Haber Detayı
Zorlandı ama 3 puanı kaptı
Şampiyonlar Ligi dönüşleri, Galatasaray için çoğu zaman iki ayrı hikaye barındırır: Umut ve sancı. Bu maç da farklı olmadı. Sarı-Kırmızılılar, kötü oynadığı bir karşılaşmada liderliğini sürdürmeyi başardı ama sahadaki tablo, özellikle dönüş maçlarının neden hep 'zor' geçtiğini bir kez daha gösterdi….
Şampiyonlar Ligi dönüşleri, Galatasaray için çoğu zaman iki ayrı hikaye barındırır: Umut ve sancı.
Bu maç da farklı olmadı.
Sarı-Kırmızılılar, kötü oynadığı bir karşılaşmada liderliğini sürdürmeyi başardı ama sahadaki tablo, özellikle dönüş maçlarının neden hep 'zor' geçtiğini bir kez daha gösterdi.
İlk yarıda Galatasaray hücumda beklenen hareketliliği sağlayamadı.
Top ayağa istendi, koşu sayısı az kaldı, üçüncü bölgede tempo bir türlü yükselmedi.
Bu durağanlığın içinde parlayan isim Barış Alper'di.
Enerjisi, dikine oyunu ve mücadele gücüyle takımın en diri hücum opsiyonu oldu.
Sane ise daha çok ayağına top istedi; oyunu genişletmek yerine bireysel anlar kovalandı.
Lang kanadında üretkenlik sınırlıydı.
Sara'nın durgun görüntüsü de hücum geçişlerini yavaşlattı.
Buna karşın orta sahada bir isim vardı ki maçın hikayesini sırtladı: Torreira.
Savunmada Singo–Davinson ikilisi güven vermedi...
İkinci yarıda ileri uçta ise Osimhen'in çabası dikkat çekiciydi.
Sürekli baskı yaptı, savunmayı rahatsız etti.
Attığı golde de bir santrforun yapması gerekeni yaptı...
Doğru yerde, doğru zamanda, doğru vuruş.
Büyük forvet refleksi tam olarak budur.
Fakat Şampiyonlar Ligi seviyesinde bir takımın, sürdürülebilir başarı için daha hareketli bir hücum, daha sağlam bir savunma organizasyonu ve daha cesur rotasyon yapması şart.