Haber Detayı
Komisyon raporu ve PKK/KCK’nin yıkıcı yanıtı
Murat İnce yazdı.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun Rapor Taslağı yayınlamasının ertesinde her kesimden açıklamalar gelmeye devam ediyor.
PKK dışında ki Kürtçüler hep bir ağızdan Abdullah Öcalan'ı hedef tahtasına oturtarak Raporun Kürt sorununu yok saydığını gerekçelerinin başına oturttular.
PKK’den ayrılan kadrolarda boş durmuyor eski defterleri karıştırarak Apo karşıtlığını kışkırtıyorlar.
Abdullah Öcalan ile PKK/KCK’nin karşı karşıya gelmesi için çabalıyorlar.
Abdullah Öcalan ile PKK ve kolları arasındaki ilişkiler Rapor sonrası daha da tartışmalı hal alacaktır.
Şu an PKK’de en zor durumda olan Abdullah Öcalan’dır!
Önümüzdeki dönem Apo’ya yönelik dolaylı ya da dolaysız eleştirilerin artacağını söyleyebiliriz.
Apo’nun geri adım atıp atmayacağını da önümüzdeki günlerde daha net göreceğiz.
PKK’de önderlik sorunu rekabetlerle devam ediyor.
Apo’nun yerini dolduracak lider yok.
O nedenle örgütün Apo’yu tümden yok sayacak bir tavra girmesi zor.
Rapor; PKK içindeki çelişmeleri derinleştirmek, saflaşmaları hızlandırmak yerine, sürecin tıkanmasını isteyenlerin ekmeğine yağ sürmüştür.
Silah bırakanları cesaretlendirmek yerine silahlı mücadelenin devamından yana olanların elini güçlendirmiş, süreçten yana olanların ön almasını frenlemiştir.
Silah bırakmada tereddüdü olanları karşı safa itmiştir.
Rapor, sürecin daha da yavaşlamasına yarıyor ve meselenin çözümünü geciktiren rol oynuyor.
PKK son bir yıldır düzenli olarak “medya savunma alanları” dediği Irak’ın kuzeyinde Türkiye sınırına paralel bölgedeki silahlı güçlerini daha güvenlikli yerlere taşıyor.
Kadrolarının bir bölümünü Avrupa'ya gönderdi ve göndermeye devam ediyor.
Tüm bunları “her ihtimale karşı geleceğe hazırlıklı olmak ve tedbir amaçlı” yaptıklarını söylüyorlar.
RAPOR ÜZERİNE KCK’NİN AÇIKLAMASI PKK fesih sonrası KCK olarak yaptığı açıklamalarda çizgisini aynen devam ettirdiğini gösteriyor.
Türkiye'ye, Türk devletine, TSK’ne karşı kullandığı dilinde anlamlı bir değişikliğin olmaması örgütte süreci istemeyenlerin ağırlıkta olduğunu işaret ediyor.
Rapor üzerine KCK’nin yaptığı açıklamanın tümü 22 Şubat tarihinde PKK’nin sesi Yeni Yaşam Gazetesinde yayınlandı.
Aşağıda bu açıklamanın neyi içerdiğine kısaca değineceğiz.
Rapor ile ilgili piyasada pek çok rivayet dolanmaktadır.
Bir habere göre “PKK’nin bazı kaynaklarından aldığımız bilgilere göre rapor önceden Öcalan’a da gitti.
Ve Öcalan raporun onaylanmasını istedi…” yönünde.
Bunun ne ölçüde doğru olup olmadığını belki ileri de öğrenebileceğiz!
Ayrıca “Meclisin raporu aslında Öcalan’ın raporudur.
Birebir uyuşmaktadır” diyenlerde var.
KCK (PKK’nin kendisi) önderliği Raporu nesnellikten uzak ezberlerle açıklama yolunu seçmiş.
Sorunun çözümüne yönelik öneriler yerine tersini savunuyor ve yeniliğe açık olmadığını gösteriyor. “Raporda Kürt sorununun adı konulmuyor.
Bir sorunun adı konulmadan çözülmesi mümkün değildir” sözleri çözüm açısından bir şey ifade etmiyor.
Apo 27 Şubat Çağrısında böylesi bir cümle kurmaktan bilerek kaçındı! “Kürt meselesinde” Türkiye’de geçmişle karşılaştırılamayacak değişikliklerin olduğunu maalesef örgüt görmek istemiyor.
Sürekli yurdumuzun son yüzyılını suçlayan KCK bu gidişatla çok daha büyük sorunlarla karşılaşacaktır.
Gelinen aşamadaki çizgisini devam ettirdiği müddetçe olumlu yönde yol kat edilmesi zor olacak.
KCK’nın açıklamasında, “Hareketimizin terörizmle damgalanmasını kabul etmiyoruz” demesi ve ardından, “Devletin askeri, polisi ya da bağlı milis güçleri tarafından işlenen on binlerce cinayet vardır.
Kuşkusuz onlarca yıldır savaş yürütüldüğünden savaşan taraflardan binlerce kayıp olmuştur” diyerek ve açıklamada TSK’ya terörist diyen zihniyetten olumlu adım atması beklenemez.
TSK ülkemizin birlik ve bütünlüğünü korumakla mükelleftir ve bu görevi ifa etmektedir ve de ulus/devlet açısından bundan daha doğal bir şey olamaz.
Son zamanlarda PKK’lilerin ağızlarından bir türlü düşüremedikleri, “Bizler herhangi birey değiliz.
Silah kuşanmış gerillalar da eve dönmeyi düşünen bireyler değildir.
Silahları bırakın eve dönün, demek onur kırıcı bir yaklaşımdır.
Silahlar bırakılacak ama ondan sonra ne olacaktır?” cümlesini kuranların silahlarını bırakacaklarına inanmak mümkün müdür?
Eğer PKK’nin hala devam eden silahlı kanadı HPG silahlarını ve güçlerini muhafaza etmeye devam edecekse örgütün kendini feshetmesinin ne anlamı kalır?
Ayrıca PKK kendini Kongre kararıyla feshettiğine ve silahları bıraktığına göre HPG niye varlığını devam ettiriyor?
Sembolik silah bırakma merasimi ile kimi kandıracaksınız?
Açıklamada geçen şu cümleye kim inanır: “Bizler partiyi feshettik, silahlı mücadeleyi bıraktık, bunun gereklerini yerine getirdik.
Şimdi de devletin bu süreci ilerletecek siyasi ve hukuki gereklilikleri yerine getirmesi gerekmektedir” Peki, silahlı mücadeleyi bıraktık (silahları bıraktık denmiyor!) ama silahlı güçlerimiz HPG olarak devam edecek demek sürece uyulmadığını göstermiyor mu?
SONUÇ YERİNE PKK hala tüm yapılanmalarıyla yerli yerinde duruyor.
Abdullah Öcalan’ın son açıklamaları da dikkate alınacak olursa, örgütün kendini korumaya alarak muhafaza etmeye devam edecek.
PKK medyası örgüte ve destekçilerine moral kazandırmak için her yolu deniyor ve eski alışkanlıklarını fire vermeden koruyor.
Toplamda doksan bölümden oluşan “Kürt Dirilişi” dizisinin yayınlanan 29 bölümünü izledik.
Şimdi de belli bir aradan sonra her hafta Cuma günü diğer kalan bölümler yayınlanacak.
Dizi antik çağdan başlayarak PKK’nin tarihini abartılarla dolu anlatıyor.
Türkiye'nin sürekli düşman olarak nitelendirildiği dizi Kürtlerle Türkleri karşı karşıya getirmek için de kurgulanmış.
Benzer zihniyet gün 24 saat işleniyor.
Avrupa’da Yeni Özgür Politika, Medya Haber, Roj TV gibi yayınlar ve ülkemizde Yeni Yaşam Gazetesi, JİN Dergisi vb. yayınlar ara vermeksizin Türk/Kürt birlikteliğini dinamitleyen yayınlar yapıyor.
PKK/KCK önderliği örgütün içine ve kollarına mücadelenin aynen devam edeceğini söylemesi ve dışarıya “barışçıl” mesajlar vermesi hiç kimseyi aldatamaz!
Gerek yurt dışındaki örgütlerini ve gerekse ülke içindeki DEM Parti başta olmak üzere destekçilerini harekete geçirerek kırılmalar yaratmaya dönük taktikleri zarardan başka bir şey vermez.
PKK’nin Türkiye içinde açığa çıkmayan kadroları ve illegal örgütlenme yapısı gözlerden ırak tutulmamalıdır.
Bunlar legal alana da serpiştirilmiştir.
PKK fesh edildiğine göre böylesi yapılanmaların sonlandırılması gerekiyor