Haber Detayı

‘Bir çocuğun doğduğu yer hayallerinin sınırı olmamalı’
Kelebek hurriyet.com.tr
28/02/2026 07:00 (3 saat önce)

‘Bir çocuğun doğduğu yer hayallerinin sınırı olmamalı’

Dokuz yıl önce aynı masada buluştular, bugün Türkiye’nin dört bir yanında çocukların hayallerini gerçekleştiriyorlar. “Dünyayı güzellik kurtaracak” diyen yedi kadının hikâyesi, ramazan kolilerinden öğrenci burslarına, ihtiyaç sahibi ailelerden afet bölgelerine uzanan iyilik dolu bir yol.

Ortak noktaları belliydi; iyiliğin, güzelliğin çoğalması gerektiğine inanıyorlardı.

Bu inanç yedi genç kadını 2017 yılında aynı masa etrafında buluşturdu ve adını buradan alan bir girişim doğdu: Dünyayı Güzellik Kurtaracak Derneği.

Bugün o masada sosyolog Beste Sevde Öztürk Şar (36), insan kaynakları personeli Şule Güloğulları Demir (36), muhasebe sorumlusu Buket Avcı (38), e-ihracat sorumlusu Gülşah Yavuz (31), dış ticaret sorumlusu Büşra Yartaşı (31), e-ticaret sorumlusu Tuğba Bal Yılmaz (33) ve seyahat acentesi satış ve operasyon müdürü Gizem Haytabay (31) var.

Birbirlerinden farklılar: “Kimimiz seküler, kimimiz muhafazakâr; kimimiz Batılı, kimimiz Doğulu...

Ama kalbimiz aynı yere bakıyor.”Derneğin kalbi aslında köy okullarında atıyor.

Çünkü onlara göre bir çocuğun dünyası sabah kapısından girdiği sınıfta başlıyor.

Bugüne kadar Türkiye’nin dört bir yanında 200’den fazla okula ulaştılar.

İzmir’den Muş’a, Hatay’dan Ağrı’ya...

Kütüphane kurdular, sınıfları boyadılar, raflar yaptılar, oyun alanları tasarladılar.

Okula gitmeden önce öğretmenden aldıkları bilgilerle haftalarca süren titiz bir hazırlık süreçleri var. “Biz sadece kitap götürmüyoruz” diyor Gülşah Yavuz: “Gittiğimiz köylerde çoğunun kendine ait odası dahi yok, onların ‘burası benim’ diyebileceği, ait hissedeceği alanlar kuruyoruz.”Bir hayli emek verilen yenileme sonrası sınıfın kapısı aralandığında yaşananları Büşra Yartaşı şöyle anlatıyor: “Yüzlerinde önce şaşkınlık oluyor, hemen koşmuyorlar.

Kitaplara dokunup gerçek mi diye kontrol ediyorlar.

Sonra okul bir anda bayram yerine dönüyor.

Ve bize sarılıyorlar.

İşte o sarılma her şeye bedel.”Derneğin en özel projelerinden biriyse çocukların hayallerini gerçekleştirmek.

Öğretmenler çocuklara bir şey anlatmadan sadece “Hayalinizi çizin” diyor.

Çocuklar bunun sıradan bir etkinlik olduğunu sanıyor.

Kimi bisiklet çiziyor, kimi mont...

Dernek çizimleri inceliyor, mümkün olduğunca çizimdeki objelerin aynısını buluyor.

İhtiyacı olana yardım eliBir bisiklet anahtarı küçük bir avuca bırakıldığında, yıllardır montu olmayan bir çocuğa kendi çizdiği mont giydirildiğinde yaşananları Buket Avcı şöyle anlatıyor: “Aslında onlara hediye vermiş olmuyoruz. ‘Senin hayalin çok değerli’ diyoruz.

En çok da şu cümleyi duyuyoruz: ‘Gerçekten benim çizdiğimin aynısı.’ Ve o an anlıyoruz ki bir çocuğun hayal kurmaya devam etme cesaretini büyütüyoruz.”Dernek sadece okullara ve çocuklara yardım eli uzatmıyor.

Ramazan ayı geldiğinde İstanbul, Bursa ve İzmir’de sahaya inip erzak kolilerini, fitre ve zekât desteklerini götürüyorlar.

Afet bölgelerine gidip ihtiyacı olan ailelere yardım ediyorlar.

Arkalarında bir gönül ağı olduğunu anlatıyorlar: “Türkiye’nin neredeyse her yerindeki bağışçılarımız sayesinde ihtiyaç sahiplerine ulaşıyoruz. ‘Ne kadar gönderelim’ diye sorulduğunda şunu söylüyoruz: ‘1 lira da olsa, 1.000 lira da olsa fark etmez.’ Bizim için destek sadece maddi değil.

Bizimle sahaya gelmeleri ve bizi sosyal medyada paylaşmaları bile kıymetli.”Derneğin hedefi bir araçla Türkiye’nin tüm köylerine sanat götürmek. “Çocukların sadece karnını değil, ruhunu da doyurmak istiyoruz” diyor Gizem Haytabay.

Yedi kadın bir çocuğun dünyası değiştiğinde, bunun yarına yayılan bir dalga olduğuna inanıyor.

Belki birbirlerinden farklılar ama şu fikirde buluşuyorlar: “Bir çocuğun doğduğu yer, hayallerinin sınırı olmamalı.”‘Biz sadece köprüyüz’Yedi kadının girdiği bu yolda bugüne kadar yaşadıkları onlara çok büyük bir manevi güç katmış.

Her birinin bambaşka anıları var.

Kadın kapalı cezaevinde anneleriyle kalan çocuklar için yaptıkları kütüphane ve oyun alanı Beste Sevde Öztürk Şar’ın hafızasında derin bir iz bırakmış.

Bir çocuğun annesine “Koğuşa gitmesek, burada kalsak olur mu” demesini ömrü boyunca unutmayacağını söylüyor.

Şule Güloğulları Demir’se ihtiyaçla imkânın kesiştiği anlara inanıyor: “Van’daki bir öğretmen 10 çanta istedi.

Evde bekleyen koliden tam 10 çanta çıktı.

O an anladım, biz sadece köprüyüz.”30’lu yaşlarının başlarında olan bu yedi kadın bugün 100’den fazla üniversite öğrencisine burs veriyor, annelere istihdam sağlamaya çalışıyor.

Çünkü Tuğba Bal Yılmaz’ın dediği gibi “Bir kadını ayağa kaldırmak, bir aileyi ayağa kaldırmak demek”.

İlgili Sitenin Haberleri