Haber Detayı

Pakistan-Afganistan savaşının kazananı kim olur? Hasan Bardakçı’dan çarpıcı analiz
Ekonomi tgrthaber.com
27/02/2026 17:04 (1 saat önce)

Pakistan-Afganistan savaşının kazananı kim olur? Hasan Bardakçı’dan çarpıcı analiz

Pakistan- Afganistan gerginliğinin onlarca yıllık mazisi var. Gerilimin temel nedenleri arasında sınır, güvenlik ve etnik meselelerin iç içe geçmiş olması sayılıyor. Harran Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü Anabilimdalı Başkanı Doç. Dr. Hasan Bardakçı, Tgrthaber.com Ekonomi Editörü Bengü Sarıkuş'un sorularını cevaplayarak bu tarihi dosyayı ekonomi çerçevesinden bakarak ele aldı.

Bugün yani 27 Şubat 2026, Pakistan'ın "sabrımız tükendi" diyerek Afganistan'a karşı "açık savaş" ilan etti.

Bir tarafta zaten ekonomik kriz, yüksek enflasyonla boğuşan Pakistan diğer tarafta ise Taliban'la dış yardımlardan mahrum, izole ve kısıtlı Afganistan ekonomisi var.

Peki bu savaşın kazananı kim olur?

Jeopolitik gerilim rüzgarı Türkiye ekonomisini nasıl etkiler?

Harran Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü Anabilimdalı Başkanı Doç.

Dr.

Hasan Bardakçı,, Tgrthaber.com Ekonomi Editörü Bengü Sarıkuş'a anlattı...

Pakistan neden “açık savaş” söylemine başvurdu?

Pakistan ile Afganistan arasındaki gerilimin temelinde uzun yıllara dayanan sınır güvenliği, terör örgütleri ve egemenlik tartışmaları yer almaktadır.

Özellikle Pakistan’ın, Afganistan topraklarında konuşlu olan ve Pakistan içinde saldırılar düzenlediğini iddia ettiği Pakistan Talibanı (TTP) unsurlarını gerekçe göstererek zaman zaman sınır ötesi operasyon tehdidinde bulunduğu bilinmektedir. “Sabır tükendi” söylemi genellikle şu üç dinamiğin birleştiği dönemlerde ortaya çıkar: Sınır hattında artan güvenlik ihlalleri, İç kamuoyunda güvenlik baskısının yükselmesi, Merkezi yönetimin caydırıcılık göstermek istemesi.

Pakistan açısından mesele yalnızca askeri değil; aynı zamanda devlet otoritesi, iç istikrar ve ulusal güvenlik meselesidir.

Afganistan’daki yönetim yapısının uluslararası sistemle sınırlı entegrasyonu da diplomatik çözüm kanallarını daraltmaktadır.

Pakistan ile Afganistan’ı ekonomik kapasite açısından karşılaştırdığınızda temel fark nedir?

İki ülke arasında ciddi yapısal farklar bulunmaktadır: PAKİSTAN: Yaklaşık 240 milyonluk nüfus Daha çeşitlenmiş ekonomi (tekstil, tarım, hizmetler, sınırlı sanayi üretimi) Deniz erişimi (Karaçi Limanı) Uluslararası finans sistemine entegrasyon (IMF programları vb.) AFGANİSTAN: Yaklaşık 40 milyonluk nüfus Deniz erişimi yok (kara ile çevrili) Ekonomisi büyük ölçüde tarım ve dış yardımlara dayalı Bankacılık sistemi ve dış finans erişimi oldukça sınırlı Temel fark şudur: Pakistan sorunlu ama işleyen bir makroekonomik yapıya sahipken, Afganistan’da ekonomi büyük ölçüde gayriresmî ve kırılgan bir yapıdadır.

Hangi ülke ekonomik olarak daha güçlü?

Net biçimde Pakistan ekonomik olarak daha güçlüdür.

Nominal GSYH, üretim kapasitesi, dış ticaret hacmi, finansal sistem ve askeri bütçe açısından Pakistan açık ara öndedir.

Afganistan ise ekonomik olarak dışa bağımlı, yaptırımlar ve tanınma sorunları nedeniyle finansal hareket alanı dar bir ülkedir.

Gerilimin boyutu ve süresi hakkında öngörünüz nedir?

Bölgesel bir ekonomik ve askeri savaşa dönüşme riski var mı?

Bu tür gerilimlerde üç senaryo mümkündür: 1.

Sınırlı sınır çatışmaları ve hava operasyonları (en olası senaryo) 2.

Kısa süreli yoğun askeri misilleme dönemi 3.

Bölgesel savaşa evrilme (daha düşük olasılık) Tam ölçekli bir savaşın maliyeti hem Pakistan hem de Afganistan için çok yüksektir.

Pakistan ekonomik krizden yeni çıkmaya çalışırken uzun süreli bir savaş lüksüne sahip değildir.

Afganistan ise zaten kırılgan bir yapıdadır.

Ancak risk şurada: Bu gerilim, Orta Asya ve Güney Asya hattında Çin, İran ve hatta dolaylı biçimde Hindistan’ın dahil olabileceği jeoekonomik bir rekabet alanına dönüşebilir.

Özellikle Çin’in Kuşak-Yol projeleri açısından Pakistan’daki istikrar kritik önemdedir.

Bu gerilimin Türkiye'ye etkileri neler olabilir?

Türkiye açısından etkiler üç başlıkta incelenebilir: Güvenlik Boyutu: Radikalleşme ve düzensiz göç riskleri artabilir.

Ekonomik Boyut: Bölgesel ticaret hatlarında risk primi yükselirse enerji ve lojistik maliyetleri artabilir.

Diplomatik Boyut: Türkiye her iki ülke ile de ilişkisi olan bir aktördür.

Arabuluculuk veya diplomatik denge rolü gündeme gelebilir.

Afganistan’ın yer altı kaynakları dengeyi sarsabilir mi?

Afganistan’ın ciddi maden potansiyeli olduğu bilinmektedir: lityum, bakır, nadir toprak elementleri vb.

Ancak şunu net söylemek gerekir: Yer altı kaynağı tek başına zenginlik üretmez.

Zenginlik için gerekli unsurlar: Hukuki güvence, Altyapı, Yabancı yatırım, Finansal sistem, Siyasal istikrar, Bu unsurlar olmadan yer altı kaynakları “potansiyel” olarak kalır.

Hatta iyi yönetilmezse “kaynak laneti”ne dönüşebilir.

Dolayısıyla Afganistan’ın yer altı zenginliği jeopolitik değer taşır, ancak kısa ve orta vadede ekonomik refaha dönüşmesi zor görünmektedir.

Kısacası bu kriz, klasik bir sınır çatışmasından öte, devlet kapasitesi, güvenlik boşluğu ve bölgesel güç mücadelesinin yansımasıdır.

Büyük ölçekli bir savaş olasılığı düşük olmakla birlikte, düşük yoğunluklu çatışmaların süreklilik kazanması ihtimali daha gerçekçidir.

Ekonomik olarak Pakistan üstün konumdadır; ancak her iki ülke de uzun süreli bir savaşı finanse edebilecek güçte değildir.

Bu nedenle gerilimin kontrollü biçimde sürmesi ve zaman zaman tırmanması daha olasıdır.

İlgili Sitenin Haberleri