Haber Detayı
ABD’li ünlü oyuncu sansürü itiraf etti! Batı’nın ifade özgürlüğü kendisine kadar
Filistin’e destek veren sanatçılardan biri olan Susan Sarandon, kendi ülkesinde film çekmesinin engellendiğini dile getirdi. Sarandon’un bu açıklamaları Batı’nın ifade özgürlüğü ve demokrasi konusundaki ikiyüzlülüğünü bir kez daha ortaya koydu.
İsrail’in Gazze’ye yönelik yaptığı saldırılar tüm dünyada tepkiyle karşılanmaya devam ediyor.
En son Tunuslu Yönetmen Kaouther Ben Hania, Berlin’de düzenlenen “Barış için Sinema” gecesinde ödülü reddetti.
Sinema dünyasında bu tepkiler büyük bir memnuniyetle karşılansa da sanatçılar işsiz kalma tehdidiyle karşı karşıya.
İspanya’nın en önemli sinema ödülleri olan Uluslararası Goya Ödülü’nü kazanan Susan Sarandon, Gazze’ye destek vermesinden dolayı ülkesinde film çekmesinin engellendiğini söyledi. ‘SESİMİ YÜKSELTTİĞİM İÇİN MENAJERİM BENİ KOVDU’ Barselona kentinde düzenlenecek Goya Ödülleri galası öncesinde basın toplantısında konuşan Sarandon, “Gazze lehine konuşmam, ABD’de film çekmemi engelledi.” dedi.
Geçen yıl 1 Kasım’da Gazze için bir gösteriye katıldığını anlatan Sarandon, “Sesimi yükselttiğim için menajerim beni kovdu.
Hatta televizyona çıkmam bile yasaklandı.
Hiçbir filmde oynayamadım, Hollywood ile ilgili hiçbir şeyde yer alamadım.
İngiltere ve İtalya’da menajerler buldum ve İtalya’da bir film çekimini ve Old Vic’te birkaç ay süren bir tiyatro oyununu yeni bitirdim.
Biliyorum ki, benimle yeni sözleşme imzalayan bu İtalyan yönetmene bunu yapmaması söylendi.
İşte bu yüzden pek fazla iş bulamadım.” şeklinde konuştu.
Sarandon, insanların fikirlerini özgürce ifade edebilmesi gerektiğini vurguladı.
Filistin’e destek vermeye devam edeceğini kaydeden Sarandon, “Her ulusun kendi kaderini tayin etme hakkına sahip olduğuna inanıyorum.
Filistin yanlısıyım.
Barış ve adalet için çalışan bir sanatçıyım.
Her yerde çocukların öldürülmesine karşıyım.” dedi.
Sanatçılar sistematik sansürle karşı karşıya Batı’nın bu ikiyüzlü tutumu aslında yeni bir durum değil.
Son dönemde iptal kültürü olarak adlandırılan ve sanatçıların dışlanmasına neden olan bu anlayış Eurovision Şarkı Yarışması’nda da yaşandı.
Avrupa Yayın Birliği (EBU), yarışmaya Filistin bayraklarının ve kefiyelerin sokulmasını yasakladı. ‘İptal edilen’ Rus kedileri Batı merkezli kurumların kültürel boykot ve sansür uygulamaları, Rusya-Ukrayna savaşının başlamasıyla birlikte akıl sınırlarını zorlayan boyutlara ulaşmıştı.
Avrupa ve ABD’de Dostoyevski ve Tolstoy gibi dünya edebiyatının temel taşları üniversite müfredatlarından çıkarılırken, tiyatro ve konser programlarında Çaykovski eserlerine yer verilmedi.
Söz konusu ‘iptal kültürü’, Uluslararası Kedi Federasyonu’nun (FIFe) Rusya’da yetiştirilen kedileri uluslararası yarışmalardan men etmesine ve “Avrupa’da Yılın Ağacı” yarışmasından Rus meşe ağacının diskalifiye edilmesine kadar uzanarak sansürün ulaştığı trajikomik boyutları gözler önüne sermişti.
Berlinale’de Filistin sessizliği Uluslararası Berlin Film Festivali’ne Filistin tartışması damgasını vurdu.
Festivalde jüri başkanı olarak görev alan ünlü Alman yönetmen Wim Wenders’in “Sinemacılar politikadan uzak durmalı, biz siyasetin tersiyiz” sözleri tepkilere yol açtı.
Hintli yazar ve aktivist Arundhati Roy, filmini festivalden çekti.
Batı menşeli kurumlar kendi politikaları söz konusu olduğunda sanatı siyasallaştırırken, söz konusu Filistin olduğunda sanatın apolitik olması gerektiğini iddia ediyor.