Haber Detayı
Söke’de AKP rejimine karşı yürüyüş: 'Laiklik demek, ekmek demektir'
SOL Parti’nin aylardır ülkenin çeşitli kentlerinde sürdürdüğü “rejime karşı birleşik mücadele” çağrısı, Aydın’ın Söke ilçesinde kitlesel bir yürüyüşle devam etti.
“Soyguna, vurguna, karanlığa karşı; emek, toprak, doğa, demokratik Türkiye için” sloganıyla Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşen eyleme yaşam savunucuları, işçiler, üreticiler ve sendika temsilcileri ve çok sayıda Sökeli yurttaş katıldı.
Eylemde, ekonomik kriz, üretici köylünün durumu, laiklik ve yerel yönetim uygulamaları eleştirildi. “ABD KANA DOYMUYOR” SOL Parti Sözcüsü Gizem Özden , konuşmasında ülkenin Ortadoğu politikaları ve ekonomik tabloya değindi.
Özden, “Ülkemiz, Ortadoğu üzerinden şekillenen ABD güdümlü gerici bir rejimin parçası haline getirilmeye çalışılıyor.
Bugün Ortadoğu’yu kana bulayan ABD, İran’a saldırdı.
ABD kana doymuyor ve İran halkını hedef alıyor.
Bizler ne ülkemizdeki gerici kuşatmaya ne de Ortadoğu’daki emperyalizme geçit vermeyeceğiz.
Kahrolsun ABD emperyalizmi” dedi. “DOĞAMIZI DA ESİR ALDILAR” AKP iktidarının 24 yıllık iktidarındaki politikalarını eleştiren Özden, “24 yıldır süren bu sömürü düzeni sadece ekmeğimizi değil, doğamızı da esir aldı.
Bugün Aydın ve Söke kuşatılmış durumda; yaşam alanlarımız sermayeye peşkeş çekiliyor.
Sevgili arkadaşlar, bugün Söke’de soluduğumuz hava değil, kül; içtiğimiz su ise zehir saçıyor.
Bizi yoksulluk ve sefalet düzenine mahkûm edenlere haykırıyoruz!
Büyükşehir Yasası ile toprağından edilen köylünün sesi bu meydanda yankılanıyor.
Dalındaki inciri, tarlasındaki mahsulü savunanlarla yan yanayız.
Eğer bir yerde köylünün hakkı verilmiyorsa, orada adalet de yoktur” diye konuştu. “LAİKLİK DEMEK, EKMEK DEMEKTİR” Laiklik vurgusu da yapan Özden, şunları söyledi: “Bugün laikliği hedef almalarının tek bir sebebi var.
Gerçek sorunların, yoksulluğun, işinden edilen emekçilerin ve bir günde öldürülen altı kadının konuşulmasını istemiyorlar.
Çocuklarımızı ve okullarımızı gericiliğe teslim etmek isteyen iktidarın tartışılmasını engellemeye çalışıyorlar.
Ama biz bunları konuşacağız, konuşmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.
Laiklik demek, ekmek demektir.
Laiklik olmazsa Ege’nin köylüsü sermaye düzeninin insafına terk edilir.
Ülkemizi, memleketimizi emperyalizmin oyun alanı haline getirdiler.
Bizler havamızı ve suyumuzu savunduğumuz gibi topraklarımızı ve laikliği de savunacağız.
Bu topraklar bir avuç haraminin değil, halkındır!
Dostlar, bu gidişata dur demenin yolu birleşik mücadeleden geçer.
Tabandan yukarıya doğru birleştiğimizde bu harami iktidarı yok edebiliriz. ‘Hak verilmez, alınır’ anlayışıyla bu meydanları doldurduk.
Gücümüzü, bu toprakların gerçek sahibi olan halktan ve boyun eğmeyen Efelerden alıyoruz.
Efeler işgalcileri bu topraklardan nasıl sildiyse, biz de bu yağmacı düzene karşı kadınlarla, gençlerle ve üreticilerle birlik olacağız.
Memleketimizi tarikatlara ve yağmacı şirketler düzenine teslim etmeyeceğiz.” “MAKAMLAR GEÇİCİ, EMEK KALICIDIR” AKP’li Söke Belediyesi’nde işten çıkarılan bir işçi de kürsüde söz aldı.
İşçi şu ifadeleri kullandı: “9 yıl boyunca Söke Belediyesi’nde çalıştım.
Bu şehre hizmet ettim.
Tek güvencem işimdi. 11 Şubat günü AKP’li Belediye Başkanı Mustafa İberya Arıkan tarafından işten çıkarıldım.
Benimle beraber 15 kişi daha işten çıkarıldı.
Bu sayı 50 oldu.
Biz işimizi yaptık.
Siyasi görüşlerimiz ve biat etmediğimiz için hedef haline getirildik.
CHP oylarıyla seçilen Arıkan sonra AKP’ye geçti.
Bizim görüşümüz, tavrımız hiç değişmedi.
Belediyeler siyasi intikam alanı değildir.
Halkın ortak kurumudur; halka hizmet etmektir.
Biz kimseden sadaka istemiyoruz.
İşimizi ve emeğimizi istiyoruz.
Kimse bizi onurumuzdan edemez.
Bizim mücadelemiz adalet mücadelesidir.
Susmayacağız.
Hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz.
Makamlar geçici, emek kalıcıdır.” “ÇİFTÇİLİK BİTMEK ÜZERE” İkizköy direnişçilerinden Hasan Yorulmaz ise üretim krizine dikkat çekti.
Yorulmaz, “Benim hayatım bu topraklarda geçti; zeytin ağaçlarının başında, çapa ve kürekle çalışarak ömrümü tükettim.
Bu yılki zeytinliğin halini size anlatayım: Geçen senenin ancak yarısı kadar mal satabildim.
Bunun adı üretim mi, yoksa yok olmak mı?
Elde ettiğim gelir, üretim masraflarını ancak karşıladı.
Bu gidişle nereye varacağız?
Yerin dibine batıyoruz; çiftçilik bitmek üzere, hatta bitti sayılır.
Dışarıdan mal alarak ya da borçlanarak bir ülke kalkınamaz.
Biz ancak üretici güçlerle kazanabiliriz.
Memleketimize sahip çıkmak zorundayız” diye konuştu. “TOPRAĞIMI VERMEYECEĞİM” Milas Karacahisar Köyü’nden eyleme katılan çiftçi Ayşe Sağlam da birlik çağrısı yaptı.
Ayşe, “Artık evlerimizden çıkalım, televizyonları bırakalım ve haklarımızı arayalım.
Bizlerin daha çok kenetlenmesi gerekiyor.
Benim köyümde, atalarımızın nasırlı elleriyle işlediği topraklar şu an işgal ediliyor.
Ben tek başıma bile kalsam toprağımı vermeyeceğim.
Hepimiz birleşelim, birlikte mücadele edelim.
Bu kötülükler artık okullara kadar sızdı.
Köyümde sular kurudu; oysa bu topraklar bizim, bu memleket bizim” dedi.