Haber Detayı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: İran'ın Egemenliğini Açıkça İhlal Eden Saldırıları Esefle Karşılıyoruz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin, ”Müzakere masasından İsrail’in süreci zehirleme çabaları devam ettiği için arzu edilen netice alınamamıştır. İran’ın egemenliğini açıkça ihlal eden ve dost, kardeş İran halkının huzuruna kasteden bu sabahki saldırıları esefle karşılıyoruz. Aynı şekilde, her ne sebeple olursa olsun Körfez’deki kardeş ülkelere yönelik İran tarafından gerçekleştirilen füze ve drone saldırılarını da kabul edilemez buluyoruz.” dedi.
(ANKARA)-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına ilişkin, "Müzakere masasından İsrail'in süreci zehirleme çabaları devam ettiği için arzu edilen netice alınamamıştır.
İran'ın egemenliğini açıkça ihlal eden ve dost, kardeş İran halkının huzuruna kasteden bu sabahki saldırıları esefle karşılıyoruz.
Aynı şekilde, her ne sebeple olursa olsun Körfez'deki kardeş ülkelere yönelik İran tarafından gerçekleştirilen füze ve drone saldırılarını da kabul edilemez buluyoruz" dedi.Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi Hangar İstanbul'da partisinin İl Teşkilatı İftar Programı'nda konuştu.
Erdoğan, burada yaptığı konuşmada şunları kaydetti:"Amerika ve İsrai'in İran'a saldırılarından derin bir üzüntü ve endişe duyuyoruz""Türkiye olarak bu mübarek günlerde bölgemizde ve İslam dünyasında huzur, barış ve istikrarın hakim olması için çaba gösterirken, komşumuz İran'a yönelik, Benjamin Netanyahu'nun kışkırtmalarıyla başladığı ifade edilen Amerika–İsrail saldırılarından derin bir üzüntü ve endişe duyuyoruz.
Bölgemizin yeni bir çatışma sarmalına sürüklenmesini asla arzu etmiyoruz.
Biz, sorunların diyalogla, diplomasiyle ve sağduyuyla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz.
Türkiye olarak her zaman barışın, istikrarın ve kardeşliğin yanında olmaya devam edeceğiz.
Malumunuz diplomasi masasında çözülmesi için çok emek verdik.
Müzakere süreci çeşitli nedenlerle aşılamadığı, ayrıca İsrail'in süreci zehirleme çabaları devam ettiği için arzu edilen netice alınamamıştır.""Kardeş İran halkının huzuruna kasteden bu sabahki saldırıları esefle karşılıyoruz"İran'ın egemenliğini açıkça ihlal eden ve dost, kardeş İran halkının huzuruna kasteden bu sabahki saldırıları esefle karşılıyoruz.
Aynı şekilde, her ne sebeple olursa olsun Körfez'deki kardeş ülkelere yönelik İran tarafından gerçekleştirilen füze ve drone saldırılarını da kabul edilemez buluyoruz.
Sağduyu ve aklıselim hakim olmaz ve diplomasiye alan açılmazsa bölgemiz bir ateş çemberine sürüklenme riskiyle karşı karşıyadır. "Türkiye, yapıcı ve sorumlu tutumunu kararlılıkla sürdürecektir" Gelişmeleri anbean takip ediyoruz.
Hudut ve hava sahamız açısından zaten bir sorun yok.
Her türlü tedbir en üst seviyede alınıyor.
Biz, Türkiye olarak ilk günden beri olduğu gibi sorunların suhuletle, diyalogla ve diplomasiyle çözümü noktasında üzerimize düşeni yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz.
Bu sabahtan itibaren gerek Dışişleri Bakanımız, gerek Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız ve ilgili tüm kurumlarımız muhataplarıyla yoğun temas halindedir.
Türkiye, bölgemizde barışın, istikrarın ve güvenliğin tesisi için yapıcı ve sorumlu tutumunu kararlılıkla sürdürecektir. "28 Şubat'ta da hedef milletin iradesi, milletin tercihi olmuştur" Bugün Türk siyasi tarihinin en kara günlerinden biri olan 28 Şubat müdahalesinin 29'uncu yıl dönümü.
Evet, demokrasimizin kalbine zehirli bir hançer gibi saplanan 28 Şubat postmodern darbesinin üzerinden tam 29 yıl geçti.
Öncelikle şunu ifade etmek isterim: Postmodern darbe olarak nitelenen 28 Şubat müdahalesi; 27 Mayıs Darbesi'ın, 12 Mart Muhtırası'nın ve 12 Eylül Darbesi'nin yeni bir halkasıdır.
Darbeler zincirinin devamıdır.
Aynı halk düşmanı zihniyetin, aynı mütekebbir ideolojinin eseridir.
Öne sürülen bahaneler, kullanılan araçlar değişse de hedef değişmemiştir.
Daha önceki tüm darbelerde olduğu gibi 28 Şubat'ta da hedef milletin iradesi, milletin tercihi olmuştur. 28 Şubat geride devasa bir enkaz bıraktı.
Hem ekonomik, hem sosyal, hem de bireysel anlamda ciddi travmalara yol açtı.
Bilhassa Türk demokrasisi ve Türkiye ekonomisi telafisi yıllar sürecek ağır yaralar aldı.
Yapılan hesaplamalar, 28 Şubat müdahalesinin Türkiye'ye 381 milyar dolar zarar verdiğini ortaya koyuyor.
Bununla birlikte yüz binlerce insanımız; inançlarından, görüşlerinden, dış görünüşlerinden dolayı mağdur edildi. "Türk demokrasisinin standartları yükseliyor" Evlatlarımız inançlarıyla, kariyerleri, dini hassasiyetleriyle okulları arasında bir tercihte bulunmak zorunda kalmıyor.
Güvenlik kuvvetlerimiz, üniversitelerimiz, yargımız, iş dünyamız, sendikalarımız artık vakitlerini siyasete balans ayarı yapmak için değil, asli vazifelerini en güzel şekilde yerine getirmek için harcıyor.
Hasılı vesayetçi zihniyetin tortuları temizlendikçe Türkiye normalleşiyor, millet huzura kavuşuyor, Türk demokrasisinin standartları yükseliyor.
Allah'a hamdolsun AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın kararlı, cesur, bir o kadar da akıllı ve sabırlı mücadelesi sayesinde işte bu noktalara geldik.
Rabbim bugünkü kazanımlarımızda, bugüne kadar elde ettiğimiz hak ve özgürlüklerde emeği, alın teri ve katkısı olan herkesten razı olsun diyorum.28 Şubat'ın yıl dönümünde şunu da açık açık ifade etmek isterim.
O karanlık ve kasvetli dönemler bir daha gelmemek üzere inşallah geride kalmıştır.
Milletimizin gerici, mürteci, takunyalı, çarşaflı, sakallı denilerek aşağılandığı, inancından dolayı tahkir edildiği günler Artık geride kalmıştır.
Türkiye'nin kaptan köşkünde bizler olduğumuz müddetçe, Allah'ın izniyle eskiyi hortlatmaya kimsenin gücü yetmez ve yetmeyecektir."