Haber Detayı

Namus yorgun, vicdan helak
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
01/03/2026 04:00 (3 saat önce)

Namus yorgun, vicdan helak

İyi insansanız; insan, hayvan, hatta orman, dere, göl vb. gibi tehlikeye düşen bir varlığı savunur ve bazen kurtarabilirsiniz de.

İyi insansanız; insan, hayvan, hatta orman, dere, göl vb. gibi tehlikeye düşen bir varlığı savunur ve bazen kurtarabilirsiniz de.

Hatta bir araya gelir ve iki, üç, dört varlığı da kurtarabilirsiniz.

Ancak bir an gelir, yetişmez olur gücünüz.

Çünkü kurtarabileceğiniz azınlıktan kurtaramayacağınız çoğunluğa geçmiştir kurtarılması gerekenler.

Ve kurtarıcı azınlık sizler, bakılamayacak çocuk nüfusu, beslenemeyecek yoksul, istihdam edilemeyecek işsiz ordularına karşı önce çaresiz; ardından “kurtarılmayı beklerken” çoğalanların tehdidi altında kalırsınız.

Bugün Türkiye’de, “hukuk devleti” bu yüzden yıkıldı: Yasalara karşı gelen nüfus, uyan nüfustan büyük.

Bilinçli bilinçsiz, vergi kaçırmaktan rüşvetçiliğe, kapkaççılıktan hortumculuğa, fahiş fiyat koymaktan çürük mal satmaya, küçük büyük suç işliyor insanların çoğu.

PİYANGO VURMAZ, SUÇLU YAKALANMAZ Bu çoğunluk, piyango oynar gibi işlediği suçları katlıyor.

Çünkü piyango bile hileli artık; büyük ikramiyenin aldığı bilete çıkmayacağını bildiği gibi işlediği suçlardan ötürü takibata uğramayacağını, hapse atılmayacağını da biliyor.

Saklandığı kalabalığın içinden hasbelkader çekilip çıkarılır, yani yakalanırsa hapis cezası alsa bile çok yatmayacağını düşünüyor.

Zaten hapishaneler dolu.

Zaten af üstüne af çıkıyor.

Terörist caniler, seri katiller affediliyor, çünkü çoğaldılar.

Hırsızlar, soyguncular affediliyor, çünkü çoklar...

Birinci affa kızıyoruz, ikinci affa köpürüyoruz, üçüncü afta yorulup susuyoruz.

Çünkü aflar çoğaldıkça azalıyor isyanımız.

Hangi birine karşı çıkacağımız sorusu, kırıyor direncimizi, parçalıyor sonuç almak inancımızı.

SUÇLU ÇOK, CEZA YOK Takip edilemeyecek sayıda suçlunun peşi bırakılıyor.

Daha da kötüsü, onları takip etmek, yakalamak, kovuşturmak ve cezalandırmakla görevli devlet memurları suçlular tarafından şikâyet ediliyor ve devlet tarafından cezalandırıldıkları bile oluyor.

Suçlunun hakaret ettiği, kimi zaman saldırdığı polisine, savcısına, hâkimine sahip çıkmayan, memurunun hakkını aramayan devlet, devlet midir gerçekten?

Ya da tam tersi: Silah ve uyuşturucu kaçakçısını tutuklamayan, hatta suç örgütüyle işbirliği yapan, mafyadan sus payı alan, kimisi düpedüz mafyalaşan memurlarını cezalandırmayan devlet, devlet midir?

Peki canını dişine takıp “devletin bekasını” canıyla kanıyla savunurken öldürülen ya da sakat bırakılan on binlerce askerinin, polisinin; salt devlet memuru diye katledilen öğretmeninin, doktorunun vb. hakkını hiçe sayıp katilleriyle anlaşan, el sıkışan politikacılara devletli, devletçi, yurtsever ya da düpedüz “iyi niyetli” denebilir mi?

PKK’Yİ DİRİLTME KOMİSYONU Hayır.

Hele affettikleri terör örgütü zaten yenilmiş ve her gün birer ikişer saldıkları PKK’li caniler, “bilge” kılığında konferanslar verebiliyorsa...

Böyle bir politika devlet tanımını hak eden bir devlet için utançtır, dünden bugüne düşmanı dost ilan eden politikacılar da vicdansız, çıkarcı ve dönek.

Her savaşta ve PKK gibi, yıllarca kan dökmüş bir terör örgütüyle olduğu gibi bir iç savaşta da gün gelir, barış masasına oturulur elbet.

Ama gerçek bir barış anlaşması, ancak tüm tarafların temsil edildiği görüşmelerin sonunda varılan “uzlaşma” dır.

Azgın enflasyona karşın asgari ücretin 20 bin TL olduğu bir ülkenin meclisinde, iki yılda süper emeklilik kazandıran koltuklarından başka hiçbir ilke ve amaçları olmayan bencil politikacılar “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi” diye bir komisyon kurdular.

Sanki Türkiye’de Türklere demokrasi varmış da Kürtlere yokmuş gibi; on binlerce şehit ve gazi ailesinin temsil edilmediği bir masada PKK’yle barışmaya kalktılar.

ADALET NAKAVT, DEVLET TUŞ Hiçbirinin evladı şehit düşmemiş, gazi olmamış; gözünü, bacağını devleti savunmak için yitirmemiş; hatta çoğunun çocuğu Güneydoğu’ya adımını atmamış hanımlar beyler; katillere “umut hakkı” dediler, şehit ve gazi ailelerinin “adalet hakkını“ yediler.

Mutsuz ve umutsuz kıldıkları öksüzlerin, yetimlerin hukukunu savunmadılar.

Barışmak için tarafların uzlaşması gerektiğini düşünmediler.

Çünkü ister Türk olsun ister Kürt, devletine bağlı çoğunluğu hiçe sayıyor ve halkı sürü yerine koyuyorlar.

Yordular namusumuzu.

Yordular devlet saygımızı, yurt sevgimizi.

Gün namussuzun günü.

Adalet nakavt oldu.

Devlet tuş.

Türkiye Cumhuriyeti, onu korumaya yemin edenler tarafından yıkılıyor.

İlgili Sitenin Haberleri

Tutku Yazarlar cumhuriyet.com.tr
3 saat önce

Tutku

İstikrar Yazarlar cumhuriyet.com.tr
3 saat önce

İstikrar