleri var ki ürün yetiştiremiyorlar.
Sadece ürün de değil.
Şapkasında bir sponsoru var.
Dijital satıştan da artık sponsorluk alıyoruz.
Her türlü dijital projede Yellow kullanılıyor.
İnsanlar doğum günlerine, dernek etkinliklerine çağırıyorlar ki orada biraz frenliyoruz.
Avrupa’da bir sürü deplasmanda talep geliyor. “Açık ara en iyi maskot sizde.
Yellow’la beraber iş yapmak istiyoruz” diyorlar.
Geçen sezon Euroleague’den pazarlama ödülü aldık.
Tamamen Yellow bazlı bir ödüldü.
Yeniliğe bu kadar dirence rağmen 2-3 senede geldiğimiz noktaya hayret ediyoruz bazen.
Şu anda saha içi etkinliklerde maç önü şovlarıyla, maç sırasındaki etkinliklerle Avrupa’da parmakla gösterilen bir noktadayız.
Ve bu maç etkinlikleri tamamen sponsorlar tarafından karşılanıyor ve sıfır maliyetle yapılıyor.Çok göz önünde olmadığı için bir genel menajerin takvimi ve yetki alanı tam anlaşılmıyor.
Bu işleyişi anlatır mısınız?
Bazı kulüplerde sportif direktörlük ve iş yönetimi tarafı ayrılabiliyor.
Bunun Avrupa’da örnekleri var.
Fenerbahçe’de ben hem sportif taraftaki hem iş yönetimindeki aklınıza gelebilecek her şeyden sorumluyum.
Onun dışında Avrupa basketbolundaki siyasetten kulübün geleceğiyle ilgili kararlara, bilet satışından pazarlama aktivitelerine, maçlardaki etkinliklerden forma detayına kadar işin 360 derecelik bir kısmı da var.
Ve bu kısım da epey bir zaman alıyor.
Takvime gelirsek, sezon içi acil durumlar haricinde biraz daha saha dışı anlattığım işlerle geçiyor.
Sezonun marttan sonraki kısmıysa biraz daha rutini bırakıp önümüzdeki sezonu ve sezonları planlama kısmına dönüyor.
Hatta haziranda sezon bitince “Hadi şimdi kutlama yapacaksınız, tatil yapacaksınız” diye herkesin çok rahatladığımızı düşündüğü aylarda ben çoğunlukla en huzursuz olduğum, belirsizliklerle en fazla uğraştığım, sorunları çözmeye çalıştığım ve sürekli telefonda olduğum dönemi geçiriyorum.Yöneticiliğe ilk adım Aydınlar’ın ofisinde atıldı “Basketbola dönmeye karar verdikten sonra bir yönetim projesi hazırlamıştım.
Eski antrenörüm Alp Bayramoğlu bana “Mehmet Ali Aydınlar çok istekli, Acıbadem grubu takımı kurmak istiyor” diye anlattığında “Bir konuşalım.
Benim de böyle projem var” demiştim.
Mehmet Ali Bey’le beni buluşturdu.
Kendisi zaten çok vizyoner biri ona bütün detaylarıyla bir sunum yaptım.
Takım sahibi ya da başkanının bu işi profesyonel bir ekibe bıraktığı, bütçesiyle ve diğer her şeyiyle sorumluluğun o profesyonel yönetimde olduğu bir modeli anlatmaya çalıştım.
Sonra onlar kendi takımlarını kurdular.”FENEBAHÇE BEKO’NUN EKONOMİSİBu sezon bütçemiz 30 milyon euronun üzerindeBiraz da Fenerbahçe Beko’nun ekonomisini konuşalım.
Nasıl bir odağınız var bu konuda?
Burada en önemli önceliklerden biri sportif başarıyı yakalarken bir yandan da finansal dengeyi sağlayabilmekti.
Sürekli bütçe toplantıları yapıyoruz.
İş geliştirme kısmındaki arkadaşlarla gelir yarattığımız kısımları değerlendiriyoruz.
Nereden daha fazla gelir yaratabileceğimizi düşünüyoruz.
Biletleme departmanıyla hem taraftarımızı bir şekilde memnun edecek farklı projelere hem de ek gelir olanaklarına bakıyoruz.
Bir yandan da işin gider kısmıyla ilgilenen ve sizi sürekli daha fazla harcamaya yönlendiren bir basketbol operasyonu da var.
Sürekli daha fazlasını talep eden bir taraftar, sizden beklenti halinde olan bir yönetim.Buradan bütçeye geçelim.
Sadece oyuncu bütçesini sormuyorum.
Gerçekten toplam bütçede aşağı yukarı neredesiniz?
Açıkçası hep şunu söylemiştim: Fenerbahçe’yi sportif anlamda alışık olduğu yere geri getireceğiz.
Fakat bunu yaparken bütçe dengesini de sağlamamız gerekiyor.
Geldiğimiz noktada sportif kısmı herkesin değerlendirmesine bırakıyorum.
Harcamayı azaltmadan hatta üzerine bir tık koyarak 4-5 sezon öncesindeki oyuncu bütçesinden şu an daha yukarıdayız.
Fakat o dönemde 13-14 milyon euro zarar ediyorduk.
Geçen sezonu 4 ila 5 milyon euro zararla kapattık.
Bu sezon sonu geldiğinde bunu başa baş hale getirmeyi hedefliyoruz.
Eğer başarabilirsek basketbol şubesi tarihinde ilk kez zarar etmeden bir sezonu bitirecek.
En çok gururlandığım konulardan biri bu.
Gerçekten gelirler çok ciddi düzeyde arttı ve bu organik bir şekilde oldu.
Tabii bundan sonra bunu sürdürülebilir bir yapı haline getirmek lazım.
Bunu yaparken Avrupa basketbol oyuncu piyasası da yükseliyor.
Başarılı olduğunuzda bir şekilde elinizdeki oyuncular, antrenörler, hatta kondisyonerler ve masörler herkes değerleniyor.
Geçen sene baş fizyoterapistimiz ve kondisyonerimizi başka takımlara kaybettik.
İkisi de çok değerli kişilerdi.
Çok ciddi teklifler aldılar.
Bu bütçelere çıkmayı doğru bulmadık ve oyunculardan önce onlar transfer oldu.Bu sezon gelir ve gider 28 ila 30 milyon euro mu olacak?
Bu sezon 30 milyonun biraz üzerinde bütçemiz.
Tabii ki vergi ve diğer her harcama dahil olan bütçeden bahsediyorum.
Yani brüt bütçemiz 30 milyon euronun üzerinde.
Ama gelirimiz de 30 milyonun üzerinde.
Gelirin yaklaşık yüzde 30’luk kısmı gişeden yani bilet satışından geliyor.
Hem dijital hem normal sponsorluk gelirlerinin toplam payı yüzde 50’nin üstünde.
Bu arada organizasyonlardan, yani Euroleague ve TBF’den sağladığımız gelir yani medya geliri ve sponsorluktan gelen pay toplam bütçemizin yüzde 10’u kadardır.
Euroleague’de sportif dereceye göre aldığımız bir miktar da var.
Yani bütçemizdeki payı yüzde 10 ila 13’tür.Bu medya gelirlerinin payının daha yüksek olması gerekmez mi?
Fenerbahçe markasının bu organizasyonlardan daha fazla gelir elde etmesi lazım.
Yaklaşık iki-üç senedir kavgasını verdiğim bir konu var: Euroleague’deki gelir dağıtımı modelinin çok adil olmadığını düşünüyorum.
Şu anda tamamen yerel televizyon anlaşmaları üzerine kurulmuş bir dağıtım modeli var.
Bazı örnekte bu geliri sadece bir takım alabiliyor.
Kimi ülkede de iki-üç takımın bölüştüğü bir senaryo var.
Kulübün geçmiş sportif başarısı, marka değeri, global izlenirliği, sosyal medya erişimi hiçbir şekilde baz alınmıyor.
Bu, dünyadaki örneklere bakınca çok çağ dışı bir yöntem.
Çünkü bu yerel televizyon kanalları bizim maçımızı da satarak para kazanıyor.
Bu sistem değişirse otomatikman Euroleague’den daha fazla para alacak Fenerbahçe.
Yakın gelecekte oradan bir ek gelir alacağız diye ümit ediyorum.Ürün satışları Fenerium’a bağlı.
Oradan basketbola aktarılan bir pay var mı hiç?
Bu da diğer Avrupa ülkelerine göre aslında handikaplı olduğumuz bir nokta.
Yani ürün satışı, forma satışı ve biraz önce bahsettiğim Yellow ürünleri gibi basketbolla ilgili satışların hepsi Fenerium bütçesinde gözüküyor.
Sonuçta bu satışlar Fenerbahçe’ye katkı sağlıyor ama bütçemizde gelir olarak gösteremiyoruz.
Bazı basketbol kulüpleri bunu da gelir gösterebiliyor.
Biz de bunu katsak belki bugün itibariyle kârda olacaktık.NBA’in Avrupa’nın kapısını çalması çok değerli“NBA Europe ile ilgili olarak Fenerbahçe bu sürecin başından beri en kritik noktalardan birinde.
En önemli markalardan biri olduğumuz için herkes kapımızı çalıyor.
Bu anlamda çok kişiyle görüş alışverişinde bulunuyoruz, çözüm üretmeye çalışıyoruz.
NBA’in Avrupa basketbolunun kapısını çalmasını çok değerli buluyorum.
En ideal senaryo Euroleague’in NBA’le ortaklaşa bir iş yapması olacaktır.
Herkesin ortak paydada buluştuğu, global anlamda NBA ile entegrasyonun sağlandığı, Avrupa’da oynayan yıldız sayısının arttırılmasıyla sonuçlanan ve ticari atılım yakalanan bir çözüm üretilebilir diye umuyorum.”