Haber Detayı
28 Şubat paylaşımları! Milli irade vurgusu: Vesayet zincirleri bir daha kurulamayacak
İletişim Başkanı, Bakan Göktaş ve AK Parti kurmayları, 28 Şubat postmodern darbesinin yıldönümünde yaptıkları açıklamalarda; milli iradenin gücüne, demokrasiye vurulan prangaların kırıldığına ve vesayete geçit verilmeyeceğini vurguladı.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran yaptığı açıklamada, 28 Şubat postmodern darbesinin Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçtiğini, milletin inancına ve iradesine yönelmiş açık bir müdahale olarak hatırlandığını ifade etti.
Duran, 28 Şubat’ın sadece bir dönemin askerî vesayeti olmadığını, başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının gasbedildiği, inançlı insanların kamu görevlerinden uzaklaştırıldığı ve medya baskısıyla toplumun susturulmaya çalışıldığı bir süreç olduğunu belirtti.28 Şubat postmodern darbesi; Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçmiş, milletin inancına ve iradesine yönelmiş açık bir müdahale olarak hatırlanmaktadır.28 Şubat sadece bir dönemin askerî vesayeti değildir.
O dönem, başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının… pic.twitter.com/lNagwfZFSp— Burhanettin Duran (@burhanduran) February 28, 2026Sürecin yalnızca temel hak ve özgürlükler alanında değil, ekonomik açıdan da Türkiye’ye ağır bedeller ödettiğine dikkat çeken Duran, bu dönemin ülke ekonomisine toplamda 380 milyar dolarlık bir maliyet yüklediğini vurguladı.
Milletin değerleriyle kavga eden bu zihniyetin Türkiye’nin ilerleyişini durdurmak istediğini ancak milletin iradesi ve direnci karşısında tutunamadığını kaydeden Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin bu yaraları sardığını ve milli iradeyi esas alan güçlü bir demokrasiyi tesis ettiğini söyledi.28 ŞUBAT’IN GÖRÜNMEYEN YARALARI UNUTULMADIAile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise yaptığı açıklamada, 28 Şubat’ın görünmeyen yaralarını ve zihinlerde kalan izlerini unutmadıklarını vurguladı.#28Şubat’ın görünmeyen yaralarını, sessiz mağduriyetlerini ve zihnimizde kalan izlerini unutmadık, unutmuyoruz.O dönemde engellenen, hayatları kısıtlanmak istenen binlerce kadın ve onların yanında duranlar hala hafızalarımızda.
Bugün, inançlarımızla ve farklılıklarımızla… pic.twitter.com/5x8Inyj9RP— Mahinur Özdemir Göktaş (@MahinurOzdemir) February 28, 2026O dönemde engellenen, hayatları kısıtlanmak istenen binlerce kadın ve onlara destek olanların hala hafızalarda olduğunu belirten Göktaş, bugün özgürce bir arada olunabiliyorsa bunun geçmişi unutmamaktan kaynaklandığını ifade etti.
Göktaş, “Bin yıl sürecek” denilen bu sürece son veren Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür ederek, kimsenin eğitim hakkıyla kimliği arasında kalmadığı yarınlar için çalışmaya devam edeceklerini dile getirdi.AK PARTİ'DEN VİDEOLU PAYLAŞIMAK Parti'nin sosyal medya hesaplarından yapılan videolu paylaşıma, "Baskının, ayrımcılığın, millete karşı efendilik taslamanın meşru sayıldığı günler artık geride kalmıştır.
Milli iradenin darbeyle sınandığı 28 Şubat'ı unutmadık, unutmayacağız. #28Şubat" notu düşüldü."Baskının, ayrımcılığın, millete karşı efendilik taslamanın meşru sayıldığı günler artık geride kalmıştır."Milli iradenin darbeyle sınandığı 28 Şubat'ı unutmadık, unutmayacağız. #28Şubat pic.twitter.com/LUUFF7KPsf— AK Parti (@Akparti) February 28, 2026DEMOKRASİMİZİN KARA LEKESİAK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman da sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, 28 Şubat’ı demokrasinin kara lekesi ve karanlık bir sayfa olarak nitelendirdi.
Yayman, o dönemde millet iradesini gölgelemeye çalışan anlayışın toplumun değerlerini yok sayarak demokratik yürüyüşü durdurmak istediğini ancak milletin sabrı ve kararlılığıyla vesayet odaklarının planlarının bozulduğunu belirtti.
Türkiye’nin güçlü bir liderlik ve kararlı siyasi iradeyle yeni bir döneme adım attığını söyleyen Yayman, 15 Temmuz gecesinin milletin iradesine uzanan ellere karşı duruşunun bir kanıtı olduğunu vurguladı.Demokrasimizin kara lekesi; 28 Şubat..Demokrasi tarihimizde karanlık bir sayfa olarak yer alan 28 Şubat Süreci, milletin inancına, kimliğine ve tercihine yönelen baskıların sembolü olarak tarihe geçmiştir.O dönemde millet iradesini gölgelemeye çalışan anlayış, toplumun… pic.twitter.com/pNz0ZRxIGy— Hüseyin Yayman (@HuseyinYayman) February 28, 2026“ONLAR TUZAK KURUYORDU, ALLAH DA BOZUYORDU”Milli İrade Platformu tarafından yapılan “Bir daha asla!” başlıklı paylaşımda, binlerce masumun değerlerine el uzatan darbenin üzerinden 29 yıl geçtiği hatırlatıldı.
Platform, "bin yıl sürecek" denilen esaret düzeninin kısa sürede çöktüğünü ve milleti parya olarak görenlerin adalet önünde hesap verdiğini belirtti.
Açıklamada, "Onlar tuzak kuruyorlardı, Allah da bozuyordu" ayetine atıf yapılarak, milletin iradesine zincir vurulmasına asla rıza göstermediği ifade edildi.
BİR DAHA ASLA!Binlerce masumun inanç ve değerlerine el uzatan 28 Şubat darbesinin üzerinden 29 yıl geçti.
Kendilerini asıl, milleti parya olarak görenler adalet önünde hesap vermek zorunda kaldı. https://t.co/sy3DtuiWdY pic.twitter.com/3hYpGUioxa— Milli İrade Platformu (@milliiradeplatf) February 28, 2026TÜRKİYE BÖLÜMÜ: HAK KAYIPLARININ TELAFİSİ VE DEMOKRATİK REFORMLARTürkiye'nin yakın tarihindeki bu sancılı sürece dair detayları koruyan açıklamalarda, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde gerçekleştirilen değişimlere geniş yer verildi.
Milli İrade Platformu, seçilmiş hükümetin baskılarla tasfiye edildiği, hukuk üstünlüğünün zedelendiği ve laiklik ilkesinin istismar edilerek insanların ötekileştirildiği o günlerin ardından, bugün hak kayıplarının telafi edilmiş olmasının ve darbecilerin yargılanmasının en büyük teselli olduğunu vurguladı.
İletişim Başkanı Duran da Türkiye’nin bugün "Türkiye Yüzyılı" vizyonuyla, millet iradesini her şeyin üzerinde tutan bir anlayışla yoluna devam ettiğini belirtti."MEDYA HALKIN VE HAKİKATİN YANINDA DURMALIDIR"Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED), 28 Şubat’ın yıl dönümü dolayısıyla demokratik siyasete yönelen her türlü vesayet müdahalesini güçlü bir şekilde kınadığını açıkladı.
Dernekten yapılan açıklamada, 28 Şubat’ın medyanın brifinglerle yönlendirilerek demokratik meşruiyete karşı bir araç haline getirildiği karanlık bir dönem olduğu vurgulandı.
Medyanın vesayetin değil, halkın ve hakikatin yanında durması gerektiğinin altı çizilerek, hiçbir gücün millet iradesinin üzerinde olmadığı belirtildi.Uluslararası Medya Enformasyon Derneği olarak, 28 Şubat Darbe Süreci’nin yıl dönümünde; demokratik siyasete yönelen her türlü vesayet müdahalesini güçlü biçimde kınıyoruz.#28Şubat; seçilmiş iradenin baskı altına alındığı, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandığı, medyanın ise… pic.twitter.com/kI46I2EbFk— Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) (@MedyaUmed) February 28, 2026DESTİCİ’DEN AÇIKLAMABüyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, 28 Şubat’a dair yaptığı açıklamada şunları söyledi;“1997 yılında, Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en karanlık, en utanç verici dönemlerinden birini yaşadı.28 Şubat 1997 günü olağanüstü olarak toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun açıklamasına atfen, “28 Şubat” olarak adlandırılan süreçte, Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grubun yönettiği, yine bir grup siyasetçi, akademisyen, bürokrat ve sivil toplum örgütü yöneticisinin iş birliği ve yoğun bir medya desteğiyle yürütülen organizasyonla, ülkenin seçilmiş yönetimine müdahale edildi."MİLLETVEKİLLERİ İSTİFAYA ZORLANDI"Milletvekillerine ve hükümete baskı yapılarak, istifaya zorlandılar.O gün itibariyle “şeklen” başarılı olduğu ifade edilebilecek müdahale, daha önce görülmemiş biçimi nedeniyle, “post modern darbe” olarak adlandırıldı.Müdahale sadece siyasete değildi.Söz konusu dönem, müdahaleci topluluğun siyasi yapıyı dizayn etme teşebbüsünün yanı sıra, içinde, düşüncelerimizi, inançlarımızı, yaşam tarzlarımızı belirlemeye çalışan, “tuhaf” ama “acımasız” bir “toplum mühendisliği” projesiydi.Milletimizin inançları, yaşadığımız tüm problemlerin önüne konularak, bir “tehdit” olarak milletimizin ve dünya kamuoyunun önüne sunuldu.Bugünün gençliğinin anlamakta, tahayyül etmekte zorlanacağı; kamuya ait tüm alanlarda İslam’a dair her şeyin yasaklanması; eğitim kurumlarından başörtülü kız çocuklarımızın sürüklenerek atılmaları; şehit ve gazi yakınları da dahil olmak üzere, TSK mensuplarının, bakmakla yükümlü olduğu, başörtülü anne, çocuk ve eşlerinin tedavi olmak için gittikleri askeri hastanelere alınmaması; yine TSK mensuplarının başörtülü yakınlarının orduevlerinde yapılan düğünlere sokulmamaları; eşleri başörtülü olan TSK mensuplarının işten atılmaları; diğer kamu görevlilerinin fişlenmeleri ve baskılara maruz kalmaları, o günleri yaşayanların hafızalarında bütün canlılığıyla duruyor.“YARGININ KULLANILMASI 15 TEMMUZ’U DA HATIRLATAN YÖNETİMİN İŞARETLERİNİ VERİR”O günlerde, müdahale aracı olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin imkanlarıyla birlikte “yargı”nın da kullanılması, bize, sonrasında 15 Temmuz’u da hatırlatan bir yöntemin işaretlerini verir.Bin yıl süreceği söylenen 28 Şubat, birkaç yıl içinde, planlayıcıları, uygulayıcıları ve destekçileriyle birlikte yok oldu.“FETÖ’YÜ MİRAS OLARAK BIRAKTI”Ancak geride, prensipleri temellerinden sarsılmış bir hukuk anlayışını, milletimizin yaşatmak için hayatını verdiği devletine güveninin sarsılmasını ve devletin tüm birimlerine sızmış olan fetö’yü miras olarak bıraktı.Siyasetçilerimiz, 28 Şubat dönemini, maalesef, 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980’in korkutucu hatıralarının neden olduğu, suskunluk ve temkinle karşıladılar.“MUHSİN YAZICIOĞLU KORKU DUVARINI TEK BAŞINA YIKTI”O dönemde, sadece Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu, “Türkiye İran olmaz, Suriye olmasına da biz müsaade etmeyeceğiz.” diyerek, siyasetin üzerine çekilmeye çalışılan korku duvarını tek başına yıktı.Rahmetli Şehit Liderimiz, bizce, bu anlamda da tarihimizin çok kritik bir noktasında yer almaktadır.Cumhuriyet tarihimizde yaşanan darbe ve darbe teşebbüslerinin tümünün, millet iradesini ve milletimizin istikbalini hedef aldığını, tümünün hukuk dışı, tümünün dış destekli olduğunu, tümünün ülkemize, milletimize ve devletimize büyük zararlar verdiğini tekrar ifade ederek, 28 Şubat başta olmak üzere millet iradesine yönelen tüm müdahaleleri lanetliyor, başta Rahmetli Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu olmak üzere, ülkesi, milleti ve devleti için feda olmayı seçen kahraman vatan evlatlarını rahmetle, minnetle anıyorum…”MEMUR-SEN: "SİVİL İRADENİN YANINDA DURMAYA DEVAM EDECEĞİZ"Memur-Sen de yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı;“Memur-Sen olarak, tarihe “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat Süreci’ni 29. yılında bir kez daha hatırlatıyoruz. 28 Şubat; sadece bir dönemin siyasi müdahalesi değil, milletimizin inancına, değerlerine ve sandıkta tecelli eden iradesine yönelmiş topyekûn bir vesayet girişimidir.
Eğitim hakkının gasp edildiği, kamu görevlilerinin fişlendiği, başörtülü öğrencilerin baskıya maruz bırakıldığı o karanlık süreç, hafızalarımızdaki yerini korumaktadır.Aradan geçen yıllar göstermiştir ki vesayet düzenleri ne kadar güçlü görünürse görünsün, millet iradesinin karşısında tutunamaz.
Bugün de demokrasiyi zayıflatmaya, inanç özgürlüğünü tartışmaya açmaya çalışan her yaklaşım, aynı zihniyetin farklı tezahüründen ibarettir.Memur-Sen olarak dün olduğu gibi bugün de sivil iradenin, demokrasinin ve temel hak ve özgürlüklerin yanında durmaya devam edeceğiz. 28 Şubat’ı unutmayacak, unutturmayacak; benzer karanlık süreçlerin bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”Memur-Sen olarak, tarihe “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat Süreci’ni 29. yılında bir kez daha hatırlatıyoruz. 28 Şubat; sadece bir dönemin siyasi müdahalesi değil, milletimizin inancına, değerlerine ve sandıkta tecelli eden iradesine yönelmiş topyekûn bir vesayet… pic.twitter.com/oXIrhRzaWU— Memur-Sen (@MemurSenKonf) February 28, 2026AK PARTİ ANKARA İL BAŞKANLIĞI’NDAN 28 ŞUBAT AÇIKLAMASI: "MİLLİ İRADEYİ DAİMA DİRİ TUTACAĞIZ"AK Parti Ankara İl Başkanlığı, 28 Şubat "Postmodern Darbe"nin 29. yıl dönümü vesilesiyle bir basın açıklaması düzenledi.
AK Parti İl başkanlığı binası önünde gerçekleştirilen açıklamada, darbe zihniyetine karşı tavizsiz mücadele mesajı verilirken, demokrasi ve hukuk devleti vurgusu yapıldı.AK Parti Ankara İl Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Cemal Güngör tarafından okunan açıklamada, 28 Şubat’ın Türk siyasi tarihindeki diğer müdahalelerle aynı karanlık amaca hizmet ettiği belirtildi.
Güngör, "Amacı itibarıyla 27 Mayıs, 12 Eylül ve 15 Temmuz neyse, 28 Şubat da odur.
Hatta bu süreç, sadece siyasete değil, sonuçları nesillerce sürmesi planlanan, topluma yönelik ağır bir darbedir" ifadelerini kullandı.ZULÜM DALGASINA VURGUAçıklamada, 28 Şubat sürecinde tankların millet iradesine karşı yürütüldüğü hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi:Seçilmiş hükümetin görevden el çektirildiği,Başörtülü kadınlar başta olmak üzere mütedeyyin kesime yönelik büyük bir zulüm dalgasının başlatıldığı,Vatandaşların dini hassasiyetleri nedeniyle devlet kurumlarından dışlandığı vurgulandı."VESAYET ODAKLARINI TEKER TEKER ÇÖKERTTİK"AK Parti iktidarı döneminde atılan demokratikleşme adımlarına dikkat çeken Güngör, vesayet odaklarının tasfiye edildiğini ve Türkiye’nin hak ettiği demokrasi standardına kavuşturulduğunu belirtti.
Ancak son dönemde başörtüsü ve yerel kıyafetlere yönelik sergilenen bazı tavırların, "28 Şubat zihniyetinin hortlama riskini" koruduğuna dikkat çekti."TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONUYLA MÜCADELEMİZ SÜRECEK"Darbe zihniyetiyle mücadelenin bir "hak ve büyük Türkiye mücadelesi" olduğunu ifade eden Cemal Güngör, açıklamayı şu sözlerle tamamladı:"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, darbeci zihniyet karşısında dimdik durma irademizi yılmadan sürdüreceğiz.
Demokrasi tarihimizde bir daha asla benzer süreçlerle karşılaşmamak için milli irade anlayışını daima diri tutacağız."