Haber Detayı

Eğitim Sen'den MEB Önünde "1000 Günde 1001 Masal" Eylemi... Kemal Irmak'tan Bakan Tekin'e: Size Bir Tek Sö...
Güncel haberler.com
27/02/2026 15:29 (3 saat önce)

Eğitim Sen'den MEB Önünde "1000 Günde 1001 Masal" Eylemi... Kemal Irmak'tan Bakan Tekin'e: Size Bir Tek Sö...

Eğitim Sen, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in görevdeki bininci günü nedeniyle Bakanlık önünde "1000 günde 1001 masal" başlıklı açıklama yaptı. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, "Sayın AKP iktidarı ve onun kıymetli bakanı Tekin zenginler lehine, yoksullar aleyhine yarattığınız bu düzenden kaynaklı sorunları çözmek yerine, halkın inançlarını istismar eden masallar anlatmaktan vazgeçin. Bu sorunları çözün. Çözmek için ne iradenizin ve de niyetinizin olmadığını bildiğimiz için, size bir tek sözümüz var, gidin" diye konuştu. KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz ise "Toplumsal barışın teminatı olan laiklik üzerinde toplumu ayrıştıran, kutuplaştıran Milli Eğitim Bakanlığı'nı burada alkışlarımızla, ıslıklarımızla, zılgıtlarımızla protesto ediyoruz" ifadesini kullandı.

(ANKARA) - Eğitim Sen, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in görevdeki bininci günü nedeniyle Bakanlık önünde "1000 günde 1001 masal" başlıklı açıklama yaptı.

Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, "Sayın AKP iktidarı ve onun kıymetli bakanı Tekin zenginler lehine, yoksullar aleyhine yarattığınız bu düzenden kaynaklı sorunları çözmek yerine, halkın inançlarını istismar eden masallar anlatmaktan vazgeçin.

Bu sorunları çözün.

Çözmek için ne iradenizin ve de niyetinizin olmadığını bildiğimiz için, size bir tek sözümüz var, gidin" diye konuştu.

KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz ise "Toplumsal barışın teminatı olan laiklik üzerinde toplumu ayrıştıran, kutuplaştıran Milli Eğitim Bakanlığı'nı burada alkışlarımızla, ıslıklarımızla, zılgıtlarımızla protesto ediyoruz" ifadesini kullandı.Eğitim-Sen üyeleri, Milli Eğitim Bakanlığı önünde Milli Egitim Bakanı Yusuf Tekin'in görevdeki bininci günü nedeniyle basın açıklaması yaptı. "1000 günde 1001 Masal.

Eğitimin sorunları masal değil, çözüm bekliyor.

Yusuf Tekin istifa" başlıklı açıklamayı, Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak okudu.Tekin'in görev süresince eğitim bileşenlerini yok saydığını, sendikanın uyarılarına kulak tıkadığını ve iktidarın siyasal-ideolojik ajandasını eğitimin merkezine yerleştirdiğini ifade eden Irmak, Tekin'in TBMM bütçe görüşmelerinde tarikat ve cemaatlerle yapılan protokolleri savunduğunu, bu yapıların "sivil toplum kuruluşu" olarak tanımlanmasının laik eğitim ilkesine açıkça meydan okuma anlamına geldiğini belirtti.

ÇEDES ve benzeri projeler aracılığıyla okulların, Diyanet ve çeşitli tarikat-cemaat uzantılarının faaliyet alanına dönüştürüldüğünü kaydeden Irmak, "Okullarda 'manevi danışman' sıfatıyla görevlendirilen Diyanet personeli, pedagojik formasyona sahip olmayan kişiler olup, öğrencilerin sağlıklı zihinsel gelişimini tehdit etmektedir" dedi. "Sadece son iki yıl içinde ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılan 17 MESEM öğrencisi hayatını kaybetti" Irmak, Bakan Tekin döneminde MESEM üzerinden çocukların eğitim hakkının gasbedildiğini vurgulayan Irmak, öğrencilerin devlet eliyle ucuz iş gücü haline getirildiğini ve ağır iş kazalarına maruz kaldığını aktardı. "Sadece son iki yıl içinde ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılan 17 MESEM öğrencisi hayatını kaybetti.

Onlarca öğrenci yaralanmış, birçok öğrenci tacize uğramıştır" diyen Irmak, MESEM projeleri üzerinden patronlara milyarlarca lira kaynak ayrıldığını, öğrencilerin düşük ücretlerle çalıştırıldığını ve işsizlik sigortası fonundan ödemeler yapıldığını belirtti.Yeni müfredatın, eğitim sendikaları ve bilim insanlarının görüşü alınmadan, pilot uygulama yapılmadan hayata geçirildiğini ifade eden Irmak, "sadeleşme" adı altında evrim teorisi gibi temel bilimsel gerçeklerin çıkarıldığını, yerine dini ve milli referansların konulduğunu söyledi.

Tamamen "inanç merkezli olarak" uygulanan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin nitelikli eğitim hakkına en ağır darbelerden biri olduğunu belirten Irmak, modelin eğitim emekçilerinin iş yükünü artırdığını ve Türkiye'nin çok kimlikli, çok kültürlü yapısına uygun olmadığını vurguladı. "Kız çocuklarının eğitim hakkı sadece ailelerin tercihine bırakılamaz" Irmak, Tekin'in açıklamalarına ve uygulamalarına dikkat çekerek, sadece kız çocuklarının gidebileceği okulların açılmasının, karma eğitim ilkesine yönelik ciddi bir saldırı olduğunu ifade etti.

Irmak, "Karma eğitim anayasal bir zorunluluktur ve kız çocuklarının eğitim hakkı sadece ailelerin tercihine bırakılamaz.

Bu politikalar kadını toplumsal yaşamdan izole etmek anlamına gelir" dedi. "Bakan Tekin sorunları görmezden geldi" Tekin döneminde öğretmen atamalarında liyakat yerine mülakat sisteminin getirildiğini, Öğretmenlik Mesleği Kanunu ile öğretmenler arasında hiyerarşi oluşturulduğunu ve eşit işe eşit ücret ilkesinin yok sayıldığını vurgulayan Irmak, "Atanmayan ve mülakat mağduru öğretmenler neredeyse her hafta seslerini duyurmaya çalıştı.

Bakan Tekin ise sorunları görmezden geldi, hak arayan öğretmenleri azarladı ve hasta olmakla suçladı.

Milli Eğitim Akademisi ile öğretmen yetiştirme süreci tamamen siyasi denetime hapsedilmiş ve öğretmenlerin hükümet memuru olarak yetiştirilmesi hedeflenmiştir" dedi. "Eğitim emekçileri yoksullaştı" Irmak, Tekin'in görevdeki 1000 günü boyunca eğitim emekçilerinin yoksullaştığını, öğrencilerin milyonlarca öğün ücretsiz yemeğe muhtaç bırakıldığını, okulların hijyen ve personel sorunlarıyla boğuştuğunu belirtti.

Irmak, şöyle devam etti:"Söz konusu 1000 gün içinde okullar hijyen sorunlarıyla ve personel yetersizliği ile boğuşmuştur. ve bugün okullarda yeterli personel olmamasından kaynaklı hijyen sorunu devam ediyor.

Eğitim sisteminin bir taraftan piyasalaştığı, diğer taraftan bilim dışı bir anlayış üzerinden yeniden biçimlendirilmek istendiği 1000 günün eğitim emekçileri ve milyonlarca öğrenci açısından Cumhuriyet tarihinin 'en karanlık dönemi' olarak tanımlamak mümkündür."Çocuk yoksulluğu ve dışlanma riskinin arttığı, eğitimde eşitsizliklerin derinleştiği, okul terklerinin her yıl katlanarak arttığını ifade eden Irmak, öğrenci başına harcanan kaynakların OECD ülkeleri ortalamasının üçte biri olduğu ve özel okulların sayısının artışıyla birlikte özel okullarda çalışan öğretmenlerin düşük ücretlerle çalıştırıldığını kaydetti.Irmak, açıklamasını şöyle sürdürdü:"Yusuf Tekin'in 1000 günlük görev süresince ortaya koyduğu laiklik, bilim ve kamusal eğitim düşmanı pratiği, ne eğitim emekçilerinin onurlu direnişini kırabilmiş ne de halkın laik, bilimsel ve kamusal eğitim düşlerini yok edebilmiştir.

İçinde bulunduğumuz bu karanlık dönemden çıkışın yolu, her okulda, her iş yerinde, her alanda bilimin, laikliğin ve anadilinde kamusal eğitimin sesini daha gür haykırmaktır.

Sayın AKP iktidarı ve onun kıymetli bakanı Tekin zenginler lehine, yoksullar aleyhine yarattığınız bu düzenden kaynaklı sorunları çözmek yerine, halkın inançlarını istismar eden masallar anlatmaktan vazgeçin.

Bu sorunları çözün.

Çözmek için ne iradenizin ve de niyetinizin olmadığını bildiğimiz için, size bir tek sözümüz var, gidin."Irmak, açıklamasını, "Bakan Tekin'in görevdeki 1000 gününün bilançosu ağır olsa da öğrencilerimize, velilerimize ve halkımıza olan sözümüz aydınlık bir ülke için mücadelemizdir.

Laik, demokratik ve eşit eğitim sistemi kurulana kadar mücadelemizi kesintisiz sürdüreceğiz" ifadeleriyle tamamladı.

Karagöz: "Laiklik inançlarımızın güvence altına alınması demektir" KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz ise şöyle konuştu:"Toplumsal barışın teminatı olan laiklik üzerinde, ramazan ayının başlangıcından itibaren Milli Eğitim Bakanı'nın toplumu ayrıştırma ve kutuplaştırma yarışı içerisine girdiğini öncelikle burada belirtmek istiyoruz.

Anayasa'nın 2. maddesinde Cumhuriyet'in nitelikleri laik, sosyal, hukuk devleti olarak tanımlanır.

Toplumsal barışın teminatı olan laiklik üzerinde toplumu ayrıştıran, kutuplaştıran Milli Eğitim Bakanlığı'nı burada alkışlarımızla, ıslıklarımızla, zılgıtlarımızla protesto ediyoruz.

Laiklik hakların eşitliği demektir.

Laiklik barış, adalet demektir.

Laiklik inançlarımızın güvence altına alınması demektir.

Tüm bunlar ortadayken Anayasa'yla güvence altına bulunan laikliği savunan 168 kişiyi günlerdir toplumsal lince bırakanları bir kez daha burada alkışlarımızla, ıslıklarımızla, zılgıtlarımızla protesto ediyoruz.

Aynı zamanda laiklik barış demektir.

Halkların kardeşliği demektir.

Dolayısıyla halkların bir arada birlikte yaşamasının çimentosu, harcı olan laiklikle ilgili Sayın Bakan'ın ve iktidarın aparatın konumunda olan basının toplum üzerinde hem eğitim sektörü hem laiklik bildirisine imza atanları toplumsal lince maruz bırakması işin açıkçası bizi çok şaşırtmamıştır."

İlgili Sitenin Haberleri