Haber Detayı

Odatv – İletişim polemiği... Kim gerçeği yazıyor?
Güncel odatv.com
27/02/2026 17:17 (3 saat önce)

Odatv – İletişim polemiği... Kim gerçeği yazıyor?

CHP Lideri Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun başucu kitabı olarak Tanıl Bora’nın Cereyanlar çalışmasını önermesinin ardından Odatv tartışmanın fitilini ateşledi. Bunun üzerine İletişim Yayınevi siyasi eleştirileri "karalama ve iftira' olarak niteleyen bir açıklama yaptı. Peki gerçek ne? İnceleyelim.

CHP Lideri Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun başucu kitabı olarak Tanıl Bora’nın Cereyanlar eserini önermesinin ardından Odatv tartışmanın fitilini ateşledi.

Soner Yalçın “Aynı kitap, aynı zaman...

Tesadüf mü: Başucundaki 'cereyan'” başlıklı yazısında açıklamanın, “Kılıçdaroğlu döneminde belirginleşen ve partinin ideolojik eksenini dönüştüren ‘liberal’ açılım sürekliliği devam mı ettiriliyor” diye sormuş ve “CHP’nin kurucu iddiası, tarihsel hafızası ve siyasal geleneği elli yıldır sürekli tekrarlanan bu tür ezberci referanslarla hep yeniden inşa edilmek isteniyor” ifadelerini kullanmıştı. ‘Cereyanlar’ tartışması bu yazıdan sonra hızla büyüdü.

Sosyal medyada yoğun bir tartışma başladı.

Bunun üzerine İletişim Yayınları bir açıklama yaparak Tanıl Bora’nın kaleme aldığı kitaba yönelik siyasi eleştirileri “iftira, karalama, asılsız ithamlar, kara propaganda” kelimeleriyle niteledi.

İLETİŞİM YAYINEVİ: İFTİRA Açıklamanın tam metni şöyle: “Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun çeşitli vesilelerle verdikleri demeçlerde, yayınevimiz tarafından yayımlanan ve Tanıl Bora’nın kaleme aldığı Cereyanlar adlı eseri “başucu kitabı” olarak nitelendirmelerinin ardından yaşanan tartışmaların bir iftira ve karalama kampanyasına dönüştüğünü görüyoruz.

Kitabı etraflı biçimde okumadıkları anlaşılan ve kitapta yer alan cümleleri tahrif ederek ya da yer almayan cümleleri varmış gibi göstererek ısrarla paylaşanların niyetlerini kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.Kendi siyasal hesaplarını yayınevimiz üzerinden görmeye kalkışan ve sosyal medyayı iftira, kara propaganda aracı hâline dönüştüren bu seviyesiz kişiler tarafından yayınevimize, yazarımıza ve kitabımıza yöneltilen asılsız ithamları şiddetle reddediyoruz, bu değersiz ifadelere çeşitli mecralarında yer veren kurumları da kınıyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”CEREYAN'IN ANA FİKRİ İletişim Yayınevi’nin, kınama açıklamasını sosyal medya eleştirilerini esas alarak yaptığı anlaşılıyor.

Sosyal medyada yapılan yüzeysel polemiklerden ziyade ‘Cereyanlar’ın hangi ‘cereyanda’ yazıldığına, ana fikrine ve yönelimine ilişkin derinlikli tartışmaların yapılması gerekiyor.

Odatv, haber ve analizlerinde buna kapı açacak sorular ortaya atmıştı.

Peki İletişim Yayınevi’nin açıklaması böyle bir davet içeriyor mu? “Değersiz ifadeler, iftiracısınız, seviyesizsiniz, kınıyoruz” yaklaşımı neo-liberal yazarlarda sıklıkla göze çarpan entelektüel kibirin ötesinde ‘ana fikri’ gözlerden kaçırma amacı da taşıyor.

Bu sebepten dolayı Cereyanlar’da yer alan ifadeleri aktaralım."MUSTAFA KEMAL İKONU" Kitabın Kemalizm bölümü ‘Mustafa Kemal ikonu’ başlığıyla inceleniyor.

Bilindiği gibi, Ortodoks Hıristiyanlarda, Hazreti İsa, Meryem Ana ya da Hıristiyan ermişlerinin, geleneksel olarak tahta üzerine yapılmış, kutsal kabul edilen resimlerine ya da küçük heykellerine ikon deniliyor.

Bora’ya göre Türkiye’de "Atatürkçü görünme zorunluluğu" var.

Bora, cumhuriyet tarihine baktığı zaman adım adım örselenen, kazanımları erozyona uğrayan bir devrim değil, totaliter/faşizan bir dayatma görüyor. (s. 119) Bu eksenden hareket edince de Cumhuriyet Devrimi'nin heyecanını ifrada vararak yansıtan hatta İslami kutsiyet alametlerini kullanan kişilerin yazılarını bir kanıt olarak öne sürüyor. (s. 121) "KEMALİZM: ELİTİST, VESAYETÇİ, KİBİRLİ SEÇKİNCİ" Bir adım sonrası ise çok geçmeden geliyor. "Seküler kutsallık” narsistlik benzetmesiyle tanımlanıyor. (S.122) Zaten Mustafa Kemal “Sosyal Darwinist eğilimlerin tesirindedir.” (s. 126) Birkaç sayfa sonra tanım netleşir: Mustafa Kemal, “elitist ve vesayetçi bir politik anlayışa sahiptir.” (s.128/139) Kemalizm de “kibirli seçkinci”dir, (s. 134) hatta bir "heyuladır." (s. 120) “Kibirli seçkincilerin” halkçı olması mümkün mü?

Bora, “tek parti rejimini faşizme ‘evriltme’ eğiliminin baş temsilcisi olarak nitelediği Recep Peker gibi kişilerin “Kemalist elitin kitle korkusunu” yansıttığını düşünüyor. (s. 141) Kemalist ‘elitler’ Bora’ya göre halkçı olamadılar ama “Kemalizmin, kapitalistleşme ve modernleşmedeki gecikmeyi telafi etme acelesinde ve bu süreçlerin yol açacağı tahribattan sakınma kaygılarında faşizm ve nasyonal sosyalizmle bir akrabalığı yok değildi.” (s.143) Bora, “Her karikatür abartır, çarpıtır.

Kemalizmi karikatürize etmekten kaçındığımızda çizeceğimiz resim, yine seçkinci ve vesayetçi bir zihniyetin resmidir.” (s. 135) diyor.

Zaten “Kemalist halkçılık, halklı değildir.” (s. 144) KEMALİZMİN ANTİ EMPERYALİZMİ VARSAYIMMIŞ Kemalizm’in anti-emperyalizmi de “yabancı düşmanlığının doğallaşması” olarak izah edilebilir. (S.164) Hatta abartmayalım bunlar "dış etkidir, manipülasyon"dur. (s. 162) "Kemalizm’in anti-emperyalist olduğu 'sayıltısı', Kemalizme sol-sosyalizan bir anlam yüklemenin temel dayanaklarından olmuştur." (s. 164) Sayıltı kelimesi dikkatinizi çekti mi?

Kelime Türk Dil Kurumu’na göre “Bir araştırmada, mevcut araştırma sürecini ve sonucunu önemli ölçüde etkileyeceği düşünülen, araştırıcının gerekçeli kabulü.” Türkçede bu kelime daha çok ‘varsayım’ olarak kullanılıyor.

Böylece Kemalizm’in anti emperyalizmi ‘sayıltı’ olarak da etiketlenmiş oldu.

MUSTAFA KEMAL'İN SİYASİ İDEOLOJİK ANLAMI Bora, “Mustafa Kemal’in siyasi ideolojik anlamı için” iki temel kaynağın olduğunu yazıyor.

Birincisi Nutuk, ikincisi ise ‘Söylev ve Demeçler’dir.

Bora’ya göre Nutuk zaten bir siyasi hesaplaşma metni, Söylev ve Demeçler’de de Bora’nın kendi ifadesine göre “peygamber hadislerindeki sahihlik meselesindeki gibi gerçek olup olmadığı tartışılan sözler bulunur.” (s.124) Bora, görüldüğü gibi Mustafa Kemal’in siyasi ideolojik anlamını görebileceğimiz metinleri önce olabildiğince daraltıyor sonra da ‘zaten bu metinler de tartışmalıdır’ sonucuna ulaşıyor. (s.124) KEMALİZM BÖLÜMÜNÜN KAYNAKÇASINDA ATABE YOK Kemalizm bölümünün kaynakçasında, ülkemizin kıdemli tarih profesörlerinin öncülüğünde 30 yıllık titiz bir çalışmanın ürünü olan, yüzlerce tahrif edilmiş belgeyi düzelten ve bu satırların yazarı da dahil olmak üzere bini aşkın kişinin yoğun emeğini taşıyan otuz ciltlik Atatürk’ün Bütün Eserleri’nin yer almaması tam burada not edilmesi gereken bir veri. (Cereyanlar, 9.

Baskı, 2023) Tanıl Bora demokrasinin, dünyanın hiçbir yerine demokratik bir şekilde gelmediği gerçeğinin üzerinden atlayarak Kemalizm’i yargılıyor.

Demokratik devrimler, kralların / padişahların ‘Tanrı’dan aldıkları’ yönetme yetkisinin zorla, devrimle ele geçirilmesidir.

Fransız Devrimi bu açıdan öncü bir devrim olarak Mustafa Kemal Atatürk ve kuşağını derinden etkilemiştir.

Bora bu etkiyi otoriterliğin kaynağı olarak gösteriyor.

JAKOBENLERİ YARGILAMA EZBERİ Bora’ya göre “M.

Kemal'in özellikle Nutuk'unda, Jakoben ve Aydınlanmış/Aydınlanmacı despotizm anlayışının tipik ifadeleri kol gezer.

Kemalizm esasen, 'temiz' ama saf, cahil kalmış, aldatılmaya açık milleti eğitme-yetiştirme projesi, tekrarlarsak, halkı millete dönüştürme davası olarak görünür.” (s.128) Kemalizm, Bora’ya göre “zamanın ruhunu topyeküncü-tekçi heyecanların belirlediği bir devrin çağdaşı” idi. (s.129/139)ATATÜRK'Ü MUHAFAZAKAR YAPTILAR Büyük yokluklar içinde verilen Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet atılımıyla mazlum uluslara ilham kaynağı olan, Türk milletinin bağımsız ve özgür yaşamasını sağlayan, köylüyü milletin efendisi yapma heyecanıyla üretimin önündeki engelleri kaldıran, kamucu kalkınma planlarıyla dört bir yanda sanayi kuruluşları inşa eden ve eğitimi milletin ayağına kadar götürerek enstitüler aracılığıyla yoksul çocuklardan dünya edebiyatçıları çıkan bir devrim Bora’ya göre muhafazakarlık olarak tanımlanabilir.

Bora “Kemalizmin politik felsefesi, muhafazakar cumhuriyetçiliktir.” diyor. (s. 136) TANIL BORA'DA TAM BAĞIMSIZLIK YOK Bora’nın eseri tam bağımsızlık mücadelesinin belirleyici/stratejik önemini gözlerden kaçırıyor ve sivil toplumcu ulus-devlet karşıtlığının gerekçelerini sıralıyor.

Osmanlı imparatorluğu çözüldükten sonra yeni cumhuriyetin milletleşme/birleşme çalışmalarını despotluk olarak niteliyor.

Demokratik devrimci atılımı otoriterlik parantezine sıkıştırıyor.

Batı tezlerinden hareketle kaba milliyetçilik karşıtlığı yapıyor.

Türk milliyetçiliğinin halkçı/devrimci karakterine şaşı bakıyor.

Anti emperyalizme yabancı düşmanlığı yaftası yapıştırıyor.

Açık ABD/İsrail saldırganlığına rağmen 'Sevr sendromu' içinde bulunulduğunu iddia ediyor.

Liberal muhafazakarlarla birlikte Cumhuriyet Devrimi'ni 'elitist, kibirli seçkinci ve vesayetçi' olarak niteliyor.

Bunu yaparken de 'cımbızlama' yöntemiyle kavramları bağlamından koparıyor.

Sürekli karalıyor, yeriyor, eleştiriyor.KEMALİZMLE SAVAŞTI KENDİNİ FETÖ'NÜN YANINDA BULDU İletişim Yayınları’nın açıklamasına dönersek; “Değersiz ifadeler, iftiracısınız, seviyesizsiniz” nitelemesi ve buna verilecek aynı üslupta bir yanıtla bir yere varılması mümkün değil.

Fakat yukarıda sayfa sayfa yazarak varlığını gösterdiğimiz olguları ele alarak gerçeklere ulaşabiliriz.

Tanıl Bora dün Atatürk Devrimi'ne tepeden bakmanın/yermenin doğal bir sonucu olarak Fetullah Gülen'in peşine takıldı ve Cumhuriyet tarihinin en büyük tertiplerinden Ergenekon'a imzasıyla destek verdi.

Bugün de batıcı/liberal otoriterlik/despotluk tezleriyle yanlış bir ‘cereyan’da kalmasın diye yazılan yazılara haksızca ‘seviyesizlik’ etiketi yapıştırılıyor.

Konu seviyeden açılacaksa FETÖ destekçiliğinden daha zavallı bir duruma düşmek mümkün mü onu konuşmak zorunda kalırız…Mustafa İlker YücelOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri