Haber Detayı

MEB’in ‘Maarif’in Kalbinde Ramazan’ genelgesi sonrası okullardan 'ramazan' manzarası: O görüntüler gündem oldu!
Türkiye cumhuriyet.com.tr
28/02/2026 04:00 (11 saat önce)

MEB’in ‘Maarif’in Kalbinde Ramazan’ genelgesi sonrası okullardan 'ramazan' manzarası: O görüntüler gündem oldu!

MEB’in “Maarif’in Kalbinde Ramazan” genelgesi sonrası okullarda düzenlenen etkinlikler tartışma yarattı. İstanbul Anadolu Yakası’ndaki bazı devlet okullarında “Ramazan sokağı” süslemeleri, davul ve mani canlandırmaları ile “Oruç tut sıhhat bul” yazıları dikkat çekti. Eğitim sendikaları ve uzmanlar uygulamaların pedagojik ve anayasal boyutuna işaret etti.

Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) “Maarif’in Kalbinde Ramazan” temalı genelgesinin ardından İstanbul Anadolu Yakası’ndaki bazı devlet okullarında düzenlenen etkinlikler kamuoyunda tartışma yarattı.

Sınıf ve koridorların Ramazan temasıyla düzenlendiği, öğrencilerin “ramazan davulcusu” kılığında maniler söylediği ve bazı okullarda “Oruç tut sıhhat bul” yazılarının asıldığı görüldü.

Paylaşılan görüntüler, uygulamaların devlet okullarındaki sınırlarına ilişkin yeni bir tartışma başlattı.

OKULLARDA “RAMAZAN SOKAĞI” UYGULAMASI Genelge kapsamında gerçekleştirildiği belirtilen etkinliklerde koridorların “Ramazan sokağı” konseptiyle süslendiği, duvarlara seccadeler asıldığı ve “11 ayın sultanı ramazan” yazılarının yer aldığı görüldü.

Bazı okullarda öğrencilerin davul eşliğinde karşılıklı mani söyleyerek “bahşiş” canlandırması yaptığı anlar kayda yansıdı.

Bir imam hatip lisesinde ise “Oruç tut sıhhat bul” yazısının asılması dikkat çekti. “PEDAGOJİK VE ANAYASAL BOYUTU VAR” Eğitim-İş İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Kadir Toruş , uygulamaların yalnızca bir etkinlik başlığı altında değerlendirilemeyeceğini belirtti.

Toruş, “Eğitim ortamlarında öğrencilerin inançları üzerinden ayrıştırılması, etiketlenmesi ve baskı altında hissettirilmesi pedagojik ilkelere, vicdan özgürlüğüne ve bilimsel eğitim anlayışına aykırıdır” dedi.

Devlet okullarının tüm öğrenciler için eşit ve güvenli öğrenme alanları olması gerektiğini vurgulayan Toruş, “Hiçbir çocuğun inancı nedeniyle yalnızlaştırılmasına ya da akranlarından farklılaştırılmasına izin verilemez.

Bu yaklaşım toplumsal barışı zedeler” ifadelerini kullandı. “LAİK EĞİTİM DİN KARŞITLIĞI DEĞİL” “Laik eğitim din karşıtlığı değil, herkesin inancının güvencesidir” diyen Toruş, eğitim kurumlarının görevinin ayrıştırmak değil birleştirmek olduğunu kaydetti.

Toruş, “Çocukların vicdanı hiçbir ideolojik yönlendirme ya da propaganda alanı değildir.

Tüm öğrenciler için eşit, özgür ve bilimsel eğitim hakkı sağlanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” diyerek sözlerini noktaladı. “ÇOCUK BUNU EVRENSEL DOĞRU OLARAK ALGILAYABİLİR” Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nden psikiyatri uzmanı Dr.

Eren Ezgi Gevher Avcı ise tartışmanın yalnızca dini içerikli bir etkinlik meselesi olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

Avcı, “Bu tartışma din tartışmasından öte, devletin nasıl bir okul tahayyül ettiğine ilişkindir.

Okul, çoğulculuğun ve eleştirel düşüncenin öğretildiği bir kamusal alan mı olacaktır, yoksa belirli bir inanç pratiğinin kültürel norm olarak yeniden üretildiği bir alan mı?” dedi.

İlkokul çağındaki çocukların otorite figürlerinin yaklaşımını evrensel doğrular olarak kabul etme eğiliminde olduğunu belirten Avcı, dini ritüellerin normatif bir model olarak sunulmasının çocuk tarafından “uyulması gereken doğru” şeklinde içselleştirilebileceğini ifade etti.

Avcı, “Çocuk bunu kültürel bir etkinlik olarak değil, doğrunun standardı olarak algılar” diye konuştu. “DIŞLANMIŞLIK DUYGUSUNU TETİKLEYEBİLİR” Avcı, özellikle farklı mezhep ya da inançlara sahip ailelerin çocuklarında dışlanmışlık duygusunun tetiklenebileceğini söyledi. “Bu durum iki yönde ilerleyebilir” diyen Avcı, “Çocuk ya içe dönükleşir ve görünmez olmayı seçer ya da zorunlu uyum göstererek içsel bir gerilim ve kimlik çatışması yaşar” ifadelerini kullandı.

Uzun vadede sembolik dışlanma deneyimlerinin değersizlik duygusuna ya da kimliğin savunmacı biçimde katılaşmasına yol açabileceğini belirten Avcı, okulun işlevinin belirli bir dini kimliği temsil etmek değil, farklılıklar için güvenli bir alan açmak olduğunu vurguladı.

Ergenlik döneminde bağımsızlaşma ihtiyacının arttığını belirten Avcı, kamusal alanın yoğun biçimde dini sembollerle düzenlenmesinin gençlerde otoriteye yönelik tepkiyi semboller üzerinden de üretebileceğini dile getirdi.

İlgili Sitenin Haberleri